karamandan.com

Ekmek ağacı da dikseler

Bu yıl, ilk kar yağdığı günün sabahında yaptığım ilk şey, hemen hanıma bulgurun yerini sorup bulgur paketinden avuç avuç bulguru çay tepsisine dökerek tepsiyi balkona koymak oldu.

Kardan dolayı yiyecek bulamayan kuşların karnını doyurduktan sonra torunlarla sabah kahvaltısını yaparken camın dışında tepsiyi gagalayan kuşların sevincini torunlarla seyrettik.

İlk kardan birkaç gün sonra televizyon haberlerinde birkaç tane hanımefendinin parklardaki ağaçlara ekmek artıklarını astıklarını ve o ağaçlara "Ekmek ağacı" adını verdiklerini gördüm ve dinledim.

İyilik damarlarımızın kurumadığını gördüm ve Rabbimize şükrettim.

Sevgili Peygamberimiz "Ciğer taşıyan her canlıya yapılan iyilik için sevap vardır" buyurmuş. (Buhari, Edeb, bab 27, hadis 5663, Müslim, Selâm, bab 41, hadis 2224)

Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'inde insan hak ve sorumluluklarını belirlerken insanlara hayvanların da insanlar gibi bir ümmet olduğunu açık, seçik net ifadelerle şöyle açıklıyor: "Yeryüzünde kıpırdayan hiçbir canlı, gökyüzünde iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki sizin gibi birer ümmet olmasınlar." (En'am süresi ayet 38, tefsiri için bak: Şifa tefsiri 3/ 34)

Bütün dünya dillerinde hayvan hakları ve çevre üzerine yazılan eserlerin tamamında bu ayetin ifade ettiği güçte bir söz arasanız bulamazsınız.

Bu ayetlere göre hareket ederek bize örnek olan sevgili Peygamberimiz deve güreşlerini, horoz dövüşlerini, köpek dalaşlarını ve bütün hayvanların boğuşturulmasını yasaklamış. "Ebu Davud, Cihad 56 hadis 2562, Tirmizi, Cihad hadis 1708) Susuz köpeği sulayan bir erkeğin ve bir kadının cennetlik olduğunu, (Müslim, selâm hadis 2244, 2245)

Bir kediyi evine hapsedip yemek ve su vermeyen bir kadınında azap göreceğini haber vermiştir. (Müslim, selâm hadis 2243)

Bindiği hayvana sözlü hakarette bulunan kadının bu kötü sözünü duyan Peygamber efendimiz: "O kadını o bineğin sırtından indirin" buyurmuş. (Müslim, Birr hadis 2595, Ebu Davud, Cihad hadis 2561) Açlıktan inleyip ağlayan bir devenin göz yaşlarını sildikten sonra sahibini uyaran bir Peygamberin ümmetiyiz.

(Ebu Davud Cihad, hadis: 2549, Müslim, hadis no:342, 2429, Müsned 1/205)

Bir bedevinin çadırında bağlı duran dişi ceylanın, süt kuzusu yavrularından ayrı duruşunu gören sevgili Peygamberimiz, o dişi ceylanın bağını çözer ve yavrularını emzirdikten sonra dönmesini ister. Bir müddet sonra ceylan memeleri boşalmış olarak geri döner ve sevgili Peygamberimiz ceylanı tekrar bağlar.

Bedevi gelince ceylanı satmasını veya bağışlamasını söyler.

Bedevi de ceylanı, Efendimize bağışlar.

Sevgili Peygamberimiz de ceylanı serbest bırakır. (Beyheki, Delail 6/34,Ebu Nüaym, Delâil hadis No:273, Zehebi, Tarih-ül İslâm M.Can tercemesi 2/29)

Bir sahabe, yolculuk esnasında ormana dalarak kuş yumurtası bulur ve alır.

Biraz sonra kuş, yumurtalarının peşinden gelir. Durumu öğrenen sevgili Peygamberimiz, "Bu faciayı hanginiz yaptı?"der.

Adamın birisi: "Ben yumurtalarını almıştım" deyince sevgili Peygamberimiz: "Ona acı da, onu aldığın yere geri bırak" der. (Ebu Davud hadis 2675,5268, Beyheki,Delâil, 6/33, Hakim4/239, Müsned 1/404, Taberani 10/218, Buhari, Edeb-ül Müfred hadis 382, Zehebi,Tarih-ül İslâm M.Can tercemesi 2/28)

"Neml" Karınca suresini okuyan, karıncayla Süleyman aleyhisselâm arasında geçen macerayı öğrenen ve inanan ecdadımız "Karıncanın gönlünde taht kuran Süleyman olur" demişler ve İslam'ın ilk asrından itibaren "Hayvanların hayatı" adı altında kitaplar yayınlanmışlar.

İslâm terbiyesi ile yetişen Bâyezid-i Bistamî, Hemedan'dan çörek otu satın alır. Memleketi Bistam'a varınca çörek otunun içinde karınca çıkar. Bâyezid-i Bistamî o karıncayı vatanından, anasından yavrusundan ve arkadaşlarından ayırmamak için yedi günlük yolu yürüyerek geriye Hemedan'a getirir. (Prof. İsmet Sungurbey, Hayvan hakları s:1233, Maltepe Ünv. yayını)

Kanuni Sultan Süleyman bir gün Şeyhülislam Zembilli Ali efendiye:

"Bir dırahtı(ağacı) sarmış olsa karınca,

Zarar var mı karıncayı kırınca?" diye fetva sorar.  Zembilli Ali efendi:

"Yarın Dîvan-ı Hakk'a varınca,

Süleyman'dan hakkın alır karınca" diye cevap verir. ( Prof İsmet Sungurbey, Hayvan hakları s:1233, Maltepe Ünv. yayını)

Hayvanları geçtik kendimiz gibi can taşıyan insanların geçimi konusunda siyasilerimizde hassasiyet kalmadığından zengine hortum takarak, işçiye ve memura kemer sıktırarak devlet gemisini karaya oturtmayı maharet saymaya başladık.

Eskiden İngilizler, sömürdükleri ülkelerden kaçırdıkları insanları köle olarak kullanırken buğday ekmeği yerine Hindistan'da ve Karayiplerde yetişen bir ağacın meyvelerini yedirerek ucuza karın doyururlarmış ve ağacın adına da "Bread fruit" derlermiş. Acaba bu kuşlara ekmek veren değerli hanımefendiler, parklara o ağaçlardan da biraz dikseler de greve giden işçilere yardımda bulunsalar bir güzel hizmete daha imza atmış olmazlar mı?

 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

Ana Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Hakkımızda | Künye | RSS | Reklam Ver | İletişim | karamandan.com | ANT Ajans
Elemtere fiş, kem gözlere şiş