El Öpme Geleneği Nereden Gelir? | Karamandan.com - Karaman Haber

El Öpme Geleneği Nereden Gelir? | Karamandan.com - Karaman Haber

06 Temmuz 2020 Pazartesi
El Öpme Geleneği Nereden Gelir?

El öpme adeti nerden gelir, dini bir vecibe midir?, bizden başka hangi milletlerde el öpme geleneği var? Siyasiler neden el öptürür?

Bayram geliyor fakat bu bayram maalesef, akraba eş dost ziyaretleri olmayacak ve çok fazla el öpme olayı olmayacak.

Peki Bu el öpme adeti nerden gelir?

El öpme, hemen her kültürlerde olan bir gelenek olmasına karşın farklı şekillerde uygulanır. Bizde saygı beyanı olarak yerleşmiş geleneksel bir davranış. Batılı toplumlarda ise el sadece öpülürken, Müslüman doğulu toplumlarda el öpüldükten sonra alnına değdirilerek ritüel tamamlanır. Türk toplumunda el öpme bir örf olarak ayrılık, kavuşma ve kutlama anlarında adab-ı muaşeret kurallarından biri sayılır, sevgi, saygı, sadakat gibi pek çok duygunun ifadesi olarak yüzlerce yıldır sürdürülmektedir.  

Batılı toplumlardaki el öpme süreci genellikle eli öpülecek kişinin elini ileri doğru uzatması (sunması) ile başlatılır. El öpme özel bir nedeni olmaksızın, herhangi bir karşılaşmada gerçekleşebilir. Çoğunlukla erkekler tarafından kadınların eli öpülür. Bunun haricinde devlet ve din büyükleri gibi önemli kişilerin elleri de cinsiyetlerine bakılmaksızın öpülebilir. Bu tür el öpmede el nazikçe tutulurken dudaklar hafifçe parmakların eklemlerine değdirilir. Günümüzde özellikle nezaket amaçlı bayanların elini öpme geleneği yok olmaya yüz tutmuş, bunun yerini el sıkma ve yanaktan öpme almıştır.

Müslüman toplumlarda ve bazı diğer doğulu toplumlardaki el öpme ve alna koyma geleneği ise halen yaygındır. Batıdakinin aksine genellikle kavuşmalarda ve bayram, düğün töreni, anneler günü vb. gibi özel günlerde el öpülür. Bu tür el öpmede genellikle küçükler büyüklerin ellerini öperler. Süreç bazen eli öpülecek kişinin elini sunması ile, bazen de öpecek kişinin uzanması ile başlatılır. Müslüman toplumlarda genellikle namahrem (mahrem olmayan) kimselerin çok yaşlı olmadıkları sürece elleri öpülmez.

Tarihçe

İslamiyetin ilk yıllarında (7. yy.) Müslümanların el öptüklerine dair çeşitli bilgiler mevcuttur. Bir rivayete göre Ali bin Ebu Talib, "Babanın çocuğunun elini öpmesi şefkatten, çocuğun babasının elini öpmesi ibadetten, kocanın hanımının elini öpmesi arzudan, kişinin din kardeşinin elini öpmesi ise dindendir," demiştir.

Batıda el öpme geleneğinin geçmişi ise çok daha yenidir. 17. ve 18. yy.larda Lehistan-Litvanya Birliği'nde ortaya çıktığı düşünülmektedir.

Siyasilerin el öptürmesi

Ülkemizde siyasilerin el öptürmeleride oldukça yaygın. Eski Başbakanlardan Süleyman Demirel ve Necmettin Erbakan başta olmak üzere MHP liderlerinden Alparslan Türkeş ve Devlet Bahçeli'de özellikle el öptüren siyasetçilerimizden. Vumhurbaşkanı Recep Tayyip erdoğan el öptürmeyen siyasetçilerden. Aynı şekilde Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve CHP Lideri Kemal Kılıçtaroğlu da elini öptürmeyen siyasetçilerden.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan elini öpmek isteyen bir gence şöyle demişti: Sadece anne , baban ve hocanın elini öp. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir başka törende bir öğretmenin elini öpmek istemesine karşı çıkarak yine;  'Annenizin, babanızın ve öğretmenlerinizin elini öpün. Başka kimsenin elini öpmeyin' öğüdünü vermişti. Öte yandan Başbakanlığı sırasında Erdoğan resmî ziyaret için gittiği Finlandiya gezisinde Tatar Türkleriyle bir araya geldiğinde 85. yaş gününü kutlayan Naile Asis'in elini öpmüştü..

Erdoğan’ın Fransa’nın başkenti Paris’i ziyaretinde Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner karşıladı. Kouchner, Erdoğan’ın elini sıktıktan sonra eşi Emine Erdoğan’ın da elini öpmek için eğildi. Ancak Emine Erdoğan diğer eliyle ‘Gerek yok’ işareti yaparak ve diğer elini de aşağıda tutarak buna müsaade etmemişti.

Atatürk el öptürürmüydü?

Mustafa Kemal Atatürk'ün elini öpmek isteyenlere elini vermediği biliniyor ve bir fotoğrafla da kayıt altına alınmış. Aşağıdaki resim, sonradan renklendirilmiş bir Atatürk resmi. Arkasında resmi üniformalı birkaç kişi, yanında frak giymiş elinde fötr şapka tutan bir adam var. 

Atatürk’ün hemen karşısında onun eline yapışmış, adeta öpmeye çalışan iki büklüm olmuş gene siyah elbiseli bir adam görüyorsunuz. Atatürk ise durumdan kısmen rahatsız görünüyor, sanki elini kurtarmaya çalışır gibi bir hali var.

El öpme krizleri

Sadece bizde değil elbette; Bir vakit Rus bir papazın, Devlet Başkanı Vladimir Putin'in manastır ziyareti sırasında elini öpmesi yüzünden ortalık karışmıştı. Bunu fırsat bilen kilise karşıtı gruplar sanal ortamda tartışma başlatmışlardı.

Libya Sirte’deki Arap Birliği Zirvesi’ne katılan tek Avrupalı siyasetçi olan İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi’nin Libya Lideri Muammer Kaddafi’nin elini öpmesi tüm dünya basınında büyük yankı uyandırmıştı. Berlusconi, zirvenin sonunda duyduğu memnuniyeti, Kaddafi’nin önünde eğilip elini öperek göstermek isteyince de olanlar oldu. Muhalefet ve İtalyan basını ayağa kalktı. İtalyan muhalefeti Berlusconi’ye, “Bir diktatörün eli öpülür mü?” diye tepki gösterirken, medyada da Batılı bir liderin sadece Papa’nın elini öpebileceği yorumları yapılmıştı.

2019 yılında Katolik Kilisesi Lideri Papa Fransis, parmağındaki papalık yüzüğünü öpmek isteyenlerden ısrarla elini kaçırınca, Papa'nın bu tavrı Katolik dünyasında tartışmalara sebep olmuştu. Papayı kabalık etmekle suçlayanlar da oldu, "Gösterişten uzak duruyor" diyerek taktir edenler de.

İlber Ortaylı; yobazlık değil

Tanınan tarihçi İlber Ortaylı Cerrahi Tarikatı lideri Ömer Tuğrul İnançer'in elini öpünce eleştirilmişti. Bunun üzerine açıklama yapan Ortaylı: Prof. Dr. İlber Ortaylı, Cerrahi Tarikatı lideri Ömer Tuğrul İnançer'in elini öpmesiyle ilgili açıklamada bulunarak,"O benim elimi öpüyor ben de onun elini öpüyorum. Bu çok eski bir İstanbul adetidir, yobazlık değildir" dedi

El öpmek Şaman geleneği mi?

2003 yılında dönemin CHP Adana Milletvekili Tacidar Seyhan'ın, trafik kazasında ölen oğlu toprağa verilirken, kefeni açıp sağ elini öpmesi çok tartışılmıştı. O dönem bu geleneğin özellikle Çukurova bölgesinde Arap kökenli belli kesimlerde görüldüğü ve hatta Orta Asya Şaman Kültürü'nün günümüze bir yansıması olduğu belirtilmişti.

İslamiyet öncesi Türk kültürü ve Şaman etkileri konularındaki araştırmalarıyla tanınan Orhan Ürgenç, bu davranışın bölgede rastlanan bir durum olduğunu söyleyerek; "Şaman kültürü, Sami kültürünün etkisine girmemiş Araplar'da, Anadolu'ya göre daha yaygın. Cenazede iki tür el öpme var. Biri, yıkanma sırasında aile bireyleri büyüklerinin elini öper. Bu ölümünü kabullenme, vedalaşmadır. Bu el öpme ise çok farklı. Şaman kültüründe şehitlik olmayıp kahramanlık, alplik ve bilgelik vardır. Baba çocuğun elini öpmez, ama burada baba, ölümden kendini sorumlu tutuyor, özür diliyor. Onun hakkında anlattıklarına göre, alplik payesi veriyor. Böylece elini öpüyor. Ailenin diğer fertleri de buna uyuyor. Bektaşilerde de bu geleneğe rastlanır.’’ demişti.

Tasavvufta el öpme

Tasavvuf geleneğinde anne-babaya, âlime, mürşide, salih insanlara ve adil idarecilere, hürmet edip ayağa kalkmak müstehap olarak görülüyor. Özellikle irşad halkasına girilen intisap edilen kâmil mürşide son derece hürmet gösterilmektedir. Dolayısı ile mürşidin elinin öpülmesi ona karşı gösterilen hürmet de müminliğin alameti olarak bilinmektedir. 

Konuyla ilgili örneklerden biri 15. yüzyılda yaşayan muhtelif Ebü’l-Fazl Celâleddin es-Suyûtî’dir. O, eş-Şerefü’l-Muhattem (El Öpme Şerefi) ismiyle bir risâle kaleme almıştı. Rifâiyye tarikatı pîri Ahmed Rifâî’ye atfedilen bir kerameti eserinde şöyle nakleder; 

Rivâyete göre, Seyyid Ahmed er-Rifâî kalabalık bir mürid topluluğuyla birlikte hac vazifesini ifa etmek üzere Mekke’ye gider. Kafile Medine’ye ulaşıp Mescid-i Nebevî’ye geldiğinde olağanüstü bir durum gerçekleşir. Ahmed Rifâî, Hz. Peygamber’in (sas) mübarek ravzasının önüne geçip büyük bir hürmetle “esselamü aleyküm ya ceddî” der. O sırada herkesin işittiği bir ses “ve aleyküm selam ya veledî” diye karşılık verir. Ahmed Rifâî bunun üzerine vecde gelir, benzi sararır ve yüz üstü yere kapaklanır. Bir süre sonra kendine gelip ağlamaya başlar, dilinden şu sözler dökülür:

Uzaktayken, ruhumu gönderiyordum
Vekilim olarak öpüyordu toprağını
İşte şimdi, hayallerimin devleti burada
Uzat elini ki (öpmekle) şereflensin dudaklarım!

Bu sözlerin akabinde Rasûlullah’ın (sas) ışıltılı kabrinden nurlu, düzgün, parmakları uzunca ve hoş kokulu bir el uzanır. Ahmed Rifâî de yaklaşık doksan bin kişinin önünde o mübarek eli öper. Bu harikulade olayı gören insanlar dehşetten yalpalayıp yere yığılırlar. Rifâî tarikatındaki burhan kerameti de bu olaya dayandırılmıştır. Böylece el öpme kerameti, Ahmed Rifâî’nin ne kadar büyük bir veli olduğunu göstermekle kalmamış, Rifâî tarikatının ana ritüellerinden birine kaynak teşkil etmiştir.

İslam'da el öpme

Enes RA. şöyle dedi:
Bir adam: Yâ Resûl! (SAV) Bizden bir kişi kardeşi veya arkadaşıyla karşılaştığında onun için eğilebilir mi, diye sordu.

Peygamberimiz: “Hayır eğilemez” buyurdu.
Adam: Ona sarılıp öpebilir mi, diye sordu.
Efendimiz: “Hayır” buyurdular.
Bu defa adam: Elini tutup musâfaha edebilir mi, dedi.
Peygamberimiz: “Evet” buyurdu.

"Öpme fiili (Ar. takbîl) İslâm kaynaklarında hem âdâb hem fıkhî hükümler bağlamında ele alınmış, ardında yatan merhamet, şefkat, hürmet, dostluk, sevgi, cinsellik vb. niyetlere göre farklı değerlendirmelere tâbi tutulmuştur. Selâmlaşmak, dost ve yakınlara duyulan sevgiyi ifade etmek amacıyla -aralarında evlenme engeli bulunmayan erkek ve kadınlar dışında- kişilerin toplumun örf ve âdetlerindeki şekle uyarak birbirini öpmelerinde sakınca görülmemiş, hatta bazı durumlarda teşvik edilmiştir. Nitekim Hz. Peygamber’in çocuklarını ve torunlarını öptüğü, bunu garip karşılayan bir kimseye, “Merhamet etmeyene merhamet edilmez” dediği (Buhârî, “Edeb”, 18; Tirmizî, “Menâḳıb”, 60), yolculuktan gelen Zeyd b. Hârise’yi kucaklayıp öptüğü (Tirmizî, “İstiʾẕân”, 32) bilinmektedir. Resûl-i Ekrem’in, süt kardeşi Osman b. Maz‘ûn’u vefat ettikten sonra göz yaşları içinde öptüğü (Müsned, VI, 55; İbn Mâce, “Cenâʾiz”, 7; Tirmizî, “Cenâʾiz”, 14), Hz. Ebû Bekir’in Resûlullah’ı vefatından sonra öpüp ağladığı (Buhârî, “Meġāzî”, 83; Nesâî, “Cenâʾiz”, 11) dikkate alınarak ölünün öpülmesi de câiz görülmüştür.

Âlimlerin çoğunluğuna göre anne ve babanın ya da dindarlığına, ilmine, yaşına hürmeten başka kimselerin elinin öpülmesi câizdir. Hürmet kastıyla Hz. Peygamber’in elinin ve başının öpüldüğü rivayeti (İbn Mâce, “Edeb”, 16; Ebû Dâvûd, “Edeb”, 144, 147-149; Tirmizî, “İstiʾẕân”, 33) bu görüşü desteklemektedir. Ancak Mâlikî mezhebinde el öpme mekruh sayılmış, hatta bazı fakihler bunu “küçük secde” olarak adlandırmıştır. Mâlikî fakihlerinin bir kısmı İmam Mâlik’in konuyla ilgili hadisleri zayıf gördüğünü söylerken diğer bir kısmı onun bu görüşünün eli öpülen kişinin kibirlenmesi, el öpen kişinin dünyevî bir çıkar beklentisi içinde olması gibi gerekçelerle sınırlı olduğunu, anne babanın veya sâlih bir insanın elinin öpülmesine karşı çıkmadığını belirtmiştir. Aslında bu ayırım diğer mezheplere mensup âlimler tarafından da yapılmış, niyetin hükmü belirleyici olduğu, ayrıca bu hususta örf ve âdetlere dikkat edilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Özellikle yöneticilerin önünde yer öpmek secdeye veya putperestlerin ibadetlerine benzediğinden tahrîmen mekruh yahut haram olarak nitelenmiş, bunu yapan da buna rıza gösteren de günahkâr sayılmıştır." İslam Ansiklopedisi

Kendi elini ne zaman öpersin

Hac esnasında Hacerülesved’i öpmeye imkân bulamayan hacı eliyle dokunup elini öper; bunu da yapamazsa uzaktan eliyle selâmlayıp yine kendi elini öper. Kâbe’nin güney yönünü gösteren köşesi Rüknülyemânî’ye tavaf esnasında elle dokunup selâmlamak da sünnettir; bazı fakihler elle dokunduktan sonra ellerin öpülmesini mendup görmüştür.

Böylece bir açılım yapmış olduk el öpme mevzusuna. Yorum ve karar sizlerin...

Hürmetlerimle... 

Adem Kocatürk

Kaynaklar;
İslam Ansiklopedisi
Vikipedia
Salim Öğüt Makale
Hicret Karaduman
İbn Mâce, “Edeb”, 16; Ebû Dâvûd, “Edeb”, 144, 147-149; Tirmizî, “İstiʾẕân”, 33
Buhârî, “Meġāzî”, 83; Nesâî, “Cenâʾiz”, 11
Tirmizî, “İstiʾẕân”, 32
Tirmizî, Sünen, İsrâ Tefsiri; Sünen-i İbn Mâce, Kitabu'l-Edeb, 16, s. 2/1221
Osman Şekerci, Kaynaklarımıza Göre İslâm Terbiyesi, İstanbul 1972, s.175
Beyhakî, Şuabu'l-İman, No: 7372; Suyûti, ed-Dürrü'l-Mensûr, II, 579
Ahmed, Müsned, V, 323; hakim, Müstedrek, 1, 132

Düzenleme : 19 Mayıs 2020 16:09 Okunma : 45804
Foto galeri