Karamandan.com

Karamandan.com

14 Ağustos 2020 Cuma
Nadire
Ehl-i derd-i dildir aşk, aşığa deva görülür.
Kategori : Köşe Yazıları
08 Mayıs 2020 15:50
 
Nadire

Ehl-i derd-i dildir aşk, aşığa deva görülür.
Bülbül ölür, gül solar, ağyare heva görülür

Ziyayı i'tizar ile çaresiz katran eyler, 
Gözlerini kapamak müjgana reva görülür

Adem Kocatürk

Nadire; taş ve ağacın sevdasından doğmuş, yaşamış, yaşlanmış, ölmüş ve hatıralar bırakmış bir köprünün adı...

Derler ki üzerinde yürürken gıcırdayan tahtalarıyla ses verirmiş kimsesiz yolculara...

Ne zaman yapılmıştır, kim yapmıştır bilinmez ama 400 yaşından fazla olduğu konuşulur yörede. Yöre deyip geçmeyin, sıcak yaz günlerinde güneşle aranıza perde olan çınar ağaçlarının zaptettiği, adı gibi nadir bu dünya cennetinde, akarsu ve çağlayanların serinliğini, orman havasının tertemiz kokusunu içinize çekebilirsiniz.

Geçit vermez sarp dağlar arasına kurulmuş Ermenek'te bir köyden bir köye gitmenin meşakkatli olduğu yıllarda yapılmış Nadire Köprüsü.

İsmini dağın tepesinde bulunan Nadire Köyü'nden almış köprü. Sonradan bu köyün de adı, geçmişle bağların koparılmak istendiği yıllarda değiştirilmiş, ardıcına kayasına hürmeten olsa gerek Ardıçkaya olmuş.

Buna da şükür, kaç bin yıllık İvriz gibi Aydın Kent'te olabilir, bir anda aydınlanabilirdi. Nede olsa zamanın devlet erkanı öyle zeki idiler ki; köy isimlerini değiştirince o yerlerde eskiden hangi ırka veya inanışa mensup insanların yaşadığını gizleyebileceğini adları gibi biliyorlardı. Sonuçta ortaya konulan bu eşsiz siyasi zeka ile geri kalmış ülkemizi, bir anda muasır medeniyet seviyesine ulaştırmış, kişi başına GSMH'yı 50 Bin Doların üzerine çıkarmış; zengin, müreffeh, mamur, kültür seviyesi çılgın bir ülke haline gelmiştik. Diğer sefil milletler ise Türkiye'nin bu başarısının sırrını hâlâ çözmeye çalışıyorlar. Tabi uygulamanın aksayan yanları da olmuş; darbe sonrası akıl küpü idareciler Ermenice diye Oğuz Boylarının adlarını da değiştirmişler. Cahillik kötü şey... 

Mevzuya dönecek olursak, şimdilerde Ardıçkaya dediğimiz, Karaman'ın Ermenek İlçesi'nin batısında, Ermenek Barajını besleyen "Nadire Çağlayanı" ve bu suyun çıkış kaynağı olan bölgenin olduğu yerdir. Yani; köprüsü, su değirmenleri, içinden su kaynayan mağarası, asırlık çınar ağaçları ile nam salmış müstesna bölge.

 

Rivayet olunur ki; Fatih Sultan Mehmet, Karamanoğlu beyliğini yok ettikten sonra vezirine talimat verir, etrafı araştır Karamaoğullarından kalan var mı diye. Vezir Padişaha haber salar; "Sultanım ardıç ormanları ve kayaların arkasında nadiren kalanlar vardır" der.

Nadire ismi buradan gelir derler eskiler. Bu hikayenin aslı varmı bilinmez ama galat-ı meşhur lügat-i fasihten evladır.

İşte o nadiren kalanlar Nadire Köprüsü'nü yaparlar neden sonra.

Aradan asırlar geçer bir lahza gibi. Sırtında çok taşır insanlığı muzdarip ve mağdur Nadire. Yine de mağrur duruşundan taviz vermez. Tâki 2009 yılının sonbaharına gelinceye dek. O yıl kurak geçen yaz mevsiminde edilen yağmur duaları kabul olur ve rahmet durmak bilmez. Yağar yağar sel olur, önüne kattığı her şeyi yıkıp geçer. Önce kardeşi "Görmeli" sular altında kalır. Sonra Nadire’ninde yorgun ayakları dayanamaz sel sularına kapılıp gider...

Yüzyıllara meydan okuyan Nadire Köprüsü artık yoktu. İnceden bir sızı düştü Toroslar'ın yüreğine, ağıtlar yakıldı giden sevgiliye.

Başımdan bir kova sevda döküldü
Islanmadım, üşümedim, yandım oy!
İplik iplik damarlarım söküldü
Kurşun yemiş güvercine döndüm oy!

Neden sonra köprünün aslına uygun yapılacağı duyuldu, su serpildi yanan yüreklere. Kulaktan kulağa yayıldı; sonbahar mevsiminde selin yıkarak götürdüğü tarihi ağaç köprünün yerine baharda yenisi yapılacaktı.

Bahar geldi can geldi tabiata, Ardıçkaya ve Yeşilköylüler bir oldular başladılar köprüyü yeniden yapmaya. Lakin beyhude idi, çabalar neticeye ulaşamadı. Serzenişler çare olmadı. Ermenek Çayı’nın azgın sularına kapılıp giden geri gelir miydi?

Sonra devlet el attı olaya; daha yüksek, daha sağlam ve daha demir bir köprü yaptı.

Ama bu nadir bir şey değildi...

Âdem Kocatürk

Yağmur yorgan oldu, döşek kar bana
Anladım ki kendi gönlüm dar bana
Alev dolu bardakları yâr bana
Sunuverdi içtim içtim kandım oy!

Sevgi ektim, naz biçmeye çalıştım
Ne zamana, ne kendime alıştım
Kırk senede yedi hasret bölüştüm
Yedi dünya bana düştü sandım oy!

Gönül şahinimi yordum gerçeğe
Sonsuzda yüzümü sürdüm gerçeğe
Teselliden kanat kırdım gerçeğe
Tecellinin sinesine kondum oy!

Abdurrahim Karakoç

Okunma : 2595
guney sigorta
karaman


EKSPERTİZ
Gündem haberleri
Düğün kavgası mahalleyi ayağa kaldırdı
12 Ağustos 2020 Okunma: 16265 Asayiş
Müjdeli Corona haberi geldi
10 Ağustos 2020 Okunma: 9478 Sağlık
Polonyalı gençler Karaman’da faaliyete başladı
10 Ağustos 2020 Okunma: 9268 Eğitim
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın