‘Ölüm buysa, Tanrım buysa yaşamak
Sil alnımdan yazdığın bu yazgıyı
Ya bir yere cıksın artik bu sokak
Ya da öldür içimdeki Tanrıyı(!), diyen 26 yaşındaki genç; çocuğunu da alıp kaçan eşinin ardından Bursa’ya gelmiş. Günlerce iş aramış. Geceleri otagarda yatmış. Çaresizlik içinde çıktığı iş merkezinin çatısından atlamak isterken, üç gündür ağzına bir lokma koyamayan garibim, oracığa yığılıp kalmış.
Ne hale geldik. Umarsız, bir o kadarda vicdansız. Nereye bu gidişin sonu?
Sevgi ve merhametten bihaber,
eşlerin birbirlerine karşı adaletsiz,
aile içinde karşılıklı yardımlaşma ve dayanışmanın gerçekleşmediği,
bölünmüş ailelerin,
sabahın köründe ya da gecenin bir yarısı yollara düşen,
sendikasız, geleceği patronun iki dudağı arasında,
köleleştirilmiş…
Ya da kahvede pinekleyen,
dizilere esir olan,
yaşama sevincini/gerekçesini yitirmiş,
idealleri elinden alınmış,
ev kredisi, araba kredisi derken, gönüllü olarak bankalarca esir alınmış,
rotası kaymış insanlarla, nereye kadar…?
Aslanın kediye boğdurulduğu,
şu çivisi çıkmış dünyada her duvara toslayışlarda;
sarsılmakta olan benliğimizle…
Gerçekçi olması mümkün olamayan,
merhamet ve hoşgörüyü kaybetmiş,
hayat felsefesini yitirmiş,
ruh sağlığı bozuk bireyler olarak sokakları doldurmaktayız.
Peki!
Nedir vereciği sokakların ‘Adamlar ’ a,
Sönmüş saçlarında son damla ışık,
Bir ‘düş’ün içinde gibi her akşam
-Ve yüzleri duman kadar dağınık-
Geçer bu sokaktan binlerce adam.
Umut gözlerinde ölü bir bakış,
Çığlık bir bükülüş dudaklarında;
Bulamadıkları nedir ki, yaz kış
Dolaşırlar şehrin sokaklarında?
…….. (Ahmet Muhip Dranas)
Kim hayatından memnun?
Kaç kişi … !
Bir Çıkmaz Sokakta
Ölüm buysa, Tanrım buysa yaşamak
Sil alnımdan yazdığın bu yazgıyı
Ya bir yere cıksın artik bu sokak
Ya da öldür içimdeki Tanrıyı…(!)
(Ümit Yaşar Oğuzcan)
Diyecek kadar umutsuz, bezgin ve firari…
Söyleyin!
Sokaktan “KARLI BİR GECE VAKTİ BİR DOSTU UYANDIRMAK” mümkün olacak mı?
Keşke yağmuru çağıracak kadar güzel olmasaydım,
Ölüm ve acılar çatsaydı beni.
Düşüncem yapma çiçekler kadar gösterişli
Ve parlak sözlerim ihanete varacak doğrulukta olsaydı.
Anmaya gücüm yetseydi de konuşsaydım,
Diri-gergin kasları konuşsaydım:
-“Kardeşler!” deseydim!
- “Kardeşlerim!”
-“Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan!
- “Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan!
- “Bakın yaklaşıyor...” (İsmet Özel)
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

