Korku Mu Hâkim (!), Emperyalizm At Mı Koşturuyor? | Karamandan.com - | Karaman Haber

Korku Mu Hâkim (!), Emperyalizm At Mı Koşturuyor? | Karamandan.com - | Karaman Haber

19 Ekim 2017 Perşembe
Korku Mu Hâkim (!), Emperyalizm At Mı Koşturuyor?

Farklılıklardan korkunun olmadığı bir dönem adı vermek gerekirse Ak Partinin iktidar olduğu dönemden başkası değildir. Nedenine gelince, Kürt kimliği bir farklılıktı. Başörtülü kızlarımız bir farklılıktı. Ülkemizde yaşayan azınlıklar da bir farklılıktı.

Yani, büyük resmi oluşturan bir mozaiğin parçaları.

Nasıl ki, resimden mozaik parçalarının biri bile düşse resmin bütünlüğü bozuluyorsa, azınlıklardan birini bile yok saymak, resmi bozan bir durum olur. 

Tabii ki bireylerin kendilerini, Türkiye resmini oluşturan bir mozaik parçası gibi görmeleri, şartıyla… 

Onlar kendilerini başka bir resmin parçası olarak görüyorlarsa; onları, resmi tamamlayan bir unsur olarak görmek, görmeye zorlanmak anlamsız olur.

Onlar kendilerini bizden bir parça olarak görmüyorlarsa, kusura bakmasınlar ama onlara yabancı güçlerle ittifak ederek, kafalarına göre resim oluşturma fırsatı vermeyiz/veremeyiz. 

Türkiye resmini parçalayıp, yerine yeni bir resim koymalarına fırsat verecek derecede bir özgürlük, devlet adına aptallık olmaz mı? 

Üstelik ortada gayrimüslim azınlıkların daha önce el konulmuş gayrimenkullerini bile iade edecek kadar adil davranan bir iktidar varken, farklıklardan korkulduğunu söylemek abesle iştigaldir. 

Bu ülkede 2002 yılı öncesi yaşananlara bakıldığı zaman, kimilerinin dindar olduğu için "İrtica" adı altında, kimilerinin de sırf Kürt oldukları için terör örgütü ile bir tutulup, "Bölücü" olarak görüldüğü dönemlerden geçerek, bu dönemlere geldiğimizi unutmayalım.

Sırf kendi dilinde Kürtçe albüm yapmak istediği için vatanını terk etmeye zorlanan sanatçılarımızı unutmayalım. 

Türkiye resmi, 2002 yılı öncesine göre daha net ve eksik mozaik parçasının olmadığı bir resimdir.

Sakın ola, Fetö örgütü safında ülkelerine ihanet edip, ihanette de ısrar edenleri mozaiğin parçası olarak görmeyelim.

Onlar hangi mozaik resminin parçası olduklarını zaten kaçıp, ait oldukları resme sığınarak belli ettiler. 

Kusura bakmasınlar; kardeşim bile olsalar, onların arkasında durmayı bu ülkeye ihanet sayarım. 

Elbette devlet içinde örümcek gibi ağlarını örmüş, kılcal damarlarımıza kadar sızmış bir ihanet örgütünü temizlerken, hak etmedikleri halde açığa alınanlar da olabilir.

Bunun kasıtlı olmadığı ya da gayrimeşru unsurların sırf devlete karşı kin ve nefret oluşturma maksadıyla bu haksızlıkları körükleyebilecekleri ihtimali de bir kenarda tutulmalıdır.

Elbette bu mağduriyetler de tespit edildiği an ortadan kaldırılıyor. 

Devletimize güvenmek, terör örgütleri ile mücadelesinde yalnız bırakmamak bizim için bir vatandaşlık görevidir.

Bu mücadeleye verilen desteği Ak Partiye verilen bir destek gibi görüp, kendilerini karşı safa atmak da ihanete ortak olmaktan öteye gidemez. 

Ana Muhalefetin böyle bir açmazı aşamadığını, aşmak için çaba sarf etmediğini kesin bir dille ifade edebiliriz.

Muhalefet olmak, gayrimeşruluğu bile sırf iktidar karşıtlığı sebebiyle kabul etmek anlamına gelmiyor.

Ya da gayrimeşrulukla mücadelenin kendi siyasi ideolojisinden taviz vermek olduğunu düşünmemek gerekiyor.

Sanırım bu sınırın iyi çizilmemesi, siyasetimizde ortaya konulan dizaynların bir sonucu olsa gerek.

Bu sebeple de dizaynı yapan, aynı zamanda da Fetö olayının arkasında duran güçlerin emrine amade bir siyaset yapıldığı, net bir şekilde ortaya çıkmış olur.

SİHA’lar ile yapılan terörle mücadelede en hassas şekilde sivil ve terörist ayrımı yapıldığı halde, sivillerin öldürüldüğü iddiası; siyasetimize yapılan dış müdahalenin doğal bir sonucudur.

Zaten kendileri de bu hassas mücadeleyi bildiği için “Terörist de olsalar ellerinde silah olmadığı için öldürülmeleri doğru değil” diyerek hatalarını tevil yoluna gittiler. Ama zırvanın tevili olmaz.

Almanya’ya sığınıp adını “Hans” olarak değiştiren bir hain de ana muhalefetle birlikte hareket etmektedir. Haddini aşarak, “Türkiye’de idam yasak; SİHA’lar ile teröristleri öldürmek yargısız infaz sayılır” zırvasıyla Türkiye’nin hedef alınması için gerekçe üretme çabasına girmiştir.
Bu haine sormak gerekir “ABD’de idam olduğu için mi, terörist olarak gördükleri kişileri operasyon yaparak, yargılamadan katlediyorlar?” diye. Üstelik bu operasyonu da naklen dünyaya izletmelerine benzeri bir tepki göstermiş miydi, ben hatırlamıyorum. 

Ya da; Irak, Suriye, Afganistan gibi ülkelerde binlerce sivile yönelik soykırımı andıran, bölgeyi tahliye amaçlı bombalamalar yapan, sonra da “Pardon, yanlışlıkla oldu” diyen “Büyük Şeytan” a tek kelime söz etmemesi, ortaklıklarına sadakatin bir sonucu mudur, yoksa onlar tarafından mankurtlaştırılmış olmanın bir sonucu mu?

“Adalet” kelimesi Haçlı ittifakı içinde olan bu hainlerin diline hiç yakışmıyor.

Önce zulme, soykırımlara, petrol için dökülen Müslüman kanlarına itiraz etsinler ki, “Adalet” kelimesini ağızlarına almaya hak kazansılar. 
Yoksa timsah gözyaşı dökmekten öte gidemezler.

 

Düzenleme : 18 Eylül 2017 12:04 Okunma : 1898
Foto galeri