karamandan.com

Günü Kurtarmak ya da Geleceği Kurmak

“Bugün yaşasın padişah! Yarın ya o ölür ya ben! “ diyen bir eğitimciye ithafen…

 

Yaşadığımız son asrın belki de en büyük hastalığı “günü kurtarmak” felsefesidir.  Genç-yaşlı hemen her kuşağın düşünce sitemine sirayet eden bu hastalık sayesinde; artık insanlar günübirlik düşünmekte, çok büyük ideal ya da gelecek peşinde koşmak yerine bulunduğu anı değerlendirmenin peşinde koşmaktadırlar. Tabi ki anı yada günü kurtarayım derken; ne derece faydalı davrandığı da meçhul..!

Bu düşünce asırlardır tarih sahnesinde  “ebet-müddet” düşüncesini dava haline dönüştüren Türk milletinin can damarını da kesmiştir. Atamız Oğuz Kağan’a; “Gök kubbe çadırım, güneş bayrağımdır!” sözünü söyleten, günü değil yarını düşünen, yarını kuşatan, düşüncedir, inançtır. Bu düşünce sayesinde Türk milleti asırlarca dünyaya adalet ve medeniyet dağıtmış ve bekasını sürdürmüştür. Türkler, asırlarca ulu bir çınar gibi gölgesinde insanlığı barındırmıştır.(U. Kepekçi)

Önümüzde iki yol açılıyor ya işin kolayına kaçıp günü kurtaracak işlerle uğraşacağız ya da oturup adam gibi geleceği kuracak projeler geliştireceğiz.

Üzerine ölü toprağı serpilmiş bir toplum karşısında, topluma uyum sağlamak adına " nasıl olsa böyle gelmiş böyle gidecektir" demeye hakkımız yoktur. Doğru olduğuna inandığımız her şeyi büyük bir cüretkârlıkla savunacağımız gibi, inanmadığımız şeyleri de toplumla uyum halinde olmak adına savunamayacağız. (U.Bulut)

Kültürel mirasımız içinde etkin yeri olan dini algımız bize “ haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.” diye salıklasa da biz hep başımız önde, bir kıvılcım bekleriz. Doğru olduğunu biliriz. Desteklemek isteriz ama cesaretimiz yoktur. En çok duyduğumuz söz, sus konuşma olmuştur. Hani askere gidenlere derler ya; “Önde gidenin burnuna, arkada kalanın k.çına vururlar. Aman sen ortada git ki rahat edesin.’’ Millet olarak bu bizim bilinçaltımıza kazınmış olacak ki; her şeyin rahat olanını, dikkat çekmeyenini ve başımızı belaya sokmayanını tercih ederiz.

Hakkını arayan, haksızlık karşısında susmayıp konuşan, biraz sivrilenleri de en hafifiyle  ‘lüzumsuz’ addederiz. Mutat toplantılarımızda bile, önceden tembihleriz; konuşmada çabuk bitsin’ diye. Oysa en meşru, en geçerli ve alınan kararların uygulama zorunluluğu olduğu fırsatı teper, aklımıza ipotek koydururuz.  Bu var olan bir mirasın devamıdır. Kimseyi suçlamaya hakkımız yok. Muhalif tavır takınmadığı için, ezildiği için, kendisi için takdir edildiği kadarına rıza gösterdiği için kimseyi suçlayamayız.

İyiliği emredip, kötülükten nehyetme / alıkoyma’ hep tavsiye edilir. Ne hikmetse iyiyliği yarım ağızla söyleriz de, kötülüğü ‘imanın en düşük seviyesi’ olarak tarif edildiği üzere ‘kalbimizden buğzederiz’. İ.İnönü’nün dediği gibi,  ‘Dürüst insanların namussuzlar kadar cesur olmadığı yerde’, bizim toplumsal anlamda çok da dürüst olmamızın reel anlamı yoktur. Televizyonlardaki uygunsuz şeyleri bildirmek için bile RETÜK için ücretsiz bilgi hattı vardır. Seksen bir ilden birer kişi çıkmaz  bu yanlış diye haykıracak. Üzerimizdeki ölü toprağını silkeleyelim. Karanlığa karşı sövmenin anlamı yok. Ehven olan, lambanın düğmesine basmaktır. Güneş doğuncaya kadar…

Zulmü alkışlayamam, zâlimi aslâ sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem
Biri ecdâdıma saldırdı mı, hattâ boğarım…
-Boğamazsın ki !
-Hiç olmazsa yanımdan kovarım.
Üç buçuk soysuzun ardında zağarlık yapamam
Hele hak nâmına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir âşıkım istiklâle,
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lâle
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
Kesilir, belki, fakat çekmeye gelmez boyunum.
Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim.
Adam aldırma da geç git, diyemem, aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım.
Zâlimin hasmıyım amma severim mazlûmu…
İrticâın şu sizin lehçede ma’nâsı bu mu ?

Asla unutmayalım ki; “Kişi sevdiğiyle beraberdir.” Hadisi şerif. Rabbim encamımızı hayreyleye, İyilerle hem-dem/canciğer arkadaş. eyleye…

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

Ana Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Hakkımızda | Künye | RSS | Reklam Ver | İletişim | karamandan.com | ANT Ajans
Elemtere fiş, kem gözlere şiş