“Şehir kimliği” mi, “kişisel kimlik” mi? | Karamandan.com - | Karaman Haber

“Şehir kimliği” mi, “kişisel kimlik” mi? | Karamandan.com - | Karaman Haber

20 Temmuz 2018 Cuma
“Şehir kimliği” mi, “kişisel kimlik” mi?

Çevre ve Şehircilik Bakanlığının “Şehir Kimliği Çalıştayları” isimli çalışmasında “Şehir Kimliği” şöyle tarif edilir.

“Şehir kimliği; şehir imajını etkileyen, her şehirde farklı ölçek ve yorumlarla kendine özgü nitelikler taşıyan… Fiziksel, kültürel, sosyoekonomik, tarihsel ve biçimsel faktörlerle, şehirliler ve onların yaşam biçiminin oluşturduğu, sürekli gelişen, sürdürülebilir şehir kavramını yaşatan; geçmişten, geleceğe uzanan büyük bir sürecin ortaya çıkarttığı anlam yüklü bütünlüktür.

Bir şehir mekânının kimliği o mekânın tüm fiziki ve beşeri özelliklerini içine almakta ve her yaşanan toplumsal değişim, çevresel biçimlenmeler üzerinde de değişimlere neden olmaktadır. Böylece şehir kimliği, doğal ve yapma çevre özellikleri arasındaki etkileşimler ile insan davranışları ve yapısal biçimleri sonucu ortaya çıkmakta; kısaca uzun bir zaman dilimi içinde oluşmakta, gelişmekte, değişmekte ve sürekli olarak yeniden üretilmektedir.” 

Şehrimizde ise bu bilimsel tarifin dışında akıl sınırlarını zorlayan bir “Şehir Kimliği” tarifi yapılarak, şehirde yaşanan asayişle ilgili olumsuz olayların tamamı bu kimliğe maledilir. 

Yaşanan asayiş olayları nedeniyle şehir “En kirli” şehir ilan edilir. Şehirde ikamet eden yabancılarla birlikte yerliler de Karaman’a yergilerini sıralar.

Sanırsınız ki bu tür tatsız ve olumsuz olaylar sadece Karaman’da vuku bulmakta; bu olayların yegâne yaşandığı il de sadece Karaman’dır.
Hâlbuki suç oranlarının en düşük olduğu iller sıralamasına bakıldığı zaman, Karaman; 81 il içerisinde,12. sırayı almaktadır.
Yaşanabilir kentler arasında ise 18. sırada yer almaktadır.

Peki; yaşanan birkaç olay üzerinden analiz yapılarak, marka şehir olma yolunda büyük adımlar atan Karaman’ımızın imajını bozmak, ne denli doğru olur?

Taciz olayı vuku buluyor; olayın gerçekleştiği Vakıf yurdu üzerinden Karaman’ın mütedeyyin kimliği topa tutuluyor. Yapılan yayınlara göz atıldığı zaman “Tüm mütedeyyinler sapık” sonucunu çıkarmak mümkün.

Tabii ki niyet gerçekleri ortaya koymak yerine siyasi bir hamaset ve bağnazlıkla saldırmak olunca, Karaman’ın gerçek kimliği yerlerde sürünmeye başlıyor. “Karaman’da neler oluyor?” diye tüm bakışlar Karaman üzerinde toplanıyor.

Hâlbuki bu hiç de adil bir tavır değil. Çünkü bir başka olay üzerinden giderek, “Modern ve Çağdaş” olduğunu iddia eden kesimler suçlanabilir.
Elbette kimlik yozlaşmasının varlığı inkâr edilemez ama bu sorun sadece Karaman için değil, tüm ülke için geçerli olan bir sorundur.

İnternet ve sosyal medya araçları incelendiği zaman neden kimlik yozlaşmasına maruz kaldığımız hemen anlaşılabilir.

Çünkü kendi milli sosyal medya aracımızı kuramadığımız için Batılı ülkelerin sosyal medya araçları bizi kendi kimliğimizden uzaklaştırmaktadır.

Medeni durumla ilgili gelişmeler Türkiye’de asla “İlişkisi başladı” “İlişkisi sona erdi” şeklinde Batılı tarzı açıklamalarla anlatılamaz.
Bizim toplumumuzda “Nişanlandı” “Sözlendi” veya “Evlendi” gibi durum değişikliği olabilir.

“İlişkisi başladı” şeklinde yapılan durum değişikliği, gayrimeşru ilişkiyi meşru kılan bir izaha dönüşmüş oluyor.

Bu da, defalarca ilişki yenileyen, arkadaş değiştiren gençlerin ortaya çıkmasına yol açıyor.

Aile yapısı çökerken, “Birlikte yaşama” gibi yeni bir ilişki biçimi meşruiyet kazanıyor.

“Milli kimlik” ortadan kalkıp, “Küresel kimlik” onun yerini alıyor.

Ardından, yeni ilişkiye yelken açan kız arkadaşının bu tavrını kabullenemeyen gencin işlediği cinayet haberi ile karşı karşıya kalıyoruz.
Bir başkası evli olmasına rağmen yeni bir ilişkiye başladığı için ya, yeni eşi(!) ile eski eşini öldürüyor; ya da her ikisi, eski eş tarafından öldürülüyor.

Tabii ki Batılı tarzı yeni hayatın bedeli olan cinayetler de “Namus cinayeti” olarak sunuluyor.

Her ilimizde karşılaşılabilecek bu olayların sorumluluğunu bir şehrin kimliği üzerine yıkmak kolaycılıktır.

Sorunun çözümü için kendi işletim sistemimizle beraber, kendi sosyal medyamızı vakit kaybetmeden kurmak; genel ahlakı koruyacak güvenlik tedbirlerini de bir an evvel almak zorundayız.

TÜBİTAK zaten, PARDUS adıyla kendi işletim sistemimizi geliştirmiştir. Yine aynı işletim sistemi üzerinden sosyal medya araçları da milli kimliğimize uygun olarak geliştirilmeli, kimlik yozlaşmasının önüne geçilmelidir.

 

Düzenleme : 05 Ocak 2018 15:08 Okunma : 2272