karamandan.com

Yalnızca Aptallar Sadece Dilleriyle Konuşur

Her bir sima, farklı bir dünya; Her bir parmak izi, farklı bir işaret... Bu farklı dünyaların kapıları da farklı anahtarlarla açılmakta... Ruh aleminden, ana rahmine; oradan da dünyaya uzanan çizgi, ölümle birlikte yol değiştirmekte... Yeniden ruh alemine yolculuk; sonu sonsuza dek...

Her bir sima, farklı bir dünya; Her bir parmak izi, farklı bir işaret... Bu farklı dünyaların kapıları da farklı anahtarlarla açılmakta... Ruh aleminden, ana rahmine; oradan da dünyaya uzanan çizgi, ölümle birlikte yol değiştirmekte... Yeniden ruh alemine yolculuk; sonu sonsuza dek...

İbret yüklü her dem; insanın özeti; Özü, doğumu, ömrü, ölümü ve ötesi... Niçin varız ve nereye gidiyoruz?  Sorularına cevap arayan Alexis Carrel’in  “İnsan Denen Meçhul”  kitabının insanı “maddi, manevi ve en önemlisi ruh dünyası” ile ele alması ilgimi çekmişti. Bu konuları fazla konuşulabilecek kimse olmadığından da köyün imamı ile karşılıklı olarak mütaala  ediyorduk. Kendisinin hac dönüşü anlattıklarıysa  tatlı söyleşilerimizi şölene çeviriyordu. O anlattıkça mest oluyordum. Ta ki, yedirdiği balı sözleriyle acılaştırana kadar.

Karaman Müftülüğü’nde ki aylık toplantısına gitmişti. Hacı arkadaşı olan memurun yanına da uğramış. Tabii laf lafı açınca arkadaşının …’li olduğunu öğrenmişti.

Sohbetlerimizde, kutsal mekanlardaki ibadetlerini birlikte yaptığı, birlikte yiyip içtiği anlata anlata göklere çıkardığı arkadaşı hakkındaki kanaatı bir anda değişmişti.

Öyle ki, “O partili olduğunu bilseydim balımdan yedirmezdim!” demişti. Şaşırıp kalmıştım. Değişen neydi? Tarafı olduğu parti mensubu olmaması mı?! Oysa ikisi de “Diyanet “ mensubu idiler. İnsanlara İslam’ı anlatmakla görevli, tebliğcilerdendiler.

Mü’minlerde bozgunculuk, ayrılık, kin ve düşmanlığa sebebiyet veren tarafgirlik –taraf tutma- , inat ve haset; çekememe, başkalarında olan nimeti kıskanma hakikatçe ve hikmetçe; sosyal ve manevi hayatça da çirkin olduğundan dinimizce reddedildiğini vaazlarında kaç defa anlatmışlardı.

Partizanlığıyla kendi nefsine, muzır, zararlı olduğuna hükmederek de imam olan hacı arkadaşına zulmetmişti. Hem arkadaşına hem de kendi nefsine zarar vermişti. İşte partizanlık / taraftarlık denen şey, İnsanlık hayatı için  toplumsal barışı bozduğu, fertler arasında kin ve düşmanlığı körüklediği için de zehirli bal hükmüne geçmiştir.

Bunun savunulacak, mazeret uydurulacak hiçbir yanı yoktur. Belki de bu zamanın en çetin imtihanı, taraftarı olduğumuz yeri kayırırken hakka ve hakikate karşı “kör, sağır ve dilsiz “  oluşumuzun en bariz ifadesi: Taraftarlık, partizanlık, hizipçilik, bozgunculuk, kayırmacılık, adam sendecilik ve vefasızlıktır.

Dün beraber olduğumuz melek gibi adamı, saf değiştirince şeytanlıkla itham etmek, aynı safta ki şeytanı melek addetmek. “Tamam! Haklı olabilir. Ama, adamımız dururken O’nu mu kayıracağız?” diyerek zalime arka çıkıp, mazlumu ezmek şiarı olur. Adaletten sapar, zalimi kalkındırır.

Uhrevî hayatımızı mahvettikten ve mânevî alandaki imtihanı kaybettikten sonra, memleketi kimin idare ettiğinin ne önemi olabilir. Çok çabuk silkinmeli ve kendimize gelmeliyiz.

Siyasî fikri yüzünden gıybetini ettiğimiz mü’min kardeşlerimizin etini çok rahat yediğimiz, kokuşmuş bir et pazarına dönen bir dünyanın vebalinden hiçbir siyasî iktidar bizleri kurtaramaz.

İmanı kurtarmak ve uhrevî âlemimizi tanzim etmek gibi dünya iktidarı verilse, karşılığı olmayacak bir dâvâyı bir kenara bırakıp günlük siyasî çekişmelerin içinde söz kılıçları ve gıybet giyotinleri ile birbirlerini doğrayanlar Rabb-ı Kerim’in, “…hesapta çok (dakik ve) hızlı olan, hesabı çabuk gören Allah’ın (Nur/39) huzuruna ne yüzle varacaklar.

Adı İslam (yani teslimiyet, barış ve selamet/mutluluk) olan bir dinin mensubu olan Müslüman: Yeryüzünde Allah'a teslimiyetin, barışın ve saadetin mimarı olmalı değil midir?

Kendisini Ömer gibi öldürmeye geleni kendisinde diriltmeli değil midir?

"Mü'min"in ahlaki anlamı "güvenen ve etrafına güven veren" değil midir?

Güvenmeyen ve güvenilmeyen nasıl mü'min olur?

Bu imanın sahibine ne yararı olur, başkasına ne yararı dokunur?

Ve ben ta yürekten Kur'an'ın duasını tekrarlıyorum: "İçimizdeki beyinsizler yüzünden bizi helak eder misin Allah'ım!"

Mustafa Türk

 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

Ana Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Hakkımızda | Künye | RSS | Reklam Ver | İletişim | karamandan.com | ANT Ajans
Elemtere fiş, kem gözlere şiş