Öğretmen, eğitim hedeflerinin gerçekleştirilmesinde en önemli amildir. Öğretmen olmadan eğitim ve öğretim de olamaz. Bir diğer anlatımla eğitim-öğretimde kalite ve verimlilik nitelikli öğretmene ve öğretmenin özverili çalışmalarına bağlıdır.
Atatürk, okulları yurdun çeşitli yörelerinde açılan birer “Kültür Merkezi” olarak nitelemiştir. Öğretmenlerin bu merkezlerde okul dışı çalışmalar yapmalarını onların bir görevi olarak şöyle belirtir:
“Bu merkezlerde bilimsel müsamereler, konferanslar düzenlemek, halkın okur-yazar olmayanlarını, en kolay yoldan okutarak, onlara birinci derecede gerekli olan bilgileri vermek, gece dersleri açmak, bölgelerindeki gazete ve dergilere, özellikle genel eğitim ve halk bilgileriyle ilgili konularda yazılar yazmak, bu merkezlerde çalışan öğretmenlerin aksatmadan yerine getirecekleri görevler olacaktır.”
Öğretmen, toplumun geleceğini ve yazgısını değiştiren en güçlü liderdir.
Öğretmenler, sistemi, programları, eğitim araç ve gereçlerini kullanarak, topluma dinamiklik kazandırabilecek, devrimcilerdir.
Bu bakımdan toplum inşasında en temel kaynaklardan birisi de öğretmendir.
Bu hususu dikkate alan Atatürk, çeşitli vesilelerle öğretmenlere ilişkin konuşmalarında onlara değer vermiş, onlara güvendiğini dile getirmiştir: “Gerçek zaferi siz kazanacak ve yaşatacaksınız”. “Bir kitle ulus olabilmek için, kesinlikle eğitimcilere, öğretmenlere muhtaçtır,” demiştir.
Bugün öğretmenin geldiği seviye itibariyle yukarıda yazdıklarıma inanıyorsanız diyebilirim ki; okullar “Kültür Merkezleri” olmaktan fersah fersah uzaktır, öğretmenler de
Atatürk, 14 Ekim 1925 günü İzmir Erkek Öğretmen Okulu’nu ziyareti sırasında yaptığı konuşmada ise öğretmenlik mesleğinin önemini şöyle vurgulamıştır:
“Milletleri kurtaranlar, yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğitimciden yoksun bir millet, henüz millet adını almak kabiliyetini kazanmamıştır. Ona basit bir kitle denir, millet denemez. Bir kitle millet olabilmek için mutlaka eğitimcilere, öğretmenlere muhtaçtır.”
Eğitimci ve öğretmen olmadıkça toplumun eğitilemeyeceği gerçeğini açıkça belirtmiştir.
Atatürk yeni nesilleri öğretmenlere emanet ettiğini ve onlara güvendiğini şu sözleriyle ifade etmiştir: “Öğretmenler! Yeni kuşağı, Cumhuriyetin özverili öğretmen ve eğitimcilerini sizler yetiştireceksiniz ve yeni kuşak sizin eseriniz olacaktır. Cumhuriyet, düşünce, bilgi ve beden yönünden güçlü ve yüksek karakterli koruyucular ister. Yeni kuşağı bu nitelikte ve yetenekte yetiştirmek, sizin elinizdedir.”
Öğretmenlerin yetiştireceği kuşakların niteliğini de “Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür kuşaklar ister.” diyerek çok veciz bir şekilde ifade etmiştir.
Öğretmenin halkla bütünleşmesini, her fırsatta halkın içinde yer almasını istemektedir: “Öğretmenler her fırsattan yararlanarak halka koşmalı, halk ile beraber olmalı ve halk, öğretmenin çocuğa yalnız alfabe okutan bir varlıktan ibaret olamayacağını anlamalıdır.”
Evet !
Halk artık öğretmene doğru koşuyor. Ama, yumruklarını sıkarak…
Maalesef!
Camiler nasıl imamsız kaldıysa, korkarım yakında okullarda öğretmensiz kalacak.
Oysa:
Öğretmen, bildiklerini okulda öğrencilere aktardığı gibi halka da aktarmalıdır. Daima kendini yetiştirerek yenilemeli ve değişen dünya şartlarına, yeniliklere hem öğrencisini ve hem de halkı hazırlamalıdır. Çünkü eğitim ömür boyu devam eden bir süreçtir. Okul bu açıdan “Kültür Merkezi” gibi çalışmalıdır.
Ancak, halkla okul kucaklaşamamıştır. Tabii öğretmen de literatürü ve yenilikleri takip edebilmek için yeterli malî güce sahip olamamış. Gazın, tuzun, şekerin, kalemin ve de paranın öğretmende olduğu, bilmem bir maaşına kaç altının ettiği günler de mazide kalmıştır. Bugün öğretmen köyde kalmaz olduğu gibi, köylü de öğretmenden daha paralı ve akıllı(!) hale gelmiştir.
“Eski idarelerin en büyük kötülüklerinden biri de irfan ordusuna layık olduğu önemi vermemeleridir. Eğer önem verilseydi, geleceği emanet ettiğimiz sizlere, gelecek kadar güvenilir bir mevki verilmesi gerekirdi.” Kütahya Lisesi – 24 Mart 1923
Bu açıdan da Atatürk’ün “...öteki serbest ve yüksek meslekler gibi derece derece ilerleyen ve ne yapıp yapıp bir geçim rahatlığı sağlamaya uygun bir meslek durumuna getirilmelidir” sözü unutulmamalıdır.
Saygılarımla… !
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

