ÖTEKİLEŞTİRME Mİ DEDİNİZ? | Karamandan.com - | Karaman Haber

ÖTEKİLEŞTİRME Mİ DEDİNİZ? | Karamandan.com - | Karaman Haber

20 Şubat 2018 Salı
ÖTEKİLEŞTİRME Mİ DEDİNİZ?

Ak Parti iktidarları dönemi ötekileştirmelerin asgariye indiği dönemlerdir. Tabii ki gizli Fetö hayranları örgüt mensuplarının ötekileştirildiğini düşünebilir. Oysa bu olayda erk sahiplerinin ötekileştirmek istediği bir grup söz konusu bile değil. Aksine erkleri ele geçirip ülkemizi işgal etme niyetinde olanların gizli senaryolarını uygulama hareketi vardır. Kılcal damarlarımıza kadar sızıp, bizi içten kuşatma hareketi vardır. 

Kendilerine destek vermeyenleri ötekileştirmek bir yana, imha etme niyetleri vardır. Bunun için hazırlanmış imha listeler vardır.  Bu sebeple onlara yönelik Yargıda devam eden davaları ötekileştirme olarak sunmak, akıl ve iz ‘an yoksunluğuna tekabül eder.

Sırf Kürtçe albüm çıkaracağı için linç edilmeye çalışılan, bu sebeple de çok sevdiği vatanını terke zorlanan; vatan hasretiyle kanser olup hayatını kaybeden Ahmet Kaya, ötekileştirme hareketinin en bariz örneğidir. Elinde saz yerine silah olsaydı belki terörist denebilirdi ama onun sadece sazı ve sözü vardı.

Yurtdışı konserlerine fotomontajla terör örgütü flaması yerleştirip nefret objesi haline getirilmiştir. Oysa Ahmet Kaya, Türkler ve Kürtler arasında katalizör işlevi gören bir sanatçıdır. Çünkü “Ben Kürdüm ama uğrunda canımı verebileceğim Türk arkadaşlarım vardır” diyebilen biridir. İşte bu özelliği sebebiyle linç edilip, öfke objesi yapılmıştır. Tabii ki bunu yapanlar, aynı zamanda terör örgütüne lojistik destek verenlerdir.  Amaçları Türkler ve Kürtler arasında nefretin dozunu, birbirleri ile savaşacak noktaya taşımaktır. Bunda kısmen de başarılı oldular. Medya organlarında yaptıkları yayınlarla nefret duygularını körükleyip, toplumun öncü kişileri sayılan sanatçıların çatal-kaşıklarla Ahmet Kaya'ya saldırmasını sağladılar. 

Bunun toplum içindeki yansıması Türkler ve Kürtler arasında bir savaşın ortaya çıkması olacaktı. İşte bu noktada yanıldılar. Çünkü Türk ve Kürt halkları gizli senaryoları hissedecek kadar aklıselim sahibiydi ve oyunları tutmadı.  Sabırları taştığı için Türkiye'nin daha fazla güçlenmesine fırsat vermeden Güneydoğu bölgemizde hendekler kazarak emrivaki bir savaş başlattılar.  Tabii ki bu emrivaki savaşta Kürt vatandaşlarımızın terör örgütü saflarına kayıp, isyan edebileceğini hesap ettiler. Örgüt saflarına katılım zorbalıklara rağmen asgari düzeyde kaldı. Rehin alınanların maruz kaldığı gayri insani ve vicdanları yaralayan hareketler, rehinelerde Güvenlik Güçleri tarafından kurtarılma isteğini ortaya çıkardı. Rehineler, Güvenlik Güçlerimizin savaşı rahat bir şekilde yapamamasını sebep oldu.

Sivillere zarar vermeme düşünesi Güvenlik Güçlerimizin kaybını artırdı. Terör örgütü ölen sivilleri katliam gibi göstermek istedi. İşte bu gerçekler sebebiyle, Kürt kimliğinin en uzak tonlarına kadar ifade edildiği bu dönemlerde ötekileştirmeden bahsetmek, abesle iştigaldir.  Tabii ki gönüllü olarak ötekileşenleri saymazsak…

Kendi ülkelerine, devletlerine düşman olanları, sömürgeci emperyalist devletlerin etkisinde kalarak ötekileşmeyi isteyerek kabul eden insanlar olarak görüyorum. Bir insan kendi yüzünü griye boyayıp, sonra da bunu ötekileştirilme olarak lanse etmemeli.

 

Okunma : 369