Evde Bir Ergen Var Ki! | Karamandan.com - | Karaman Haber

Evde Bir Ergen Var Ki! | Karamandan.com - | Karaman Haber

21 Temmuz 2019 Pazar
Evde Bir Ergen Var Ki!

Yaş almış insanlardan duyduğumuz bir serzeniş,“Bizim zamanımızda ergenlik mi vardı!”  “Bu gençlik nereye gidiyor!” aslında bu cümleler içinde hem merak hem de büyük bir sitem var. 

Ergenliğin sancıları modern çağ ile birlikte günümüzde çok daha karmaşık ve zorlu yaşanıyor; hal böyleyken gençte  öfke patlamalarına, şiddet eğilimine, karşı cinse sığınmalara,madde bağımlılıklarına, hatta intihara ulaşan ciddi tehlikeler ortaya çıkıyor.

Öylesine bir çağda yaşıyoruz ki,  gençlerin fikirleri de tıpkı dronelar gibi havada uçuşuyor.  Ülkemizin her köşesinde gençler bazen evden kaçmayı bazen de intiharı çıkış yolu olarak görüyor. Üzülerek okuyoruz, izliyoruz ve görüyoruz ki, ilimizde bu hafta 16 yaşın altında 3 genç kız intihar etti, 4 genç kız evden kaçtı 1 genç kız ise aşk cinayetine kurban gitti. 

Peki niçin? Bir eğitmen olarak şunu çok net söyleyebilirim ki gençlerin intihar etmesinin, evden kaçmasının ya da farklı insanlara sığınma isteğinin çoğu nedeni depresyon, yalnızlık, umutsuzluk, korku ve etraftakiler tarafından dışlanmışlık hissi onları bu düşüncelere iten ise maalesef anne ve babaların tutumları...

Çocuklarının değişimine en yakından şahit olan anne-babalar çaresiz ve panik içerisinde oysaki bu sorunun çözümü sadece onlarda... 

Ailenin duruşu ergen için hayati derecede önemlidir. 

İyi bir ergenlik dönemi yaşayan genç, kimlik bunalımını atlatmış, birey olarak kendini tanımlamıştır. Kim olduğunu öğrenmiştir. 

Bu dönemi sorunlu yaşayan gençte ise, yalnızlık, mutsuzluk, boşluk duygusu, ilişki kuramama gibi sorunlar baş göstermiştir. Genç, tam olarak toplumda kendini konumlandıramaz. 

Gerçekçi olalım, hangimiz 15 , 16 yaşlarında ebeveynlerimizle çok sağlıklı ilişki içindeydik ? Hangimiz bağımsız birey olmak istemiyorduk ve hangimiz yaşam standartlarımızdan çok memnunduk ? 

Ergenlik döneminde ebeveynleri tarafından desteklenen, pozitif davranışlar gören, küçümsenmek yerine sabırla yol gösterilenlerimiz  şimdi toplumla iç içeler.  

Ergenlik dönemlerinde şiddete maruz kalanlarımız, dinlenmeyenlerimiz, hor görülenlerimiz ise toplumun tenha köşelerinde zehirlerini yeni nesillere aktarmaktalar...

Çocuklarımızı anlamanın en önemli yolu “empati” kurmaktan geçmiyor mu?   Bedenlerinin ve ruhlarının değişimi ile kendilerini ispat etme çabasına giren, her anını stresle geçiren gençlerin kazanılabilmesi için en önemli adım onlarla iletişebilmektir. 

Ergenlik tehlikeye açık, en kritik dönemdir. Genç, toplumsal stres ve tehlikelerle yüz yüzedir. Ama bunlarla başa çıkabilecek ruh sağlığına sahip değildir. Bu durumda en büyük destek anne ve babadan gelmelidir. Anne baba ilgisi eksik çocuk, tehditlere açıktır. Sosyal medyanın şiddet içeren ve cinsel güdülenmeye açık gösterimleri, genci anti-sosyal davranışlara itebilir. Unutulmaması gereken bir nokta vardır ki; o da içinde bulundukları popüler kültürün her geçen gün çocuklarımız için daha çok tehlike arz ettiğidir.

Bu kültürde, sigara kullanma yaşı ilkokula, uyuşturucu kullanma yaşı ortaokula inmiş durumdadır. Cinsel kimlikte sapmalar, okulda şiddet, belirli şeylere karşı takıntılı hale gelmek, karşı cinsi sığınak bilmek ve intihar eden gençler de ayrı birer tehlikedir. 

Gençlerimizin boşluğu niye ? Bu boşluğu gençler ne ile doldurmaya çalışıyorlar?  

Anne-babalar öğretmenlere “iyi de biz nasıl davranalım?" diyorlar. 

İLGİLENİN! 

Kendi hayat telaşınızdan çocukluk dönemini kaçırmış olsanız bile, en azından gençlik döneminde Ona eşlik edin, dinleyin, destekleyin, hobilere yönlendirin, cesaretlendirin. Bunları yaparken de onları boğmayın, şımartmayın ve unutmayın ki, siz onların arkadaşı değil, anne-babasızınız! 

Onlara değerlerini anlatın; ait olunduğunu, sevildiğini hissetsin. Ve arkasına dönüp gitmesin, boşluğa, hiçliğe, ölüme... 


Çiğdem GÖKTAŞ TEKİN

Okunma : 4325