Üç profesör çok eski bir dostlarını makamında ziyarete giderler.
O kadim dostun sekreterine kendilerini takdim ederler.
Sekreter içeri girer, geri gelir ve beklemelerini söyler.
Onlara çay kahve ikram eder.
Aradan zaman geçer ve "Kızım bizim adımızı söylediniz mi?" dediklerinde "Evet" cevabını alırlar.
Tekrar beklemeye başlarlar aradan uzun zaman geçtikten sonra sekretere kendilerini hatırlatmalarını söylerler.
Sekreter içeri girer ve dönüşünde makamın sahibinin görüşmeler yapmak için dışarı çıktığını söyler.
O üç profesör hep sekretere kızarlardı.
Bir zamanlar mangalda kül bırakmayan bir mücahidimiz çok büyük bir müteahhit olduğunda bürosuna bir mücahit gelir ve görüşmek ister.
O mücahit ki onunla birçok eyleme katılmışlar, sobasız evlerde kendi nefesleriyle ısınmışlar, "Biraz paramız olsaydı..." Hayalleri kurmuşlar.
Müteahhit arkadaşının sekreterinin "Meşguller efendim" sözünü delip ileri geçemiyor.
Uzun bekleyişten sonra "Kızım, yanında herhangi bir kimse var mı?" dediğinde "Hayır" cevabını alınca hala mücakitliğine devam eden bu değerli adam, ayağa kalkar, kapıya doğru yürür, kapıyı tekmeyle açtıktan sonra iki ayağını masasının üzerine atıp gazette okuyan eski arkadaşını yeni kaypakdaşını görünce ağzına geleni sayar ve çıkar gider.
Hani bazı filimlerde vardır.
Zalim gaddar bir adam kadının evine girmiştir, çocuğunu kucağına almış, kafasına tabancayı dayamış ve dış kapıdan giren eşine "Seni istemiyorum, git bu evden" demesini sağlamıştır.
Kadının kocası evde gizlenen gaddar adamı görmemektedir.
Ama hanımına olan güveninden bir şeyler sezinlemektedir ve dışarı çıkmış gibi yapıp evdeki zalim adamın işini bitirmeye yönelmektedir.
Halkı Müslüman ülkelerin yönetici kadrosunun yüzde doksana yakını batı standartlarına göre yetişmiş ve onların değerlerine göre dünyayı algılamaya çalışmaktadırlar.
Bu algı casusluğu, gaddar ve zalim adam rolünü oynamaktadır.
"Amerika'ya rağmen, İsrail'e rağmen hiç bir şey yapılamaz" diyen her adamın niyeti kötü olmasa bile "Algılama casusluğu" yapmaktadır.
İşte Mısır'ın Ariş limanındaki duvar o "Algılama casusluğu"nun eseridir.
"Gönlüm sizinle ama ...istemiyorlar" diyenler de aynı casusluk görevini yerine getirmektedirler.
Biz, burada duvar örenden ziyade duvar ördürenlere kızalım.
Emir üzerine eski dostlarına duvar örenlerin gönlü bizimle, kılıcı Yezitle beraber.
Biz, Sina çölünde dövülen ve o korkuyu üzerinden atamayan Mısır'a değil, dövene kızalım ve dövülenin kısasını yerine getirdikten sonra "Korkma ben onu dövdüm" diyebilelim ki korkusu gitsin.
Dövene değil, dövdürene, duvar örene değil, duvar ördürene, vurana değil, vurdurana, özetle "Kuklaya değil kuklacıya kızalım.
Üç profesör çok eski bir dostlarını makamında ziyarete giderler. O kadim dostun sekreterine kendilerini takdim ederler.
