Benceciler Şuraya, Aynenciler Buraya | Karamandan.com - | Karaman Haber

Benceciler Şuraya, Aynenciler Buraya | Karamandan.com - | Karaman Haber

18 Kasım 2019 Pazartesi
Benceciler Şuraya, Aynenciler Buraya

Geleneğimizde , Allah’ın zenginliği istediği kuluna, ilmi ise isteyen kuluna verdiğine inanılır.

Zengin olmak, kişinin kendi gayretinin sonucu değildir. Zenginlik alınterinin karşılığı da değildir. İlim ise emeğin, çabanın ve sabrın ürünüdür. İlim ağacını büyütmek, meyvesini ikram etmek kişinin bizzat kişisel tercihinin doğal sonucudur.

Kişilere seçme hakkı tanınsa, ‘ilim mi, zenginlik mi?’ hangisini istersin sorusu yöneltilse, kahir ekseriyetle zenginlik tercih
edilir.

Demek ki para, insanoğlu için ilmin önünde yer almaktadır.

Bunun sebeplerini araştırmak, tartışmak, bu konuda görüş ileri sürmek, bilim adamlarına kalsın.

Günümüzde insanlık bilgi sağanağı altında.

Ama öyle etkili bir sağanak ki, faydadan çok zarar veriyor. Yüzümüze, gözümüze çarpıyor. Farkındayız etrafımızda olup
bitenin ama ne olduğunu tam olarak bilmiyoruz.

İslamı din olarak seçen milyonlarca kişiden kaçı 50-60 yıllık inanç yolculuğunda Kur’an-ı Kerim’i tercümesinden, mealinden
veya tefsirlerden okuyup, içeriğini öğrenme merakı duymuştur.

Dünyanın ilk romanı kabul edilen Don Kişot’u bilmeyen yoktur. Acaba kitabı okuyan insan sayısı nedir?

Sosyal medya çağında, herkes her şeyi biliyor havasında. Böyle bir ortamda herkes her konuda bir fikir sahibiymiş gibi tavır takınıyor.

Cümle kurmaktan aciz kişilerin, zerre bilgisi olmadığı konularda ‘bence’ diye başlayan gevezeliklerine muhatap olmayanınız
var mıdır?

Çoğu durumda konuşulana vakıf olmayan, cahilliği üzerinden akan kişilerden duyarsınız: ‘Bence’ diye başlarlar konuşmaya.

Aslında ‘bence’ demekle konuşmaya nokta koyulmuştur. Sözün bittiği yere gelinmiştir.

Kendini merkeze alan kişinin size ileteceği mesaj ne olabilir?

‘Bence’ yetersizliğin, çapsızlığın ve cahilliğin şemsiyesidir.
‘Bence’ diye başlanmış söz, diyalogdan uzaktır.
‘Bence’ diyeni kendisiyle, ‘bencesi’ ile baş başa bırakın.
Zihin sağlığınıza iyi geleceğinden şüpheniz olmasın.
‘Bence’ yakınınızdan gelen bir öneri, tavsiye olarak servis edilmişse yine ellemeyin.
‘Bence’li ikram herkese dokunur.
Özellikle gençler, kankalarının ‘bence’lerinden sakınsınlar.

‘Bence’, iticiliği yetmezmiş gibi bir de yanlış kullanılmaktan başı gözü dönmüş, yoğun bakımlık ‘de/da’ eki alarak karşımıza
çıkmıyor mu?

İşte ‘de’li ‘bence’, imza atmayı bilmeyenlerin kullanmak zorunda kaldığı mühürdür.

‘Bence de’, söylenen sözün, önerinin ve yargının onayıdır. ‘Emret efendim’den daha aşağılık bir ifadedir.

Geldik, yazının sinir bozucu sözcüğüne: Aynen.

‘Bence de’ sözcüğünü kullanmaktan yorulanların yeni trendi; ‘aynen’. Bazılarının ağzından çıkarken tek ‘n’ yetersiz kalır.
‘Aynennn’ vurgusuyla onaylama pekiştirilir.

İlkokulda ‘denden’ işaretini (‘’) öğrenince çok sevinmiştim.

Minik parmaklarımıza kısacık bir mola verdiren işaretti. Ama her yerde kullanamıyorduk. Kullanımı kurallara bağlıydı.

Şimdi ‘aynen’ diyenleri ‘denden’ işaretine benzetiyorum.

Ama onlar belki de boş beyinlerini tatil modundan çıkarmak istemeyen, mola hali kendilerinin ayrılmaz parçası olan kişilerdir.

Üstelik, ‘aynen’ veya ‘aynennn’ demenin kuralı yok.

Bir alıntıyı dile getiriyorsun, özenli sözcükler seçiyorsun, cümlenin ardından, anlamlı birkaç sözcük beklerken ‘aynen’ suratına
çarpıyor.

Konuya ilişkin bir fikir beyanı yok, öneri yok. Ne mümkün ‘Aynenci’ ile sohbet.

‘Aynenciler’in sizin düşüncenize katılmasından hoşnut oluyor musunuz? Ben hoşnut olmuyorum.

Birilerinin, şimdi ‘aynen’ dediğini işitir gibiyim.

‘Aynenciler’in ‘Bence deciler’in yorgun, bıkkın ve üşengeç olduklarını, okuma zahmetine asla girmediklerini biliyorum. Belki bana öyle gelmiştir. Sizce?

Karasakal’ın ‘Mefat’ı

Medyada en çok yanlış kullanılan ek, ‘de/da’dır. Çoklukla, her ‘de/da’ nın ayrı yazıldığını görüyorum. Sözcüğün hecesi olan
‘de/da’lar da ayrı yazılıyor. Çok basit bir yazım kuralı, sürekli ihlal ediliyor. ‘ki’ eki de ‘de/da’ bağlacı kadar, belki daha fazla
zulüm görüyor, acemi ellerde. 

Kolayını bulanlar var, ki bunlar hiç de az değiller: Her ‘ki’yi ayrı yazmayı keşfetmişler. Bu keşiflerini de cahil cesaretiyle
göstermekten adeta gurur duyuyorlar.

Esprileriyle tanıdığımız, Karaman’ın ‘zeka abidesi’ Karasakal Hoca’ya bir kişiyi “Alim adam, derya gibi” diyerek övmüşler.
“Mutlaka tanışmalısınız” diye de eklemişler. Karasakal Hoca, sözü edilen kişiyle tanıştırılacaktır. Randevu yerine zamanında
gelir ama ‘derya’ gelmemiştir.

Hoca bekletilmekten rahatsız olur, ayrılmak üzere ayağa kalkar. Tam o sırada, uzaktan ‘alim kişi’ görünür.

Geciktiği için özür bile dilemeden mazeret bildirir: “Bir tanıdığım mefat etmiş, cenazesine katıldım. Ondan geciktim.”

Karasakal Hoca, herkese eyvallah diyerek, oradan ayrılır.

Hocanın ayrılışı, gecikmeye tepkiden değil, kişiye notunu hemen vermiş olmasındandır.

Karasakal Hoca, birilerinin ‘alim, derya’ dediği kişiye bir kelimesinden kara cahil sıfatını yapıştırmıştır.

Hoca, “Vefat kelimesini bilmeyen alim nerede görülmüş?” diye hem söylenir hem üzülür.

O ki, yazım kuralları alim işi, deryalık bilgi değildir. Türkçenin gereğidir ve ilkokulda öğrenilir. Türkçemizin ‘mefatı’, ilkokulda
yazım kurallarını öğrenemeyen yetersizlerin cüretinden ve bunları öğrencilerine öğretememişiz öğretmenlerin yüzünden
olacaktır.

Ne Demek:

1- Bence: Benim düşünceme göre, bana göre.
2- Bence de: Maalesef TDK sözlüğüne almamış. Bu kadar yaygın kullanımı olan bir sözcüğün eksikliği TDK’nın ayıbı olmalı.
3- Aynen: Hiçbir yerine, hiçbir şeyine dokunmadan, değiştirmeden, olduğu gibi.

Düzenleme : 30 Eylül 2019 12:32 Okunma : 2774