Karamandan.com

Karamandan.com

21 Ekim 2020 Çarşamba
Dedemin Postalı
“Şüheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar.
Kategori : Köşe Yazıları
22 Ağustos 2020 17:27
 
Dedemin Postalı
karaman

“Şüheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rüku olmasa, dünyada eğilmez başlar...”*

Kimse kendisine soru sorulsun istemiyor. Herkesin her şeyi bildiğine iman ettiği bir vakitte soru sormak neyin nesi?

Etrafımızda herkes bilmiş. Eda, tavır öyle. Kimselerde mütevazılık yok. “Mütevazı” sözcüğü sözlüklerde kaldı. Bilmişlerle bilirmiş gibi yapanların koalisyon dönemindeyiz.

Bir de bilmeyen, bilmediğini de bilmeyen ama en doğru bildiğini iddia edenler türedi.

Türk Dil Kurumu sözlüğünde postal kelimesi şöyle tanımlanmış:
“Genellikle askerin giydiği konçlu ve kaba potin.”

Fotoğrafı, Tekirdağ Süleymanpaşa İlçesi Sahil Park’ta Çanakkale Savaşları Mobil Müzesi’nde çektim.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın koordinasyonunda, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı tarafından Çanakkale ruhunun Türkiye’nin her yerinde hissettirilmesini hedefleyen proje için hazırlanan Mobil Müze’nin ilk duraklarından biri Tekirdağ oldu.

Dostlarım bilir, yılın bir bölümü Trakya’dayım. Daha çok Tekirdağ’da kalıyorum. Eşim, oğlum Ali Baki ve Hasan Sadi ile Süleymanpaşa Sahil Park’a gittik. Metal ayçiçek heykelleri önünden geçerken, Gülay’ın “Çanakkale İçinde Aynalı Çarşı” türküsünü duyduk. Sesin geldiği yöne yürüdük.

Bir tır, sahilin en ucuna, denize sıfır park etmiş. Üzerinde “Al Sancağın/Dalgalandığı Her Yerdir/ Çanakkale”
Çanakkale Savaşları Mobil Müzesi” yazıyor.

Oğlum Ali Baki 9 yaşında. Bu yıl ilkokul dördü okuyacak. Mobil Müze’nin üzerindeki yazıları okuyup “Baba, senin deden Çanakkale’de şehit olmuştu. Seyit Onbaşı’nın asker arkadaşıydı değil mi?” dedi.

Geçen yıl Çanakkale Savaşlarını öğrenmişler, Seyit Onbaşı’yı kitabından bana da okumuştu. Ben de, dedem ve dedemin iki yaş büyük abisi Çanakkale şehidi oldukları için “Oğlum, Seyit Onbaşı dedemin ve dedemin abisinin asker arkadaşı” demiştim.

Bu sözü hafızasına yazmış, sınıfta öğretmenine ve arkadaşlarına anlatmış. Okuldan dönünce sevincini benimle paylaştı.

Onun gözünde Seyit Onbaşı artık ailemizden biriydi. O yaştaki bir çocuk için olağanüstü gurur verici bir durumdu.

Mobil Müze’nin önünde maskemiz olmasına rağmen maske verdiler. Görevli genç kadın “Hava sıcak, terlemiş olabilirsiniz. Bu maskeleri kullanın” dedi.

Yine müze girişindeki dezenfektan aparatıyla ellerimizi temizledik, maskemizi yeniledik. İçeriye 8-10 kişiden fazlası alınmıyor. Beş dakika sonra sıra bize geldi. Engelliler de düşünülmüş. Müzeye giriş merdiveninin yanında engelli rampası var.

Çanakkale ruhunu Türkiye’nin her yerinde hissettirmek amacıyla hazırlanan projenin esası mobil müze. Bir tır müzeye dönüştürülmüş. Tırın içinde Çanakkale Savaşları ile ilgili resimler, fotoğraflar, çeşitli görsel materyaller var. Çanakkale cephesinden günümüze kalan çeşitli savaş objelerinin sergilendiği bir bölüm oluşturulmuş. Çanakkale’deki bir asker heykelinin de yer aldığı müzede videolarla bazı belgesel filmler gösteriliyor.

Mobil Müze’nin dizaynı, içindeki materyaller, görsel efekt, Çanakkale türkü ve şarkılarıyla bütünlük oluşturmuş.

Müzede Çanakkale Savaşları’nın en acı hatıralarından birinin önünden uzun süre ayrılamadım. Bu bir postaldı; lime olmuş, bir şarapnel parçası isabet etmiş bir postal.

Kim bilir bu postal Osmanlı’nın geniş topraklarından nerelere iz bırakmıştır? Bu postal Yemen, Filistin ve Arabistan çöllerinin kumlarını ezmiş, Balkanlar’ın sert kayalarına basmış olmalı diye düşündüm.

Bir postal, sadece bir postal mıdır? Çöken bir imparatorluğun en hüzünlü, en zorlu, en kanlı günlerinin tanığı bir postal şimdi bir mobil müzede karşıma çıktı.

Kainatta her nesnenin bir dili olduğuna inanırım. Bu postalın da dili var. Dikkatli dinlersek bir bir anlatacak:
Kaç şehidin ayağını öpme şerefine erdiğini, hangi kan deryasından geçtiğini, can veren yiğitlerin son anlarını, son dualarını, Kelime-i şehadetlerini...

105 yıl önce şehit düşmüş bir askerin yırtık pırtık postalı bir milletin mücadelesinin en kıymetli parçası olabilir.

Müzede gördüğüm postal, Seddülbahir Ertuğrul Tabyası’nın onarımı sırasında 2008 yılında bulunmuş. Seddülbahir İngiliz ve Fransız gemilerinin ilk saldırıyı başlatıp dev mermiler attığı yerdir. 

Mobil Müze, bütün illeri ve bazı ilçeleri dolaşacak. Karaman’a da gelecek. Ücretsiz gezilen bu müzeyi ailenizle birlikte gezmeyi unutmayın.

Benim dikkatimi bir postal çekti. Bu postalın, Çanakkale’de ilk gün şehit düşen dedemin ayağından çıktığını hayal ettim. Dedemin Postalı başlığını bu nedenle yazdım. Hem şehitlerimiz dedelerimiz değil mi? Seyit Onbaşı nasıl dedemin asker arkadaşı ise, bu postal da dedemin postalıdır.

Yine mobil müzede bir bayram günü sabahı şehit olan 57. Alay Komutanı Yarbay Hüseyin Avni Bey’in kanlı üniforması yer alıyor. Bunu da inşallah bir başka gün anlatırım.

Çanakkale Savaşları’nı, Anadolu’nun kurtuluş mücadelesini bilmek boynumuzun borcudur. Biliyor gibi yapmak nankörlüktür, alçaklıktır.

Vatan sevgisini hamasetten korumak gerekir. Vatanı sevmek için bir ülkeden, bir ulustan veya bir kişiden nefret etmek zorunda mıyım?

Ben vatanımı seviyorum; birilerine hain, satılmış demeden seviyorum. 

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
“Gömelim gel seni tarihe” desem sığmazsın.*

*Mehmet Akif Ersoy’un “Çanakkale Şehitlerine” şiirinden.

Ahmet Tek

Okunma : 1940
Foto galeri
REKLAM
guney sigorta
EKSPERTİZ
karaman


Gündem haberleri
Karaman’da silahlı kavga: 1 yaralı
18 Ekim 2020 Okunma: 13487 Asayiş
Baba ve oğlunun öldüğü kaza kamerada
19 Ekim 2020 Okunma: 6755 Asayiş
Direksiyon Başında Kalp Krizi Geçirdi
17 Ekim 2020 Okunma: 6679 Asayiş
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın