Karamandan.com

Karamandan.com

21 Ekim 2020 Çarşamba
Karaman’ın Üniversitesi ve İki Bayram Üzerine
Türkiye’de bir yılda iki kez kutlanan bayramımızı bilen var mı? Bu bayramın ilki 13 Mayıs’ta, ikincisi 26 Eylül’de kutlanır.
Kategori : Köşe Yazıları
19 Eylül 2020 12:17
 
Karaman’ın Üniversitesi ve İki Bayram Üzerine
karaman

Türkiye’de bir yılda iki kez kutlanan bayramımızı bilen var mı?

Bu bayramın ilki 13 Mayıs’ta, ikincisi 26 Eylül’de kutlanır. Mayıs ayında yapılan kutlamanın merkezi Karaman’dır.

Evet, bildiniz. Türk Dil Bayramı. Güzel ülkem, iki kez dil bayramı kutlayan dünyanın tek devleti olmakla övünse yeridir.

“Karaman Türkçenin Başkenti” ve “Karaman Türk Dilinin Başkenti” yazılı anıtlarımız var. Karaman konulu her konuşma metnine koyduğumuz klasikleşmiş sloganımız budur.

Karamanoğlu Mehmet Bey, 13 Mayıs 1277’de Türkçe Fermanı yayınlamış.

Bu fermanın kaynağı kabul edilen İbni Bibi, Selçukname adlı eserini Farsça yazmış. Dolayısıyla tek kaynak olan İbni Bibi, fermanı da Farsça yazmış. Gerçek ibareyi maalesef bilmiyoruz.

Prof. Dr. F. Nafiz Uzluk, İbni Bibi Selçuknamesi’ni 1940’da Farsçadan Türkçeye çevirmiş. Selçukname’nin başına aldığı fermanı şöyle Türkçeleştirmiş:

“Bu günden sonra hiç kimse divanda, dergâhta, barigâhda, mecliste ve meydanda Türkçeden başka dil kullanmayacak.”

Önce bir hakkı teslim edelim. Emek ürünleri asla sahipsiz değildir. Fermanı bu haliyle okumamıza vesile olan kişinin adını anmadan geçmeyelim.

Günümüzde genellikle kullanılan bu ibare, Prof. Dr. F. Nafiz Uzluk’a ait. Bir başka şekilde kullanılan ibare ise 1440’larda Selçukname tercümesini yapan Yazıcızade Ali’ye aittir.

Dil nasıl kullanılır? Ya konuşmayla ya da yazmayla. Fermanda kastedilen hangisi acaba?

Ferman mı, Buyruk mu?

Mehmet Bey’in Türkçe duyurusunun başlığı bile Farsça; Türkçe “buyruk” yerine Farsça “ferman” kelimesi seçilmiş. Buyruk kelimesi çok eski bir kelime, sonradan uydurulmuş da değil. Sebebi hikmetini bilmiyorum.

Fermandaki kelimelerin kaçı Türkçe?  Fermandaki kelimelerin tamamını kaç kişi doğru telaffuz edebilir? Fermandaki kelimelerin anlamlarını kaç kişi biliyor? Fermanı kaç kişi doğru yazabilir?

Örnek mi istediniz; Mehmet Bey heykeline bir daha bakın. Mehmet Bey’e değil, elinde tuttuğu fermandaki yazıya. 

Türkçe kurallarına uymayan bir yazı. Sakın yanlış anlaşılmasın! Ne anıttaki kişi gerçek Mehmet Bey, ne fermanı gerçek ferman. O bir heykel. Sanatsal değerini bilemem ama o tür eserlere heykel denir.

Fermanın yazılı bir metni varsa, ki bugüne kadar böyle bir belge bulunmadı, harfleri latin alfabesinden değildir.

Bugün kullandığımız alfabe, 1 Kasım 1928’de Harf Devrimi ile kabul edildi. Latin alfabesini Türklerin öz alfabesi sanan çok kişi gördüm. Türkler 10. Yüzyıl’dan itibaren, İslamiyete geçtikleri için, Arap alfabesini Türkçe ses sistemine göre uyarlayıp kullanmışlardır.

Bugünkü alfabemiz 92 yaşında. Yani bir asır olmamış. Selçuklu İran’ın da hakimi olması nedeniyle yazıda Farsçayı kullanmış.

Bundan önceki yazımın birinde şiveyi, sonrakinde telaffuz konusunu ele almıştım. Şiveler kayboluyor, telaffuz ise ciddiye alınmıyor.

Gelelim Yazı Dilimize

Bir facia desem, abartmış mı olurum? Üniversite mezunlarının bile yüzde 80-90’ı görüşlerini ifade edecek bir metni hem noktalama hem içerik olarak yazabilecek yeterlikte değil. 

Buna facia demeyip de ne ad koyalım?

Bu vebal kimin? Milli Eğitim camiasının mı, dil kurumlarının mı, iktidarların mı?

Biz asla kendimizde kusur görmeyiz. Suç illâ bir kişinin, bir kurumun, bir toplumun üzerindedir. Bizde kusur ne gezer. Öğrettiler de öğrenmedik mi?

Halide isminin “de”sini ayrı yazacak kadar medyatikler var. Duymuş ya, “de” “da” ayrı yazılır. Sonu de ve da ile biten bütün sözcükleri ayrı yazılacak zannediyor şaşkın!

Bunların bir bölümü, arsızca kendilerinin yazar olduğunu bile söyleyebiliyor. 

Gerede, nerede, içinde, piyade, ziyade kelimeleri de bu kesimin saldırısına uğrayan sözcüklerden bazıları. Bu kelimelerin de’lerini bile ayıracak kadar ileri gidenler var.

Allah’tan ‘mi’ ve ‘mü’ gibi soru eklerini henüz keşfeden olmadı. Yoksa cami’nin mi’sinin ayrı yazıldığını görürsünüz. 

Samimi, Selami, Sami’nin mi’sini de mutlaka ayrı yazacaklardır. Acemi, mermi ve yirmi de risk grubunda yer alan kelimeler. Kendisini aşmış olanlar minare’nin mi’sine bile acımazlar.

Ki bağlacının başına gelenleri unutmadım. Halide’nin “de”sini ayıranlar tilki’nin “ki”sini unutur mu? 

Akseki, Haseki, ahlâki, hukuki, ilişki, musiki, pilaki, bitki, tepki, kelimeleri şimdiden tedbirini alsın, ki’lerine sahip çıksınlar.

Türkçe özürlüler adeta acemi avcı. Ellerinde taramalı silah, bildikleri birkaç kelime ile her yere ateş ediyorlar. Bu acemi avcılar yüzünden her gün başımıza, gözümüze, kulağımıza kurşun isabet ediyor.

Erdem Beyazıt’ın “Sana, Bana, Vatanıma, Ülkemin İnsanlarına Dair” şiirini hatırlamanın vaktidir:

“İsyan şiirleri bilirim sonra
Kelimeler ki tank gibi geçer adamın yüreğinden 
Harfler harp düzeni almıştır mısralarda...”

Karaman, Türk dilinin başkenti! Öyle mi? 

Ekonomi terimi olarak müşteri; bir ürünü almaya niyeti ve imkanı olan kişiye denir.

Bir ürünü almaya niyet edip, yıllarca hayalini kursanız, o üründen gözünüzü ayırmasanız bile alım gücünüz yani paranız yoksa müşteri sayılmazsınız. 

AVM’lerde parasız dolaşanlar da müşteri değildir. Onlar avaredir, aylaktır. Aşağılama olarak söylemiyorum. Kelime anlamıyla öyledir.

Bir ürünü çalarsanız hırsız, zorla alırsanız gaspçı olursunuz. Bir şey olmanın şartları vardır. O şartlar yoksa, o şey olunamaz.

Bir daha soralım; Karaman Türk dilinin başkenti mi?

Evet diyenlere bir sorum olacak. Üniversitemizin adını biliyor musunuz, hiç gördünüz mü, okudunuz mu? 

29 Mayıs 2007’de Resmî Gazete’de yayımlanan 17 üniversiteden biri de bizim üniversitemizdi. Kararı dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer imzalamıştı.

Hepimiz sevindik, Karaman üniversiteye kavuşmuştu. Kimse okulun adına dikkat etmemişti. Belki de edenler oldu da, onları duyan olmamıştı.

“Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi” yazısı 13 yıldır duruyor. Resmî belgeler ve internet sitelerinde bu isim milyon kez kullanıldı. Üstelik Türk Dili ve Edebiyatı Fakültesi bile var.

Hiçbirimiz sormadık. Mehmet Bey, üniversiteli olunca Mehmetbey mi olmuştu? Hani üniversite çok şeyi değiştirir ya!

Heykellerin, fermanların altında Karamanoğlu Mehmet Bey yazar. Kitaplarda, ansiklopedilerde Karamanoğlu Mehmet Bey yazar.

Karaman merkezde bir okulumuz var. Resmî adı Karamanoğlu Mehmet Bey İlköğretim Okulu’dur.

Doğrusu Mehmetbey ise Mümine Hatun, Zübeyde Hanım, Piri Reis, Kemal Reis niye ayrı yazılmış?

“Bu dil ağzımda annemin sütüdür.”
“Türkçem, benim ses bayrağım.”
“Karaman Türkçenin Başkenti.”
“Karaman Türk Dilinin Başkenti.”

Daha uzatmaya gerek yok.

Tokat’ta Gaziosmanpaşa Üniversitesi var. Bursa’da  Ahmet Vefik Paşa Devlet Tiyatrosu. Bir paşamız ayrı, bir paşamız bitişik. Alanya Hamdullah Emin Paşa Üniversitesi’nin paşası da ayrılığı seçmiş.

Bunlar devletin sorumluluk verdiği insanların işleri. O gün akıllarına hangisi uygunsa onu yapan grubundan. 

Gecikmiş Bir Soru

Murat Bardakçı adını duymayan yoktur. Sayın Bardakçı 14 Mayıs 2020’de Habertürk internet sitesinde “Türkçe Fermanı” hakikaten Karamanoğlu Mehmed Bey’e mi Ait?” başlıklı bir makale yazdı. 

Televizyon programında konuşurken ağzını “gıygıy” yapması, kelimeleri yutması yüzünden ne söylediğini anlayamadığım Sayın Bardakçı bu yazısının ikinci paragrafında “Dün bu bayramın 743. yıldönümüydü” diye yazmış.

Sayın Bardakçı’nın meziyetlerinden biri başkasının kusurunu bulmaktır. Bu cümlesi özensizliğinden olmalı, doğru değil. Cümle “Türkçe fermanının 743. yıldönümü” olmalıydı. Yoksa Dil Bayramı daha dünün çocuğu.

Sayın Bardakçı, yazısını şöyle bitirmiş:

“Türkçe konuşun!” diyen fermanın verilmesinin üzerinden yedi asır geçmiş ama bu dili doğru dürüst yazmayı maalesef hâlâ öğrenememişiz.

Tamamen katılıyorum.

Sayın Bardakçı! Sadece yazmayı mı öğrenememişiz? Lütfen siz de dahil olmak üzere tv programlarını izleyin ama dinleyerek...

26 Eylül’de Dil Bayramı’nı kutlayacağız. Murat Bardakçı’nın cümlesini bir ilave ile bitiriyorum.

“Türkçe konuşun! diyen fermanın üzerinden yedi asır geçmiş ama dili doğru dürüst konuşmayı ve yazmayı maalesef hâlâ öğrenememişiz!”

“Karaman Türkçenin Başkenti”, “Karaman Türk Dilinin Başkenti” diyorsak, kanıtlamak zorundayız.

Üniversitesinin isminin Mehmetbey olarak konulmasının mahiyetini bilen bir hocamız çıkarsa, görüşlerini buradan paylaşabiliriz.

Ahmet Tek

Okunma : 1949
REKLAM
EKSPERTİZ
karaman


guney sigorta
Gündem haberleri
Karaman’da silahlı kavga: 1 yaralı
18 Ekim 2020 Okunma: 13489 Asayiş
Baba ve oğlunun öldüğü kaza kamerada
19 Ekim 2020 Okunma: 6756 Asayiş
Direksiyon Başında Kalp Krizi Geçirdi
17 Ekim 2020 Okunma: 6680 Asayiş
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın