karamandan.com

Kayıp Asker

Mehmet büyük bir hevesle askere gitmek için hazırlanıyordu. Kendi kendine selam duruyor eğitim yapıyordu. Asker elbisesini giyeceği günü sabırsızlıkla bekliyordu ama Mehmet’i en çok sevdiği kızın hasreti düşündürüyordu.

Kolay değildi Aslı ile cocukluğu berbaber geçmişti. Birbirlerini çok seviyorlardı, Mehmet’in askerliği biter bitmez evleneceklerdi,Son defa sürekli görüştükleri ağacın altında buluştular hasret giderdiler çünkü ertesi günü Mehmet birliğine teslim olacaktı. Gururluydu Mehmet çünkü sınıfı komando idi. Yıllardır zaten dua ederdi komando olmak için, duaları kabul olmuştu. O gün birbirlerine söz verdiler, yemin ettiler, birbirinden ayrılmayacaklarına dair.

 

Ertesi gün Güllüpınar köyünde sanki düğün vardı. Asker uğurlama töreni yapılıyordu. Önce dualar okunuyor sonrada davullar zurnalar çalıyordu. Sanki düğün havası vardı köyde. Analar babalar göz yaşlarını belli etmeden gurur ve özlemle ağlıyordu,Gerçi Mehmet bir gün önceden köy halkıyla tek tek helaleşmişti. Bir ara Aslı’yla göz göze geldiler. Aslı’nın gözyaşları sanki pınar olmuştu.Mehmet Aslı’ya sanki ağlama ne olur dercesine uzun uzun baktı. Tören bitmişti askerler arabalara bindiler.

Günler gelip geçmiş Mehmet acemi birliğini tamamlamış izin kullanmadan askerliği çabuk bitsin diye usta birliğine varmıştı. İstediği de olmuştu. Hem komandoydu hem de özel harekat timine başarısıyla girmişti. O artık Komando Özel harekatçıydı ve kendisiyle gurur duyuyordu vakit buldukça çok sevdiği aşkı Aslıya mektup yazıyor komando elbiseleriyle çekindiği resimlerini de mektuba koyuyordu. Hele bir mektubu Aslı’yı çok ağlatmıştı. “Al bayrak sarılıp gelirsem, sevdiğim vatan uğruna ölürsem sevdiğim” diye başlayan satırlar Aslı’yı çok duygulandırmıştı. Eğer Mehmet’e birşey olursa yaşayamam diyordu kendi kendine.

Mehmet’in askerliğinin bitmesine bir ay kalmıştı. Mehmet’ten fazla Aslı bu hasretin biteceği günü bekliyordu. Mehmet bir, Aslı iki askerlik yapıyordu sanki. Gece gündüz Mehmet’i düşünüyor uykuları kaçıyordu. “Ya” dedi “Mehmet’e bir şey olursa. Şiirle başlayan mektup Aslı’yı çok etkilemişti belki de.

Aslı her gün olduğu gibi yine televizyonu açmış ana Haber bültenini dinliyordu. Haberlerin bitmesine yakın bir anda son dakika haberi yazıyordu. Haber spikeri “sayın seyirciler şu anda son dakika haberi elimize ulaştı. Hakkari ili Şemdinli Kırsalı’na göreve giden araç Zap Nehri’ne uçtu. Araçta bulanan 20 askerden 18’i sağ olarak kurtarılmış, bir tanesi şehit olmuş bir tane askerimizi de arama kurtarma çalışmaları sürmekte. Kayıp askerin adı Mehmet Ünsal.” der demez Aslı olduğu yerde bayılıp kalmıştı.

Günler haftalar geçmiş Mehmet’ ten bir haber yoktu. Oysa tüm köylü onun şehit olduğuna inanmış, Mehmet’e temsili şehitlik bile yaptırmışlardı. Oysa kimsenin haberi yoktu. Mehmet Zap Nehri’nden yaralı olarak kurtulmuş, köylüler tarafından Askeri hastaneye kaldırılmıştı. Bedeni yaralı ve yorgundu Mehmet’in.

Aradan 6 ay geçmiş Mehmet iyileşmişti. Köyüne dönmek için hastaneden çıktı. Tüm olanlardan ise hiç bir haberi yoktu . Heves içinde köyüne varmak istiyordu.Bir kaç saat sonra ilçeye varmıştı. Buradan köyüne gitmek için taksi tutacaktı çünkü köyünde başka türlü araç yoktu. Taksiye binmiş, köyüne varmaya dakikalar kalmıştı. Köyün yakınına geldiğinde taksiciye “dur” dedi. “Burada ineyim.” Kendi kendine hasretini çektiklerine sürpriz yapacaktı. Oysa bilmiyordu ki acı bir sürpriz onu bekliyor. Köye yaklaşırken köy girişinde Mehmet taksiden indi. Köyüne uzun uzun baktı.Çok özlemişti Aslı’yı ve köyünü. Mehmet’in ilgisini çeken köyden davul zurna sesleri gelmesiydi. “Acaba” dedi “geleceğimi biliyorlar mıydı ? Hayır” dedi. “Kimse bilmiyordu geleceğini “...

Mehmet heyecanla köyüne doğru yürüyordu. Bir yandan da Aslı’yı gelinlikler içinde hayal ediyordu. En çok istediği şey de buydu. Aslı’yı gelinlik giymiş olarak görmekti. O’na göre mutluluk çok yakındı.

Sonunda köyüne geldi. Bu davul zurna sesleri düğün alayındandı. Mehmet’i gören canavar görmüş gibi şok oluyordu. Bu da Mehmet’i korkutuyordu. “Hayırdır inşallah” dedi. Biraz düğün alayına doğru ilerledi. Tam gelin arabasına doğru yaklaştığında arabadaki geline baktı kaldı. Olamazdı. Arabadaki gelin Aslı’ydı. Gözlerini yumdu. Mehmet “hayal görüyorum herhalde” dedi. Hayır hayal değildi, doğruydu. O gelin Aslı’ydı  çünkü Mehmet’in öldüğünü, şehit olduğunu sandıkları için Aslı’yı başkasıyla evlendiriyorlardı. Tüm düğün alayı sanki donup kalmıştı. Mehmet uzun uzun Aslı’ya bakıp “Ayrılık içimde köz imiş,

Sevdan Aslım yalanimiş.
Ayrılık ölümden beterimiş,
Bu ellerde durmak gayri haram kılınmış” diye söylenip arkasını döndü ve köyden uzaklaştı .

O günden beri Mehmet’in nerede olduğunu, yaşayıp yaşamadığını gören eden olmadı....


NOT: BU HİKAYE TAMAMEN KURGUDUR ,KİŞİ YER VE MEKANLARIN GERÇEKLE ALAKASI YOKTUR.

ERSİN ÜNAL
GÖNÜLDEN DAMLALAR
Tel:05458876770
e-mail: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir    

Bu kategorideki diğerleri: « Çalma Sanatı Özlem »

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

Ana Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Hakkımızda | Künye | RSS | Reklam Ver | İletişim | karamandan.com | ANT Ajans
Elemtere fiş, kem gözlere şiş