-İklimi müsait olsaydı cehennemi tercih ederdim, demiş. Çünkü bütün dostlarım orada bulunuyor.
Efendim, perşembenin gelişi çarşambadan bellidir. Kimin nereye gideceğini, Allah bilir. Ama, görünen köy de kılavuz istemez. Ancak, Cennet benim değil ki, adam seçeyim. Cehenneme me’mur değilim ki, sevk edeyim. Yalnız bildiğim bir şey var: Hadis olması tenkit edilse de, hadîs diye rivayet edilen ve hadis ölçüsünde bir gerçeği ifade eden bir sözde, “Nasıl yaşarsanız öyle ölür ve nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz” denmektedir.
Bir insanın hayat tarzı, onun şuuraltını oluşturur. Şuur, iradi hareketleri doğurur. Mesela, bazı milletvekillerinin cinsel istismar suçlarıyla ilgili hazırladığı teklif TBMM Başkanlığına sunuldu. Teklifte tecavüz suçlarında hapis cezaları artacak, tecavüz suçu birden fazla olan zanlı ilaçla hadım edilebilecek. Peki, bazı milletvekilleri de şiddetle karşı çıktı. Gerekçesi şaşırtıcı. Sebep; “Hırsızlık yapanların da elini mi keselim” … Haklılar efendim! Laik bir ülkede şeriatı çağrıştıran cezalar olur mu hiç!
Yine, ‘ Su Testisi Su Yolunda Kırılır’ yazıma yorumuyla katkı sağlayan Hasan Kayalı ‘yeni hıncallar doğuyor’ başlıklı yorumunda “… Ölülerinizin iyiliklerini anıp kötülüklerine dokunmayınız! (Tirmizi, Ebu Davut)” diye beni uyarmış. İradi olarak kimin için olursa olsun, olayı kişiselleştirmeden toplumsal barışı sağlayacak evrensel kuralı hatırlatmış.
Peki! Bir örnek daha vereyim: İlyas Salman için anlatmıştı, bir yakınım. Tv de izlemiş. Komşusu vefat etmiş. Eşi hanımefendi, ‘Komşumuzdur. Cenazesine katıl’ diye ısrar etmiş. ‘Beni bilirsin, susmam! Bir patavatsızlık ederim’ demiş. Eşinin ısrarıyla gitmiş. Kenardan izlemiş. İmam ‘Nasıl bilirdiniz bu meftayı’ diye sorunca, ‘Hırsızdı’ demiş. Cemaat sokurdanınca da ‘Yalan mı canım! Hırsızlık yaparken kendim yakaladım!’ demiş. Eve gelince de hanımına sitem etmiş. Sana gitmeyeyim, doğru bildiğimi konuşurum, demedim mi?’ demiş.
Doğru bildiğini konuşmak, bir erdem. Hasan Kayalı da, İlyas Salman da yasa teklifine karşı çıkanlarda kendilerince haklılar. Şuuraltı muktesebatının gereğini dillendirdiler. Hepsi de düşüncesini ifade sadedinde, samimiler.
Bu sebeple, insanın bütün hayatında, ölümü esnâsında ve kabirde Münker ve Nekir'e cevap verirken de hep o şuuraltının izleri tezâhür eder.
Müslüman olarak ölmek, hakkımızdaki İlâhî takdirin nasıl tecellî edeceğini bilemediğimizden dolayı, belki elimizde değildir. Ama, bu yolda, yani Müslüman olarak ölme yolunda olmak elimizdedir. Yoksa, Kur'ân-ı Kerim'in 'ancak Müslümanlar olarak ölünüz' emri 'teklif-i mâlâ-yutak', yani yerine getirilmesi mümkün olmayan bir teklif olurdu.
Değişen ve modernleşen sosyal şartların Müslümanlarda nasıl bir değer kaymasına sebebiyet verdiği hepimizin malumu. Hayatını salih ameller kuşağında geçiren bir insanın son nefesinde imanla gitmesi kaviyyen muhtemeldir.
Karaman gibi mazbut bir Anadolu şehrinde bile daha on yıl öncesine kadar "haram" denilerek kesin tavır alınan bazı hususların bugün ne kadar kolay işlenir hale geldiğini, olaylar gözler önüne seriyor. Bu değişim, dönüşüm ve başkalaşım sürecinin daha ne kadar süreceğini bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey, "başkalaşma"nın da tıpkı savaş ve yangın gibi, başladığı zaman nerede duracağının ve neleri alıp götüreceğinin kestirilememesidir.
O halde, imanın gereklerini o derecede hayatımıza hayat kılmalıyız ki aksi bir düşünce ve aksi bir hayat tarzı rüyalarımıza bile misafir olmasın. Çünkü, bu başkalaşmaya karşı en sağlam dinamik, kendimiz olma iradesidir. Bu iradeyi ortaya koyan insan, gereğini yapmaya azmetmeli, belli bir plan içerisinde istikrarlı bir hareket tarzı ve hedef belirleyerek o yolda sapmadan yürümelidir. Kendimiz olma, bizi biz yapan değerlerle hemhal olma demektir. Bu değerleri anlama, özümseme ve tabiatın bir derinliği haline getirme de bize ait eserleri mütalaa ve müzakere etmekle mümkündür.
Şuurlu bir şekilde, Allah'a kavuşma arzusuyla yanıp tutuşalım ve hep bu visalin beklentisi içinde yaşayalım. Unutmayalım ki, -hadîsin ifadesiyle- 'Kim Allah'a kavuşmayı arzu ederse, Allah da ona kavuşmayı arzu eder.'
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir