Kan ve kültür | Karamandan.com - | Karaman Haber

Kan ve kültür | Karamandan.com - | Karaman Haber

16 Ekim 2019 Çarşamba
Kan ve kültür

Kan, ölüm, cinayet…
Saldırı, kavga, vahşet…
Şiddet, şiddet, şiddet.

Haber  izliyor ya da okuyorsanız,  televizyonlarda, gazetelerde ve sosyal medyanın her mecrasında en çok maruz kaldığınız başlıkları veya içerikleri bu kelimeler oluşturuyor.

Abartılı mı buldunuz?

Aile içi şiddet, sokak kavgaları, hayvanlara kötü muamele, cinsel taciz ve trafik kazalarını da ekleyin.

Ekranları ve gazete sayfalarını bu tür haberler ele geçirmiş durumdadır.

Karaman’daki medyada bile haber sunumları arasında şiddet, cinayet ve ölümler ön planda. Üstelik en çok izlenen ve okunan haberler arasında yine bu haberler ilk sırayı alıyor.

Güzel ülkem sanki kan denizinde yüzüyor.
Hepimiz kan kokusunu içimize çekiyoruz.

Birer kirpiye dönüştük.

Tüylerimiz ve sinirlerimiz kirpinin okları gibi ürpertiden dimdik duruyor.

Haz mı duyuyoruz, tiksinti mi?
Neden rahatsız olmuyoruz?

Ülkemizden haber adı altında üzerimize boca edilen ve ruh sağlığımızı nasıl etkilediğini herkesin tahmin ettiği bu olaylar zincirinin devam eden halkalarını biraz daha büyük ve geniş olarak dış haberlerin üslubunda da görüyoruz.

Dünyadan, özellikle İslam ülkelerinden aktarılan haberlerin şiddet dozu, ülkemizdekinden daha fazla oluyor.

Özetle, sanki her yerden kan akıyor, her yer kan kokuyor.

Yakınımızdan başlayalım…

Suriye, bir bataklık. Hem de yıllardır. Bataklıkta boğulmak istemeyenler ülkelerini terk ediyor. Kolay kaçış noktası neresi ise, milyonlar o ülkeye sığınmak zorunda kalıyor. Sığınmacıların büyük bölümü ise soluğu ya Türkiye’de ya Ürdün’de ya Lübnan’da alıyor.

Kaçan kaçana…

Libya’dan, Afrika’nın iç savaştan ve yoksulluktan bunalan ülkeleri başta İtalya olmak üzere Avrupa ülkelerine her gün kaçak yollardan binlerce Müslüman geçmeye çalışıyor.

Suudi Arabistan destekli güçler, Yemen’de çoluk, çocuk, kadın ve yaşlıları katlediyor.

Uzak Doğu’da bir milyara yaklaşan nüfusa sahip Müslümanlarının yaşadığı coğrafyadan her gün yüzlerce kişinin radikal örgütlerin sebep olduğu katliamlar sonucu öldüğü bilgileri geliyor.

Afganistan, Pakistan, Bangladeş, Myanmar, Uygur, Keşmir,  Afrika’nın iç savaş yaşayan ülkeleri…

Bu ülkelerden duyduğumuz haberlerde de kan, vahşet, acı ve gözyaşı var.

Her gün canlı bomba haberleri; Camiye, okula, pazar yerlerine, kalabalığın bulunduğu her noktaya bir patlatmada onlarca can alan tuzaklar kuruluyor…

Radikal grupların terör zulmü, mezhep veya görüş ayrılıklarının sonucu çıkan iç çatışmalar…

20. Yüzyıla kadar askerlerin cephelerde yaptığı savaşların yerini, günümüzde özellikle Müslüman nüfusun yoğun olduğu ülkelerde, alçakların ve radikallerin zulmü aldı.

Yine Müslümanların yoğunlukta olduğu ülkelerde otoriter yönetimlerin zulümlerinin çoğundan haberdar olamıyoruz. Çünkü otorite, şeffaflığa geçit vermeme ilkesine bağlıdır.

Bombalanan, savaşan, çocuklara, kadınlara ve yaşlılara acımayan, her gün yüzlerce masumun hayatını kaybettiği Müslüman ülkelerin yazarı, şairi, ressamı, sanatçısı yok mudur?

Yarım asırdır kan dökülen, Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin doğum yeri Belh gibi İslam Medeniyeti’ne beşiklik yapmış şehirlere ve kültüre sahip Afganistan’dan bir şairin adını duydunuz mu? Bir yönetmen adı söyleyebilir misiniz? Çağdaş bir edebiyatçısı var mıdır? (Halit Hüseyin’i hatırlatmayın. Afganistan kökenli olmak ayrı, Afganistan’dan olmak ayrı. Üstelik, ABD’den ve İngilizce yazmamış olsa, yine bizim haberimiz olmazdı.)

Belki birkaç istisna var. Mısır’ın Nobel Ödüllü yazarı Necip Mahfuz gibi… Ama İran ve Mısır edebiyatının çağdaşlarını kendi dillerinden çeviri ile tanımadık. Bir bölümü İngilizce, bir bölümü Fransızcadan yapılan tercümelerle okuma imkanı bulduk.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yakınıyor:

‘’Eğitim ve kültür alanında hedeflediğimiz noktaya gelemedik.’’
‘’Siyasi iktidar olduk ama sosyal ve kültürel alanlarda iktidar değiliz.’’

Hangi kültür?

Yazmayı 1980’lerde bırakan Sezai Karakoç ve 15 yıldır yazı orucunu sürdüren İsmet Özel’e yaklaşacak nitelikte bir düşünür, yazar veya şair var mıdır?

Muhammed Ali gibi bir fenomen, Malcolm X  gibi aksiyoner, Yusuf İslam gibi bir müzisyeni  göremeyecek miyiz? (Hayranı olduğum ve tüm şarkılarının kayıtlarını yıllardır sakladığım İrlandalı Sinead O’Conner, geçtiğimiz yıl Müslüman olduğunu açıkladı. ‘Hiçbir şey kıyaslanamaz/Hiçbir şey seninle kıyaslanamaz’ nakaratıyla biten şarkısı ‘Nothing Compares’i burada dinleyelim.

Şüheda adını alan sanatçının ezan okuduğu görüntüsü bir süre sosyal medyada viral olmuştu.)

Yıllarca Batı karşıtlığı yapan, Doğu’ya hayranlıklarını dile getiren kesimden hiç mi bu coğrafyaya aşina insan yok?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve artık AK Parti’den dışlanmış eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun, AK Parti’ye yakın duran hamaset ehlinin dilinden düşmeyen bir ifade vardı:

 ‘’Gönül Coğrafyamız!’’

Gönül coğrafyasından bir esinti, kültürel iklimden bir nefes geldi mi?

Bu kuraklıkta, gönülleri ferahlatacak, ‘Gönül Coğrafyası’nın ezgilerini taşıyan bir etkinliği duyurmak istiyorum.

Türkiye’nin en güzel etkinliklerinden biri, hemen Karaman’ın yanında başlayacak.

Ak Parti iktidarı boyunca ‘’İşte bu’’ diyerek gurur duyduğum dünyanın en renkli festivalini anlatacağım.

Şiddetten, kandan ve ölümden uzak bir yazı olacak.

Ama bir sonraki güne kaldı,  inşaallah.

Ahmet Tek

Düzenleme : 19 Eylül 2019 10:48 Okunma : 1305