karamandan.com

Çalma Sanatı

Çalma sanatı deyince, aklınıza önce her hangi bir enstrümanın çalması olarak gelebilir ama ben bu gün size hırsızlık sanatını elimden geldiğince anlatmaya çalışacağım. Anlatırken yazılım hataları her zamanki gibi olacağı için sayın eleştirme yapmayı seven arkadaşlarım kusura bakmasınlar. Şiirde gösterdiğim başarıyı ki şiirde bile hatalarım oluyordur mutlaka ama düz yazı ve hikâyelerde hatalarım çok daha fazla düz hikaye ve makalelerde göstermiyorum. Yani aslında hikaye ve makale yazmasını pek beceremem.

Eskiden sık sık karşılaştığımız gazete haberlerinde simit çalan gence beş yıl hapis. Ekmek çalan çocuğa üç yıl hapis diye okuduğumuzda sizin bilmem ama benim canım çok sıkılır üzülürdüm.

Artık devir mi değişti dünyamı değişti? Bana göre insanlar değişti insanlarda güven duygusu çoktan rahmetli oldu. Geçenlerde sık sık gittiğim çay ocağında duvardaki yazı çok ilgimi çekti 'Çok sevdiğimiz veresiye vefat ettirmiştir sevenlerin başı sağ olsun' diye devam ediyordu.

Babam ben çocukken sık sık anlatırdı eskiden ne çek varmış nede senet söz ağızdan çıktımı iş bitmiştir. Harman veresiye tütün satımı veresiye dendi mi söz kesilirmiş satanda rahat alanda rahatmış. Allahtan korkmak ve kul hakkı yememek varmış.

Çökertilen ekonomik yapı gibi örf adet gelenek görenek ve verilen sözlerde zamanla kaybolup gitmiş yerini çek senet ve bankalar almış.
Zaman aynı zaman fakat insanlar maddiyatçı ve ben olma yarışına girdiği için kaybolan değerlerin yerini para almış.

Önceleri arkadaşımdan üstün olmalıyım yarışı aileye sıçramış kardeşimden babamdan üstün olmalıyım ki onlara yaşadığım lüks hayat ile hava yapayım benim villam olsun yatım katım altımda son model marka arabam olsun. Benim çocuğum en iyi okullarda okusun benim soframda en zengin yemekler olsun düşüncesine kapılan zavallı insanlar zamanlar sevgi saygı ve hürmeti de yok etmiştir. Arkadaşlığın dostluğun çoktan rahmetli olduğu bu zaman içinde abi kardeş baba ve anne sevgisini bile satın almış para.

Benim analizime göre iki çeşit hırsız vardır. Birincisi yokluktan çalanlar mecbur kaldığı için ki onlara hırsız denir mi tartışılır. İkincisi varlıktan çalanlar. İkincisi çok tehlikelidir ben onlara medeni hırsız diyorum tahsilli hırsız diyorum.
Tahsilli hırsızlar; Kamu ve özel sektörde bunlardan en az bir tane mutlaka vardır. Bazen bunlar bulunduğu ortamda örgütlenebilirlerde pasta büyükse dilim dilim paylaşırlar.

Mesela bir fabrikada satın alma müdürü var bu arada dikkatinizi çekerim her tahsilli insanda her müdürde hırsız değildir ben hırsızlardan çalma sanatından bahsediyorum. Dürüst insanları konumuza sokmayalım lütfen.
Sizin büyük bir holdinginiz var ve holding şirketlinin birinde satın alma müdürü düşünün. Eğer tahsilli olduğu kadar akılıysa çaldığını hiç belli etmez ne patronu nede başka kimse onun çaldığını fark edemez.

Örnek olarak şirketin satın alma müdürü nasıl çalarda fark edilmez. İşte yöntem çalıştığı şirkete diyelim ki yirmi bin tane ambalaj kutusu alacak bu yirmi bin adet ambalaj kutusu bu şirkete ortalama aylık tükenen bir malzeme. Piyasayı araştırdığınız zaman bu ambalaj kutusunun tanesini bir lira elli kuruştan aşağıya bulmanız mümkün değil ne yaparsanız yapın bulamıyorsunuz. Bizim tahsilli satın alma müdür bu ambalaj malzemesini bir lira elli kuruşu bırakın bir lira kırk kuruşa bile alabilir. Hatta asıl değeri bir lira yirmi kuruştur. Piyasada o kadar ambalaj şirketi var ki rekabet çok üretim çok ama müşteri yok hangi ambalaj fabrikası aylık yirmi bin adet ambalaj kutusu alacak.

Müşterinin vereceği bu fiyata hayır diyecek imkansız diyemez. Hem sürümden hemse sürekli müşteri kazanmak için demez.Uyanık satın alma müdürü bu şirketten aylık yirmi bin adet ambalaj kutusunu belirli bir zaman içinde bir kaç ay bir lira elli kuruşa alır..Tabi bu durumdan avanta alamayan uyanık satın alma müdürü bir iki alışverişten sonra alışverişi keser. Birkaç gün sonra ambalaj fabrikasının satış müdürü devreye girer randevusunu alır müşteri ziyaretine gider. Çaylar kahveler içilir. Bu ziyaret sık sık olur ve zamanla samimiyet oluşur. Uyanık satın alma müdürü işi bildiği için teklifini çaktırmadan koyar. Ambalaj kutusunu bir lira kırk kuruş olarak belirler ama gerçek fiyat bir lira yirmi kuruştur. Şirketin müşteriye keseceği faturada ambalaj malzemesinin adeti bir lira kırk kuruş olarak belirlenir. Diğer yirmi kuruş, zaten zar zor aldığı beş bin lira maaş ile zor geçinen Allah gözünü doyursun satın alma müdürünün banka hesabına çaktırmadan havale edilir bazen kendi adına değil de babasının amcasının güvendiği yakının hesabına geçer bu yirmi kuruş yirmi binle çarparsanız yanılmıyorsam dört bin lira yapar.

Bu alışverişten herkes memnundur alanda satanda patronda. Uyanık satın alma müdürü şirket toplantılarında övüne övüne anlatır. İşte 'Bir zamanlar bir lira elli kuruşa aldığımız ambalaj kutusunu şimdi bir lira kırk kuruşa alıyoruz' diyerek kalemle yaptığı hırsızlığını kamufle eder. Patronda böyle birinle çalıştığı için gurur duyar. Çünkü bu alışverişten kimse zararlı çıkmaz, sadece uyanık satın alma müdürü bu işte karlıdır. Bu şirkette sadece ambalaj malzemesi gerekmiyor, hammadde ve diğer alınan malzemeleri de katarsanız uyanık satın alma müdürünün aylık hemen hemen maaşı elli bin lirayı çok rahat bulur. Yaptığı hırsızlık anlaşılmasın diye altına düşük model araba alır kirada oturur. Zaten on yılı bulmaz kendine şirket açar ki böyle şirket açan çok satın alma müdürü duyuyoruz sağdan soldan.

Evet, çalma sanatına örneklerle devam edelim. Yine büyük bir şirkette idari amiri düşünün çoğu devlet sektöründen emeklidir. Yine dürüst insanları konumuzdan ayrı tutalım. Şirketin aylık tonlarca hurdasını kendi çevresinden olan hurdacılara değerinden düşük gösterip asıl değerinden artan parayı cebe gönül rahatlı ile indirir kimsenin ruhu bile duymaz. Şirket araçları da sorumluluğunda olduğundan araçların yakıtından tamir ve bakımına kadar bu avanta devam eder.

İlla bu hırsızlığı müdürler yapacak değil ya birde fabrikalarda çalışan işçiler vardır. Özelikle bu tipler diğer çalışan işçilerle çok iyi iletişim kurarlar kapıdaki güvenliğin bile güvenini kazanırlar. Sonrada istediği malzemeyi çok rahat bir şekilde çalarlar ve müşterisini bulup satarlar. Örneğin fabrikanın kalıphane bölümünde çalışan bir işçi maddi değeri çok yüksek olan otomotiv kalıbını çalıp dışarıda satar.
Yıllarca bir siyasi partinin peşinde koşmuş iş adamı düşünün. Zamanla desteklediği parti iktidara gelmiş. Bunun nimetlerinden faydalanması ona göre çok normaldir. Düşünmez ki devlet malında tüyü bitmemiş yetim hakkının olduğunu.

Devletin açtığı ihalelere girer nasıl olsa Anakarada ki adamları millet için değil onun işlerini takip etmek için oradadır. Devletin açmış olduğu ihaleyi dürüst iş yapan iş adamına düşük teklif dahi verse gerek evrak bahanesiyle gerek başka sudan bahaneler bulunur ihale dürüst iş adamına verilmez.
Arkasına siyasi güç alıp devlet ihalelerini alan bu iş adamı malzemeden insan gücünden her şeyden çalar. Bu onun için gayet normal bir iştir.
Arkasına siyasi güç alan bu iş adamı pastandan hem kendi yer hemse onu destekleyenleri doyurur. Sonrada küçük bir depremde bile yaptığı okullar hastaneler ve konutlar köprüler yerle bir olur göçer. Binlerce insan ölür. Yaptığı alt geçitler yarım yamalak olduğu için az bir yağmur yağsa bile gider olmadığından alt geçit göl gibi olur ve trafik kazlarına yol açar ve insanlar ölür. Ama onlar kazandığı paralarla lüks yaşantısına devam ederler.

Bazı tahsilli hırsızlarda din ve Allah adına kullanıp sahte holdingler kurup imanlı inançlı insanlarımızı sömürüler yargılansalar bile zaman aşımından serbest kalırlar üstüne de tazminat alırlar var mı böyle bir adalet. Bu tip hacı hocalar yüzünden dinden soğuyanlarımız çok. Gerçek dindara tövbe, aşa lafımız olamaz. Şair ne demiş, gerçek mümin bulsam ayağının altını öperim bende gerçek müminin ayağının altını öperim. Bursa'da en zengin muhitte yıllardır inşaat halinde olan büyük bir cami var ve hemen hemen her cuma namaz çıkışında camiye yardım toplanır. Şimdiye kadar toplanan paralarla ikinci bir cami bile yapılırdı.

Bazı hırsızlarda Ulu önder Atatürk'ten prim yapmaya kalkarlar. Nasıl mı Ulu önder Atatürk adına çeşitli dernekler kurup çeşitli yardım faaliyetleri yapıp toplanan paraları afiyetle yerler. Birde bu tiplere bey ağa derler. Yere batsın böyle beylik ağalık.
Hiç düşünmezler çalıp yedikleri haramdır zaman gelir ağzından burnundan gelir aheste aheste çıkar. Ya kendinden çıkar ya da çocuklarından Kimisi anlar kimisi anlamaz... Kiminin kızı ya kötü yola düşer yada esrarkeş olur kiminin oğlu ya trafik kazasında ölür ölmese bile sakat kalır yada tinerci olur.

Yıllara önce babamın anlattığı hikâye aklıma geldi. Zamanın birinde bir adam komşusunun bağından üzüm çalmış afiyetle yemiş. Bu adam yıllar sonra evlenmiş çocukları olmuş daha sonra çocuklarının çocukları olmuş yani torunları olmuş. Bu adam komşusundan helallik almadan vefat etmiş. Torunlarının bir tanesinin işleri hiç rast gitmiyormuş halbuki namazında niyazında biriymiş. Harama bakmaz doğru yolundan giden bir insanmış ama işi rast gitmediği gibi hastalıklarda peşini bırakmıyormuş. Bir gün tarlada öküzleriyle çift sürerken, öğle vakti geldiği için namaz kılmaya başlamış, namazı bitince başlamış duaya; 'Yarabbi ben ki, senin her dediğini yapıyorum, iyi bir kul olmak için elimden geleni yapıyorum, Ama sen bana her belayı veriyorsun' diye iki gözü iki çeşme ağlıyormuş, 'Neden yarabbi' diye aklından geçirdiğinde aksakallı bir dede karşısında görünmüş, demiş ki evladım senin hiç günahın yok, sen cennetlik adamsın. Lakin bu ceza dedenin yüzünden verildi sana. Ölmeden önce deden komşusunun bağından komşusunun izini olmadan üzüm çalmıştı. O yüzden dedenin günahı sana verildi.

Ülkemizdeki ilim irfan sahibi insanlar gerek görsel basında gerekse yazılı basında bu alavere dalavere yapıp, hısızlık yapanları çıkıp açıklarsa çok sürmez ya arabasına bomba konulup yok ediliyor yada tehdit edilip susturuluyor.
Herkese yüce yaradan hayırlı ve helal kazançlar nasip etsin.
Mutlu kalın.....

ALIN TERİNLE, EMEKLE KAZANILAN LOKMANIN TADI HİÇ BİRŞEYDE YOKTUR.
ÇALARKEN KİMSENİN GÖRMEDİĞİNİ SANANLAR, ALLAHI UNUTMASINLAR.

ERSİN ÜNAL
10. KÖYDEN

Bu kategorideki diğerleri: « Herif Kayıp Asker »

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

Ana Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Hakkımızda | Künye | RSS | Reklam Ver | İletişim | karamandan.com | ANT Ajans
Elemtere fiş, kem gözlere şiş