Karamandan.com

Karamandan.com

05 Temmuz 2020 Pazar
karaman

Domalan Bin Lira Olmuş!
Domalan sezonu açıldı.
Kategori : Köşe Yazıları
11 Nisan 2020 13:52
 
Domalan Bin Lira Olmuş!

Domalan sezonu açıldı. Domalancılar kendilerini çoktan kırlara atmıştır. İnşaallah bereketli olur.

Sosyal medyada da gazetelerde de henüz domalan haberi görmedim. Korona salgını yüzünden unutmuş olmalılar.

Domalan sezonunda Karaman’da birçok kişinin ortak geyiği, “Avrupa’da domalan çok pahalıymış. Kilosu bin liradan fazlaymış!” sözleridir.

Avrupa’da trüf denilen mantarlar domalandan farklıdır. Aromaları daha yoğun, renkleri daha koyudur. Trüfler genellikle koyu siyah ve koyu kahverengidir. Fiyatları da uçuktur. Bin liranın üstündedir. Hem de çok çok üstünde. Sos ve çeşni olarak kullanılır. Bizdeki gibi bol kepçe yenmez, tadımlıktır.

Karaman’da bir başka şehir efsanesi de Divle peyniriyle ilgilidir. Peynirden anlayanlar, Türkiye’nin gurmeleri, artık onlar kimlerse, güya “Bu peyniri niye bu kadar ucuza satıyorsunuz? Bunun değeri 500 liradan aşağı olmamalı. Avrupa’da olsa bin liradan gider.” diye peynirini ucuza satan Karamanlı üreticiye akıllar verirlermiş.

Serbest piyasa ekonomisinin ne olduğunu bilmeyince böyle aptalca sözler eksik olmaz.
Ama haklarını teslim edelim, domalanı bin liradan yemesek de, Divle peyniri  500 liraya doğru gidiyor. Kilosu 150 lirayı aştı. Üstelik çoğu hijyen değil, kıl ve tüy yumağı, hatta çoğu Divle tulum adıyla satılanlardan çoğu çakma. (Yılda 50 ton üretilip 800 ton satılıyormuş.)
Standart olmayınca keşmekeşlik ve kalitesizlik kaçınılmazdır.

Domalanı geçen yıl 50 liradan almıştım. Bu yıl fiyatı ne olacak, göreceğiz. Domalanın çakması yok. Cem Yılmaz’ın Arif’leri, patatesi boyayıp domalan diye satmayı akıl edemedi.

Domalan ve peynirle başladım ama otları yazacağım. İlkbaharın göbek adı ottur.

Çocukluğumda ıspanak kavurmayı çok severdim. Üstüne yumurtanın sarısını koydururdum. Ispanak kavurmanın adı bizim ailede ottu. Daha sonra her yeşilliğe ot demeye başladım.

Et mi, ot mu deseler, otu tercih ederim. 40 yaşımdan sonra beslenme alışkanlığımda ot, etin önüne geçti.

Ete burun kıvıranlardan, sırtını dönenlerden değilim. Vegan kulüp üyesi de olmadım. Ama otçular arasında saf tuttuğumu söyleyebilirim.

Türkiye’de en taze balık, denizi olmayan Ankara’dadır. Bu cümle, şehir efsanesi değil, doğrudur. Teyidi için Ankara’da balık tezgahlarına göz atmak, balıkçı lokantalarında tadım yapmak yeterlidir.

Herkes İzmir’i ot cenneti olarak görür. Öyledir. Ege’nin verimli toprakları binbir çeşit ot verir. Akdeniz kültürü otu baş tacı yapmıştır. Ama Ankara’yı yabana atmayın derim.

İzmir’de yaşadığım kısa dönemde Ege’nin cömertliğinden yeterince nasiplenmiştim. Eti unuttuğum günlerdi. Bir arkadaşın anlattığı Giritli esprisini unutmadım. (Giritliler, aşırı ot tüketicilikleri ile bilinirler. Hemşehrimiz olurlar. Karamanoğulları sürgünüdürler. Görürsün Hanya’yı Konya’yı sözündeki Hanya Girit’in en önemli şehridir. Bir de Mevlevihane’si vardır.)

Baba oğul, bir ilkbahar günü İzmir’in bir köyündeki tarlalarındadır. Biri tarlanın bir yakasında, diğeri öte yakasında. Tarlaya inek sürüsü ve bir Girit göçmeni girer. Bunu gören çocuk babasına bağırır:
“Tarlaya inek sürüsüyle Giritli Dayı girdi!”
Baba karşılık verir:
“Önce Giritli Dayı’yı çıkar, sonra sürüyü!”

Ege insanı ile ot tüketiminde yarış yapmak mümkün değil. Ege’de otsuz sofra kurulmaz, otsuz öğün olmaz.

Ege’de birçok yerleşim yerinde ot yemekleri festivali ve ot şenlikleri düzenleniyor. Zaten bu mevsim her pazaryeri adeta ot şenliğinin mekanıdır.

Ankara ot yönünden de şanslı. İç Anadolu kırları nisanlarda yeşile keser. Her yer çeşit çeşit ottur, ovalar, dağ yamaçları taze ot kokar. Bozkırın sonsuzluğa uzanan toprakları İzmir’le yarışacak kadar ot çeşidine sahiptir.

Bu günler Çubuk, Beypazarı, Kahramankazan, Kızılcahamam, Hasanoğlan, Akyurt, Kalecik ve Gölbaşı’nın mahalle ve köylerinden gelen türlü türlü otların tezgahlarda yer aldığı günlerdir.

Sebzeleri de otlarla aynı kefeye koyanlardanım. Benim için her sebze bir ottur. Enginar, bakla, bezelye, kabak, radika, semiz, marul, kıvırcık, roka, rezene, tere, deniz börülcesi, pazı, taze soğan, yeşil sarımsak, havuç, hatta çağla ot çeşitlerimdendir ve bunlar bu mevsimin gözdeleridir.
Bugünler ıspanak, lahana, pırasa, karnabahar ve kerevizin son demleridir. Gitti, gider. Bir daha kolay bulunmaz.

Bazı mantar çeşitleri de bu dönemde gelmeye başlar. Karaman’dan aldığım, gidememişsem Kılbasan’dan sipariş ettiğim domalan ve Göller Bölgesi’nin kuzu göbeği ise bu ayların özel lezzetidir.

Bahar pazarlarında turplar çıtırdır, minik havuçlar sökülmüştür. Soğanlar ya yeşildir, ya arpacık. Enginarlar tablalarda sıra sıra. Sap ve yaprağıyla ayçiçeği gibi boy göstereni de var, soyunup bir leğende yüzeni de. “Enginar kalbi”ne bayılanlardanım.

Tarladan toplanan papatya, ebegümeci, madımak, kuzu kulağı, su teresi, arapsaçı, teke sakalı, çiğdem, gelincik, hindiba, ısırgan, ışgın, labada, ekşimik, yarpuz, sarmaşık, hardal, yabani pazı, şevketi bostan, sirken, keçi biciği, yemlik, kazayak, sarı ot, kekik, biberiye ve aklıma gelmeyen daha nice lezzetli ve kokulu otlar, nisan ayının bereketidir.

Ot ekibimin kadrosu çok zengin, her oyuncunun bir özelliği var. İlk onbirde yer verdiklerim ise biber, kişniş, fesleğen, reyhan, nane, kekik, semiz otu, bakla, ıspanak, soğan ve enginardır.

Otları kavurabiliriz, börekte, salatada kullanabiliriz. Yemeklerini yapabiliriz. Mutfaklarımız bu dönemde ota doysun, tadı, rayihası, lezzet ve görünümleriyle sofralarımızı şenlendirsin.

Korona nedeniyle bu yıl ot almaya çıkamadım. Sıhhıye’deki pazaryerine Ankara civarından toplanan otları satmak için köylüler gelir, tezgah açarlar. Gölbaşı pazarlarında da bol ot bulunur.

Her işin ehli vardır, tarlalardan ot toplayanlar da ehil kişilerdir. Nasıl domalan bulmayı herkes beceremezse, ehil olmayan da ot toplayamaz.

Türkiye’de yemek yapılabilir ot sayısının yüze yakın olduğunu duymuştum. Bence daha fazladır.

Keşke Karaman’da bir domalan şenliği düzenlense. Duru Bulgur öncülük etse. Dev kazanlarda bulgur pilavı pişse, domalanla servis edilse. Kapı kapı her eve ikram edilse. Güzel olmaz mı?
Domalan bulgur eşleşmesinden doğan lezzet doruğu, başka birlikteliklerde zor görülür.

Ot sevgim damak tadımla ilgili, sağlıklı yiyecek arayışımdan değil.

Mimar-Yazar Aydın Boysan’dan dinlemiştim. Kendisini bir etçi olarak tanıtan Boysan, “ot yiyin, zayıflayın” diyenlere şöyle seslenmişti:
“En çok ot tüketen hayvan, Karaman koyunudur. Vücut ağırlığının üçte biri kuyruktur. Kuyruk yağ demektir. Ot yiyen kilo almıyorsa Karaman koyununa ne demeli?”

Deveye hendek atlatan bir tutam otmuş. Benim için mükemmel bir sofranın kuş sütü, bir tutam ottur.

Ota en güzel ne yakışır derseniz; peynir, yumurta, bulgur, zeytinyağı, limon, sirke, nar ekşisi ve tuz derim. Daha daha diyenlere, yoğurt, tereyağı, acılı domates sosu, hardal, pul biber, karabiber, susam, kimyon, sarımsak tozu, çörek otu ve keten tohumunu öneririm.

Yaş kemale erdikçe ota düşkünlüğüm arttı. Ne yazık ki bu yıl birçok ottan mahrum kaldım. Pek az çeşit bulabiliyorum. Buna da şükür.

Bu yazıyı okuyanlara bir ikramım olsun. Salata kelimesi Latincede tuzlanmış otlar anlamına geliyormuş. Kökü, tuz demek olan sal’mış.

Nisanı sevme nedenlerimden biri de galiba bize kucak dolusu otlarla gelmesidir.

Söylemesi ayıp ama ben söylemeyip yazacağım. Akşama yemekte domalan var. Geçen yıldan kalma. Yanında bol yeşillik ve taze köy peyniri ile Karaman’dan bir dostun hediyesi Divle tulumundan bir parça. Bu yazının üstüne iyi gider.

Okunma : 6038
guney sigorta
EKSPERTİZ
karaman


Gündem haberleri
Karaman’da bir fabrika virüs nedeniyle üretimi durdurdu
01 Temmuz 2020 Okunma: 19168 Ekonomi
Karamanlı polis memuru hayatını kaybetti
03 Temmuz 2020 Okunma: 11101 Gündem
Son Dakika! Baldızını Vurdu
03 Temmuz 2020 Okunma: 8413 Asayiş
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın