Karamandan.com

Karamandan.com

03 Aralık 2020 Perşembe
Çuvaldızlı Hayat ve Kanaat
Bir bilgeye sormuşlar: “Zehir nedir?” Yanıt vermiş: “Sende İhtiyacından fazla olan her şey.
Kategori : Köşe Yazıları
25 Eylül 2020 11:53
 
Çuvaldızlı Hayat ve Kanaat
karaman

Bir bilgeye sormuşlar:
“Zehir nedir?”
Yanıt vermiş:
“Sende İhtiyacından fazla olan her şey. Nefret de iyi niyet de...”

Yetenek yarışmaları tv’lerin en çok izlenen programlarındandır. Her yarışmacı performansını zorlar, rakiplerini geride bırakmak ister. Yarış bir rekabettir, öne geçme ve önde olma arzusunun tezahürüdür.

Her canlı için yaşamın ve hayatta kalmanın temel koşulunun rekabet olduğu varsayılır. Charles Darwin’in Türlerin Kökeni adlı eserinde öne sürdüğü sav, tüm canlı türlerinin, insan dahil, doğal seçilim yoluyla evrilmesidir.

Buna göre, hayatta kalmak bir yarıştır ve rekabet esastır. Hayatta kalan güçlü olandır veya hayat güçlüyü besler.

Vahşi kapitalizm dediğimiz günümüzde her alanda rekabetin çıtası yükseldikçe yükselmiştir. İyi bir okulda okumak, iyi bir eğitim almak, iyi bir meslek seçmek, iyi bir işe girmek yetenek yarışmasına ve rekabete dönüştürülmüştür.

Kariyer için, evlilik için, ev için, araba için, insanın elde etmek için uğraştığı ne varsa, tüm onlar için yarışın koşulları ağırlaştırılmış, yarışmacının yükü artırılmıştır.

Bu yarış çok acımasız. Faturası ve bedeli altından kalkılamayacak hale geldi. İnsanlık bir çıkış yolu arıyor, çareler bulmaya çalışıyor.

Bunlardan biri minimal hayat olarak karşımıza çıktı. Bu yaşam biçiminin temel felsefesi çok azla idare etmek. Her şeyin en azı, her şeyde en az...

Türkçeleştirirsek “Yetinmek” kelimesi en uygun kelimedir. Kanaatin ikiz kardeşidir, yetinmek. 

Yetenek Yarışması keşke yerini Yetinmek Yarışması’na bıraksa! Bu yarışmada kimse birinci olmak için canını ortaya koymaz. Her yarışmacı birinciliğe başka yarışmacıyı layık görür.

Henüz Yetinmek Yarışması yapılmadı. Yapılabilirliği de şu aşamada mümkün değil. 

Buna rağmen Yetinmek Yarışması’nın favorisi olabilecek bir kanaatkar, bir belgeselde karşıma çıktı. İnsanlığa ibret bir insan. Tek sermayesi bir çuvaldız. Kendine  iğne batırmamış, kimseye de çuvaldız sokmamış tertemiz bir zanaatkar. Yani çağdaş dünyanın en kanaatkar insanı bir zanaat erbabı.

Kısacık belgeseli izlerken, ekonomi eğitimimi yeniden gözden geçirdim. Rekabetçi dünyaya, vahşi kapitalizme bir kez daha lanet okudum.

Hayat Dersi

Bir semercinin hayatından kısacık bir kesit. Bir ömürden kısacık üç beş cümle. Bu kısacık belgeselde bir hayat dersi var.

İzleyeceğiniz film, Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği’nin düzenlediği Kısa Film Yarışması için 2013 yılında çekilmiş.

Isparta’nın Yalvaç İlçesi’nde semercilik yapan Orhan Usta ile yapılan kısa söyleşi, kanaatkarlık ve yetinme kavramlarına ışık tutuyor.
Orhan Usta, çıraklığı dahil bu işi 55 senedir yaptığını ve mesleğini sevdiğini söylüyor.

Orhan Usta’nın alıntı yaptığım bazı cümleleri şöyle:

“Sabah yedide gelirim, başlarım çalışmaya. Akşama kadar iki tane semer çıkartırım. Kazancım 35 lira, akşama kadar. Allah bereket versin. Benden daha az kazananlar var.”

“Şu semerleri yaptım ben kazandım. Benden sonra o adam da kazanacak. Derici de kazandı, ot aldığım adam da kazandı. Ağacı aldığım adam kazandı, hızarcı kazandı. Ben küçük esnafım, benden 10 lira kazandı. Otçu benden senede bin lira kazandı. Ama ben çalışmasam kim ne kazanacak?”

“Milli servet gibiyim. Küçük esnafım ama benden para kazanıyorlar.”

“Şükür bu günümüze. Kızın kızı İstanbul Boğaziçi’nde okuyor. Neden? Bu çuvaldızdan.”

“Herkesin dağına göre dumanı vardır.”

Çağdaş Dervişler

Hayata, hayatın renklerine, işe, işbirliğine bakışın “dervişçesi.” Semerci ama o bir çağdaş derviş. Rekabetçi dünyaya kafa tutan bir gönül eri. İşini seven bir zanaatkar. Çocuklarıyla, torunlarıyla gurur duyan bir aile reisi.

Bir çuvaldızla dünyaya kafa tutan Orhan Usta ve Orhan Usta’nın gönüldaşı esnafımız, zanaatkarlarımız, şükür erlerimiz, çağdaş dervişlerimiz, milli servetlerimiz hepimizin eve kapandığınız bu korona günlerinde ne yaparlar?

Onlar Açlıktan Ölür, İsteyemezler

Onlar sessiz insanlarımız. Onlar kendileri için bir şey istemeyi “zül” sayan milli servetlerimiz. Kapı komşularımız, hemşerilerimiz, insan kardeşlerimiz. Aslında onlar biz, biz onlarız.

Karaman İl Müftlüğü ve Türkiye Diyanet Vakfı Karaman Şubesi “Haydi Karaman İyilik Vakti” adlı bir proje yürütüyor.

Ne güzel. Ramazan ayında “Haydi Karaman, Paylaş Kazan, Bu Ramazan, Her Zaman” adlı proje ile hayırda bir çığır açmışlardı.

Yine aynı ekip, aynı gönül erleri Kurban Bayramı’nda “Vekaleten Kurban Organizasyonu” ile hayır işlerinde çıtayı biraz daha ileriye taşımıştı.

Şimdi 40 gündür “Haydi Karaman İyilik Vakti” projesi için din görevlileri kapı kapı dolaşıp hanelere, gönüllere dokunuyor.

Bu proje kapsamında her mahalleden ihtiyaç sahibi aileler belirlenerek, hayırsever vatandaşlarla ihtiyaç sahipleri arasında köprü oluşturuluyor. İmkanlar ölçüsünde ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçları giderilmeye çalışılıyor.

Bu ülke, bugünkü varlığını öncelikle dayanışma, işbirliği, yardımlaşma, fedakarlık ve kanaatkarlığa borçludur. Bu etik değerlerin yaşatılması bireysel sorumluluktur.

Sağlıkçılarımız, salgında canları pahasına fedakarca çalışırken, imkanı olan insanlarımız, korona nedeniyle işi sekteye uğrayan, dara düşen ve muhtaç haldeki hemşerilerimize maddi yardımda bulunabilmelidir.

Her şeyin fazlası zehirdir, panzehiri fazlalığın giderilmesidir.
İhtiyaç olan şeylerin yokluğu ise ölümdür, panzehiri ise ihtiyacın karşılanmasıdır.

Sonsöz: Bu aleme Dünya’nın sahibi olmaya geldiğine inanırsan vay haline! Şahidi olmaya geldiysen ne mutlu. İyi şahitlerden olalım vesselam.

Okunma : 1385
karaman


Yavuzlar iplik
guney sigorta
sağlam pen
Gündem haberleri
Karaman pandemide ne durumda?
30 Kasım 2020 Okunma: 12682 Sağlık
KARAMAN'DA İNANILMAZ İŞ KAZASI
29 Kasım 2020 Okunma: 9003 Asayiş
Genç Kadın Sokak Ortasında Bıçaklandı
30 Kasım 2020 Okunma: 8165 Asayiş
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın