Karamandan.com

Karamandan.com

07 Temmuz 2020 Salı
karaman

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Maskeli Anılar
Maske, Fransızcadan dilimize geçmiş bir kelimedir.
Kategori : Köşe Yazıları
28 Mayıs 2020 12:20
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Maskeli Anılar

Maske, Fransızcadan dilimize geçmiş bir kelimedir. Maske, bir obje olarak kültürümüzün uzağındadır. Selçuklu ve Osmanlı’da maske kullanılmamış. Sultanlar, padişahlar ve devlet büyükleri tebdili kıyafeti (kendilerini gizleyecek kıyafetler giymek) tercih etmişler.

Çocukluğumdaki maske anılarım arasında kovboy filmleri vardır. Bu filmlerde soyguncular büyük mendillerle yüzlerini kapatırlardı. Bir de Fransız filmlerinde yine banka soyguncuları başlarına naylon kadın çorabı geçirirlerdi. 

Çocukluğumun yabancı kahramanları ya da kötü adamları da, bizim sultanlar gibi, maske yerine tebdil-i kıyafeti seçerlerdi. Süpermen ve Killing’i bizim kuşak unutmamıştır.

Ama benim unutamadığım maske Kuzuların Sessizliği filmindeki Hannibal Lecter karakterini canlandıran Anthony Hopkins’in maskesidir. Hopkins, bu filmdeki rolüyle Oscar da almıştı.

Giovanni Papini’nin, 1931 yılında yazdığı, GOG adlı kitabında ‘Maske’ başlıklı bir yazı vardır. Nagazaki’de kaleme alınan yazıda, Japonya’daki maske geleneğinden övgüyle söz edilir. 

Yazıda, “Eskiler ve bugün ilkel dediğimiz insanlar hayatının en ciddi ve en güzel olaylarında maske kullanıyorlardı ve kullanmaktadırlar.” denilerek, şu örneklere yer verilmiş: “İlk Romalılar, bugün vahşilerin yaptıkları gibi, savaşlarda, düşmana saldırmak için maske takarlardı. Büyücülerin ve rahiplerin, efsunlar ve ayinler için merasim maskeleri vardı. Grek ve Latin aktörleri maskesiz katiyen oynamazlardı.
Ortaçağda din cemiyetleri üyeleri, yüzlerini, göz hizasında iki delik olan bir torba ile örterlerdi. Savaş sanatı, din ve adalet! Maskesiz hiçbir büyük iş görülmezdi.” paragrafı dikkat çekicidir.

İlginç bir yazı ve “Bence maske, eldiven gibi kullanılması keyfe kalmış, giyim eşyasından biri olmalıdır.” cümlesinin altını çizmişim.

26 Aralık 2004 yılında Güney Asya’da büyük bir deprem oldu ve ardından tsunami meydana geldi. Deprem ve Hint Okyanusu’nun dev dalgaları 230 binden fazla can aldı.

Türkiye, bu felakette zarar gören ülkelere yardımlar gönderdi. Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, bir heyetle, zarar gören ülkelere geçmiş olsun demek ve Türk halkının bağışlarını sunmak üzere, 7 Şubat 2005 tarihinde Güney Asya’ya gitti.

Heyette yer alanlardan biriydim. İlk durağımız Endonezya’nın Bande Açe bölgesi oldu. Tsunaminin izleri olduğu gibi duruyordu. Dünyanın dört bir yanından gelen sağlık ve kurtarma ekipleri, balçık içindeki, evsiz, yurtsuz, çaresiz insanların yaralarını sarmaya çalışıyordu.

Tropikal bölgenin kendine özgü nemli havası, okyanus kıyılarında şişip çürümeye başlayan binlerce domuz, sığır, köpek ve türlü hayvan leşlerinin iğrenç kokusuyla çekilecek gibi değildi.
Leşlerin başında dev ejderler pörtlek gözleriyle rakiplerini kolluyor ve uzun dilleriyle yiyeceğini kontrol ediyordu.

Gerçek maskeyi ilk Endonezya’da görmüş oldum. Kurtarma ekipleri ve sağlık görevlileri, binlerce çeşit böceğin, sineğin uçuştuğu, leş kokularının nefes almayı güçleştirdiği ortamda, gözlerinin altından başlayıp, çenelerinden boğazlarına kadar inen beyaz maskeler takıyordu.

Daha sonra gittiğimiz Cakarta’da, Malezya’da, Tayland’da, Maldivler’de ve Sri Lanka’da yine maskeler karşıma çıktı. Motosiklet ve bisiklet kullananların çokluğu dikkatimi çekerken, sürücülerin tamamı yine maske takıyordu.

Ama maskenin bir aksesuar olarak kullanıldığına, daha sonra gittiğim Çin, Kore, Tayvan ve Japonya’da tanık olacaktım. Bu ülkelerdeki gençler arasında maske kullanımı çok yaygındı. Japon ve Koreliler’in yüzleri bize göre çok küçük, mini minnacık, bir lokmacık. Maskeyi takınca geriye iki çekik ve çekici göz kalıyor. Üstelik maskeler cıvıl cıvıl renkli, desen desen bezeli. Takana “cool” bir hava veriyor. Fulardan daha havalı. Japon, Kore ve Tayvan gençliği ilginç kıyafetler giyiyor, tarzları Avrupalı yaşıtlarına göre farklı.

Maskeyi neden kullandıklarını çok kişiye sordum, herkesten farklı yanıt aldım. İlk sorduğum kişi, Zen Budizm kaynaklı olduğunu söylemişti. “Zen Budizm’de bir böceği bile öldürmemek esastır. Bu coğrafyada küçük sinek ve böcek çok olur. Ağıza girme riski fazla. Bu nedenle maske takılıyor.”

Daha sonra görüş bildiren kişiler, Uzak Doğu’da maske takma modasının sebepleri arasında şunları söylediler:

1- Ulaşım daha çok toplu taşım şeklinde ve trenler çok kalabalık. İnsanlar kendilerini hastalıktan sakınmak istiyor, hasta olan başkasına rahatsızlık vermek istemiyor. Maske bunu sağlıyor.
2- Kadınlar makyajsız görünmek istemiyor. Maske, makyajsız yüzü gizliyor.
3- Başkalarıyla konuşmamak için en iyi önlem maskedir. Maske sizin bariyeriniz oluyor.
4- Sinek ve böcek, ağzınıza ve burnunuza girmiyor.
5- Hava kirliliği yoğun. Maske ile korunmak zorunda kalıyorlar.
6- Nemli hava özellikle soğukta ciğerleri hasta ediyor. Maske soğuk havayı önlüyor.

En yalın yanıtı, bir Japon rehberden duydum:
“Japonya’da hatta Uzak Doğu’da yüzün küçük ve oval olması, hatta kulak altından çeneye kadar v biçimli olması güzelliğin ölçüsüdür. Maske yüzü küçük ve zayıf gösterir. Gençler arasında yaygın. Binlerce maske çeşidi var. Hatta maskeler için dosya gibi maske muhafazaları var.”

Sonra çantasından bir maske çıkardı, elinde esnetti ve yüzüne oturttu. O küçücük surat şimdi minicik kalmıştı.

Hiç aklıma gelmemişti, bir gün benim de maske takacağım. Korona salgını 15 yıl sonra bana da maske taktırdı. Dışarıya maskesiz çıkmıyorum. Maskesiz kişileri gördüğümde, ürküyorum.

Maskenin,  kişinin kendisine ve bir başkasına saygı duymanın ilk kuralı olacağına kim inanırdı.

Geçtiğimiz günlerde medyada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın maske takmadığına ilişkin çok sayıda yazı çıktı. Ben ilk maskelileri Cumhurbaşkanı’nın yanında görmüştüm. O günleri hatırladım. Neden maske takmadığını belki bir gazeteci sorar, biz de yanıtını öğreniriz.

Ama bir bilgiyi paylaşmak isterim. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye Karaman’dan maske gitmiş. Pandeminin ilk günlerinde Karaman Belediyesi’nin iştiraki Ongun Şirketi’nin Tekstil Fabrikası’nda maske üretimine başlanmıştı. Karaman’da dağıtılan maskelerden bir paketi de MHP Genel Merkezi’ne ve Devlet Bahçeli’ye gönderilmiş.

Anadolu ve İslam coğrafyası maskeyi bilmezdi. Batı’da peçeli kadınlar sanki bu coğrafyanın sembolü gibi algılanırdı.

Korona salgını, bir aksesuar, bir moda akımı olarak değil, başkasını korumak için maske kullanımında hepimizi eşitledi.

GOG’dan altını çizdiğim cümleyi bir kez daha kullanmak istiyorum:
“Bence maske, eldiven gibi kullanılması keyfe kalmış, giyim eşyasından biri olmalıdır.”

Notlar:

1-Maske yüzü korumak veya gizlemek içindir. Maske yüze yeni bir görünüm kazandırır, gizem verir. İkiyüzlülük ise maskeli olmak gibi değildir.
Maske ve ikiyüzlülük arasında ilişki olmadığını düşünenlerdenim.

2-Geziye katılanlar arasında Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da vardı. Davutoğlu, Malezya İslam Üniversitesi’nde görev yaptığı için bölgeyi iyi biliyordu ve birçok kez rehberliğinden istifade ettim.

Ahmet Tek

Okunma : 2207
karaman


EKSPERTİZ
guney sigorta
Gündem haberleri
Karamanlı polis memuru hayatını kaybetti
03 Temmuz 2020 Okunma: 13205 Gündem
10.cu Kattan Atlayan Genç Hayatını Kaybetti
05 Temmuz 2020 Okunma: 10831 Asayiş
Cumartesi Pazarında yangın
04 Temmuz 2020 Okunma: 10309 Asayiş
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın