Mevlevi tekkelerinde pişirilen pilavların katkıları şunlardır: Pirinç, et, soğan, kuş üzümü ve fıstık. Tekkenin kilerlerinde saklanan tulumlardaki o güzelim sadeyağı da baş katıktır.
Mevlevi tekkelerinde yemek yemeye, “lokma yeme veya lokma etme” denilir. Yine tekkelerdeki geleneksel yemek sofraları serildiği günlerde “lokmaya salla” diye ilan olunur. Bu nedenle, genel olarak, tekke sofralarında yemeğe oturmaya da “lokmaya oturmak” denilirdi.
Karaman okkasına gelince; Karaman ve dolayları, pek bolluk ve bereket ocağı imiş. Bu nedenle, Karaman’a has özel bir darb-ı mesel olan “karnım aç, Karaman’a kaç” sözü de, yokluk içinde olanların, Karaman’da bolluğa kavuşacaklarının bir açıklamasıdır.
İşte, böylesine bolluk ve bereket içerisinde yüzen Karaman’daki ticaretle uğraşanlar, alışverişlerde kaytarıcılık değil; kendilerinden Allah’ın hoşnut olması ve işinden daha fazla bereket olması için, sattıkları mallarını belirli orandaki tartıdan fazlası ile verirlermiş.
Bu yüzdendir ki esnaflar, dükkanlardaki tartı okkalarını daha ağırca hazırlattırırlarmış. İşte çelebilerin sofraları ve esnafın özel okkaları, bu sözü doğurmuştur.
Recep Özler


