Ne Yesek de Bastırsak | Karamandan.com - Karaman Haber

Ne Yesek de Bastırsak | Karamandan.com - Karaman Haber

11 Temmuz 2020 Cumartesi
Ne Yesek de Bastırsak

Karaman, ‘ırok’u ve ‘ikbebet’i bilmez. Ben kıymayı, kıyma karıştırılmış yiyecekleri pek sevmem. Sıkma menüleri arasında kıymalı ilk sıradadır ama bir önceki yazıda es geçtim. Sevmediğim ve tatmadığım yiyecekleri önermiyorum.

Etin kıyma hali beni rahatsız eder. Son günlerdeki politik tartışmayla ilgisi yok. Eti, et olarak, parça halinde veya kemikli severim. Koyun veya keçi tercihimdir.

Kıyma görünce, ete işkence edildiğini hayal eder, üzülürüm. Etli ekmeği de kuşbaşılı veya bıçak arası isterim.

Kıymaya üç yerde açık kapı bırakırım. Tekirdağ’da evime gelen misafirlerim “Buranın köftesi meşhurmuş” diyerek, köfte yemek isterlerse, onların hatırına katlanırım.

Bir de Karaman’da parmak kebabına hayır diyemem. Karabüber’i çoktan duymuşsunuzdur. Ben de size Hecceler tarafında bir küçücük mekanı öneririm. Muhtarlık binası ile taksi durağına komşu şirin bir barakadır. Haksız rekabete yol açmak istemem. Deneyip, kendiniz puan verin.

Kıymalı Su Böreği 

Su böreğinin kralını Karamanlı yapar. Ben peynirlisine bayılırım. Su böreğinin tereyağından ve yumurtadan sararan katları arasında peynirler ışıl ışıl parlar. Maydanoz su böreğinin olmazsa olmazıdır. Peynirin ve tereyağının rayihasına maydanoz kokusu karışır. Haşlanmış hamur, tereyağı, maydanoz ve kızgın ateş arasında erimiş peynirin tadı ve kokusu başka hamur işinde yoktur.

Karaman’da, 8-10 yıl olmuştur, istediğim su böreğini yiyemedim. Ankara’da ayda bir, Karamanlı değerli bir abim, su böreğimi ayarlar. Bir tepsi içinde, mis gibi tereyağlı ve bol kıymalı su böreğini sabırla beklerim. Su böreğinin hatırına kıymaya kibar davranırım. Eşi, değme ustaları cebinden çıkartır. Çünkü o da Karamanlıdır, hamur işlerinin hakkını verir. Su böreğim gecikecek olursa, Mevlana Bulvarındaki Hacı Baba’nın yolunu tutarım.

Karaman’da ‘senbusek’de yoktur. Bunun yerine bir ova köyünde, tandırda, kara sac üzerinde pişirilen etli börekten yiyebilirsiniz. Ben kakırdaklı olursa yerim. Soğansız ve bol acılısına dayanamam.

‘İncasiye’yi yıllardır yemediğinizi tahmin ediyorum. Karaman bunu da bilmez. Ama Kılbasan’da ‘erikli’ adıyla yapılır. Kim yapar, nasıl yapar, nerede, nasıl yersiniz, bilmiyorum.

Kılbasan’ın eski belediye başkanı Ahmet Ertuğrul olsa, size erikliyi mutlaka tattırırdı. O da Ankaralı oldu. Sevgili “Büyükşehir Belediye Başkanımızı” ben de göremez oldum. Duyduğuma göre, işçi babası Nazmi Irgat, danışmanına soluk aldırmıyormuş.

Ev yemeklerinin hiçbirini yazamadım. Topalağı, çiçek bamyayı, arabaşını, tirit ve paparayı diyemedim. 

Tatlılarla aram iyi değil. Revani ve fırın sütlacı saymazsam, tatlı aklıma hiç gelmez. Benim tatlım, karakovan baldır. Birkaç kez Ermenek civarından aldım. Çiçek balı olsun, içine sahtecilik girmesin, Türkiye’nin her köşesinin balı güzeldir. 

Karaman tatlı işini Diyarbakırlılara bırakmış. İyi de yapmış. Hem temiz mekan hem kaliteli malzeme hem lezzetli ürünler. Dostlarımın buluşma adresi. Kaç sefer beni de ağırladılar. ‘Diyar’ Karaman’ın markası ve gözde mekanı olmuş. Kafe ve pastanelerde önceliğim Maraş usulü dondurmadır. Maalesef Karaman’da gerçek salepten dövme dondurma yok. Varsa da ben bilmiyorum.

Size kuymaktan bahsetmezsem günaha girerim. Kuymak da Kılbasan’da yapılır. Karadeniz kuymağıyla adaştır ama birbirine hiç benzemezler.

Şimdi taze bal ve kaymağın en güzel dönemi. Kovanlardan bal hasadı başladı. Bir tabak sıcak kuymağın göbeğine Karadağ balından birkaç kaşık oturtup tadım yapmanızı isterim. Kaymak severseniz, manda dışında, Karaman’da her çeşidini bulabilirsiniz. 

Ağır Bakım

Bir de bizim Karaman ekibinin öncüsü Ahmet Çelik’in ağır bakımı vardır. Karaman’da ayda bir ağır bakıma girmek iyidir. Ağır bakım malzemeleri: Karaman pidesi, çimen, pastırma, tahin-pekmez, köpük helva, zeytin, peynir, saman helva.
Tedarik yeri Helvacı Muzaffer’in mahdumları.

Şöyle biraz deniz havası alalım derseniz, istikamet Narlıkuyu. Lagos ve eşlikçileri sizi bekler. Otu çöpü ve ara sıcak deniz ürünlerini fazla kaçırırsanız, lagosa yazık olur. 

Dağ havası derseniz, bu kez daha kısa mesafedeki Sertavul. Esnafı, eti ve sunumu bilir. Hiçbir müşteri mutsuz ayrılmaz. Sertavul’un her şeyi bir kenara, ‘incik’i bir kenara. (Sevgili Vefik, kulakların çınlasın) Yanık yoğurdun da en lezzetlisini Sertavul’da yiyebilirsiniz.

Ermenek helvasını, cevizli sucuğu, küncülüyü anlatamayacağım. 

Bağa, bahçeye dalmadan “Karaman’da Boğazlar Meselesi” eksik kalır.

Şu günler kiraz mevsimi. Kaçırmayın. Önünüzde birkaç gününüz var, yok. 

Sonra meyve sebze bolluğu başlayacak. Elmalar, armutlar, şeftaliler, incirler, üzümler...

Artık canınız ne çekerse, pazar tezgahlarında görücüye çıkacak. Seyri de güzel olur, yemesi de. Karaman’da pazar yerleri kasıma kadar, cennet reklamı ve tanıtımı yapılan meyve-sebze fuarları gibidir.

Karaman’da ikramı bilen ve yemek yemeyi sevenlerin parolasını da benden duymuş olmayın. Boğazınıza kadar doymuşsunuzdur. Siz, “Bu kadar kaçırmasaydım” diye düşünürken, yanınızdaki
“Ne yesek de bastırsak.” bombasını patlatır.

Karaman’ın tekerlemesidir:
“Din din, dimedim din.”

Bunca yiyecek şükürsüz olmaz. Şükrün en basit hali, sofrada tebessümdür. Nimetleri paylaşma arzusudur, cömertliktir, ikramdır. 
Bir kul için en çirkin şey, bunca nimete rağmen şükürden habersizliktir.

Karamanlıca uyaracak olursak:
“Yin yin, yimedim din.”

İşte bunun adı da nankörlüktür. Nankör kelimesinin gerçek anlamı ise ekmeği görmeyen kişi demektir. Farçada ekmek nan, kur ise görmeyen demektir. Nankör, yediği ekmeğin, gördüğü iyiliğin kıymetini bilmeyen, ve nimeti inkar eden (kafir) anlamında kullanılır.

Nankörlük insanın alçalma halidir, çukurda debelenme halidir. Nimete, nimetin sahibine, nimete aracılık edene saygısızlığın adıdır, nankörlüktür.

Nankörlük, şükretmenin zıddıdır.
“Bana şükredin, bana nankörlük etmeyin.” (Bakara Suresi: 52. Ayet-Meal:Kur’an Yolu)

Allah’ım, bizi nankörlerden etme. Allah’ım bizi nankörlerden uzak tut.

Gezi rotamızı inşallah ileriki günlerde yazacağım.

Babür Şeber’i Kaybettik

Karaman’ın köklü ailelerinden
Tapucu Koca Kemal ve Saime Şeber’in oğlu Babür Şeber, uzun süredir rahatsız olduğu amansız hastalığa yenik düştü.

Karaman’da da bir süre avukatlık yapan Babür Şeber’in vefat haberini Karaman’dan.com sitesinden okudum. Şeber Ailesi Karaman’ın köklü, asil ve sevilen ailesidir.

Anı Bisküvi’nin Kültür Yayınları arasında çıkan ve her kesimin beğenisini kazanan Toprak Damlı Evlerin Çocukları adlı prestij kitap matbaadan çıkar çıkmaz elime ulaşmıştı. Yoğun emek ürünü olan kitapta yer alan isimlere göz attığımda, “Adı niye yok?” diyerek, hatırıma gelenlerin başında Rahmetli Babür Şeber vardı.

Biliyorum, böyle çalışmalarda herkes, kendi tanıdığına ve yakınına bakar. Umduğu ismi göremeyince hayal kırıklığı yaşar. Oysa ne zordur birbirinden uzak, birbirini tanımayan kişileri bir kitapta, aynı duygu yoğunluğu içinde buluşturmak.

Daha önce Toprak Damlı Evlerin Çocukları kitabı üzerine uzun bir değerlendirme yazısı yazmıştım. Kitabı bir günde okumuştum. 50 değerli hemşehrimizin hayat mücadelesinden kesitlerin, kendi kalemlerinden aktarıldığı kitap, alanında bir ilkti ve övgüye değer bir  kültür hizmetiydi.

Anı Bisküvi Kültür Yayınları projesinin fikir babası, Karaman’a her yıl Türk Dil Bayramı ve Yunus Emre’yi Anma Etkinlikleri kapsamında bir kitap kazandıran Sayın Rıfkı Boynukalın, telefonda yaptığımız bir sohbette, Toprak Damlı Evlerin Çocukları kitabının doğuşunun öyküsünü anlattı. 

Kitap işi çok zordur. Uzaktan eleştirmek ve kusur aramak kolaycılıktır. Farklı kişilerden gelecek yazılarla oluşturulacak bir eserin hazırlanıp Karaman’ın kültür hazineleri arasına katılması büyük bir başarıdır.

Bunu bir de Sayın Rıfkı Boynukalın’ın kendi ağzından dinleyince, kitapta yer almasını istediğim kıymetli büyüklerimin isimlerini söylemeye çekindim. Ama Sayın Boynukalın, “Yer vermemiz gereken bazı isimler vardı. Bir bölümüne ulaşamadık. Bizim aklımıza gelmeyen isimler de olmuştur. Ama kitap 50 isimle sınırlı olunca, maalesef böyle eleştiriler gelebiliyor” demişti.

Keşke Karaman’la ilgili daha çok yayın olsa. Karaman’dan ayrılmış, başka şehirlerde yaşayan hemşehrilerimizden haberdar olsak. Maalesef iletişim kanallarımız Facebook’la sınırlı. Feys grupları kendi dışındaki feys gruplarına gözlerini ve kulaklarını kapatıyor.

Bir de siyasi içerikli taşlamalarla, çoğu yurtdışı kaynaklı aptalca şakalar paylaşılıyor. Şeytan taşlamaktan fırsat kalmayınca dostların ne yaptığından kimsenin haberi olmuyor.

Avukat Babür Şeber’den birçoğunuz, benim gibi, ölümü dolayısıyla haberdar oldu. 1960’lı, 1970’li yılların boylu poslu, esmer yakışıklısı ve eğitimli abilerinden biriydi. 78 yaşında ve iki çocuk babası imiş. Cenazesi Erenköy Galip Paşa Camisi’nde kılınan namazdan sonra Erenköy Mezarlığında bugün (27 Haziran 2020 Cumartesi) toprağa verildi.

Merhum Babür Şeber’e Allah’tan rahmet diliyorum. Mekanı cennet olsun. Yıllardır görmediğim kardeşlerinden Avukat Hüseyin Şeber’e, Avukat Aslıhan Altınay ablaya, Gülseren Uğur ve Hafize Küçüksümbül’e, kederli ailesine sabırlar dilerim.

Yakınlarının ve Karaman’ın başı sağ olsun.

Ahmet Tek

Okunma : 5326