Karaman'da Siyaset

Siyaset ve siyasi partiler; genelde ülke yönetimi, yerelde ise yaşadığımız şehrin yönetimine halkın katılımını sağlayan organizasyonlardır.

Bu katılımın sağlanmasını partiler kanunlara uygun olarak en mükemmel yönetimi yakalamak için ilke ve kurallarıyla tüzüklerini oluşturup topluma açarlar. Bu tüzükler genelde, insan, toplum, devlet ahlak ve adabına uymayı öngörür.

Malesef şu andaki siyasi uygulamalar ne partiler nede toplum açısından istenilen düzeyde değildir. Ben burada ülke siyasetinden ziyade yereldeki siyasetin kısırlığından ve sığlığından bahsedeceğim.

 

Siyaset Hizmet Etmenin Yoludur

Karaman'da Ülkesini, milletini, yaşadığı şehri ve insanlarını seven, bunlara hizmet etmenin en hızlı yolunun siyaset olduğuna inanan ve siyasete talip olan insanlardan birisiyim. Benim gibi düşündüğüne inandığım bir çok insan olmasına rağmen, niçin ellerini taşın altına koymadıklarını sorguladım. Geldiğim noktada ilginç tesbitlerim oldu. Bu tespitlerimi paylaşmak gereğini hissettim.

Başlıca Sorun Liyakatsizlik ve Basiretsizlik

Siyasi Partilerin Karaman Teşkilatlarının kuruluş aşamasında yada sisteme sonradan hasbel kader dahil olmuş bazı  karar verici insanların basiretsiz ve liyakatsız olması bunun başlıca sebebi olduğu kanaatindeyim.

Burada herhangi bir siyasi partiyi ayırmıyorum. Genelde bu durum mevcut.

Bazı karar verici arkadaş yada arkadaşlar, yetki ve gücü ellerine aldıkları zaman benim olsun küçük olsun mantığıyla hareket ederek, çevresine de emrinden çıkmayacak ehliyetsiz kişilerden bir çember oluşturuyorlar yada kendiliğinden bu yapı oluşuyor.

Bu yapıdan da sağlıklı fikirler ve sonuçlar çıkmıyor. Hasbel kader dürüst ve liyakatlı bir birey bu yapıya girince, alışılagelmişin dışında olumlu ve basiretli görüşler ortaya serdettiği zaman, oyun bozan konumuna düşüyor. Kamuoyu  açısından takdir edilmesine rağmen, bu durum bazı karar vericilerin açısından potansiyellik arzettiği için mevcut yapı bu bireyi sivrilmeden budamaya kalkıyor.

Potansiyellikten kastım; bu şekilde dürüst insanların sevilmesi ve başarılı olması mevcut karar vericilerin ilerdeki otoritelerini sarsacağı düşüncesidir. Bu sebeple iktidarı elinde bulunduranlar bu insanların önünü keserek ekarte ediyor.  Bunu yaparken de demokratik yöntemler yerine, budanacak bireyin  kişilik, onur ve haysiyetine, mahiyetindeki tek görevi bu olan ehliyetsiz kişilere saldırttırılıyor.

İdealist ve liyakatli İnsanlar Siyasette İlerleyemiyor

Bu durum idealist siyasetçilerin ve kamuyonun gözünden kaçmıyor. İdealist olanlar bu kirli oyunlardan bıkıp kendisine leke geleceği için siyasetten bıkıp kaçıyor. Toplumun bazı kesimleri de hasetten dolayı sahiplenmesi gereken liyakatlı idealist insanlara sahip çıkmıyor.

Bundan sonraki süreçte de kendi sosyal yaşamında kimliğini oluşturamamış bireylere meydan kalıyor. Bu bireyler talip olduğu görevin vebal ve sorumluluğunun farkında olmadan bu yapıdan statü ve kimlik kapabilmek için her yolu mübah sayıyor. Toplumun  siyasetle ilgilenen kesimleri de buna menfaat ve gelecek kaygısından dolayı sessiz kalıyor. Gemisini kurtaran kaptan mantığı ile bakıyor.

Bence bunda en büyük sorumluluk toplum bireylerine düşüyor. Kendisine basit bir ayrıcalık sağlayacağına inandığı basiretsiz kişi ya da kişilere alkış tutmamalılar. Ayrıcalık, adaletsizlik yapmayacak, yapılmasını engelleyecek, dürüst yönetici ise; basit gerekçelerle egale edilmeye çalışılıyor.

Vicdanlarımızın Sesine Kulak Verelim

Lütfen yönetci veya yönetilenler! Vicdanlarımızın sesine kulak verelim, bu gidişe seyirci kalmayalım. Bırakalım günlük basit, kısır gelecek kaygılarımızı. Bu Karaman hepimizin.

Siyaseti, insan öğütme değirmeni olmaktan çıkaralım. Model insan yetiştiren kurumlara dönüştürelim.

YOKSA LAYIK OLDUĞUMUZ GİBİ YÖNETİLİRİZ.

Yaklaşık iki aydır yerel seçim sürecine girmiş bulunuyoruz. İlk etapta partiler kendi içindeki demokratik eleme sürecini yaşadı. Bu süreç bile ne kadar çirkin ve seviyesiz geçti. Mutlaka her partiden kendisini bu işi yapacak liyakatta gören arkadaşlar aday adayı oldular. Delegesinden oy istedi, genel merkezlerine liyakatlı olduklarını ispata çalıştı. Ve sonuçta her partiden bir tanesi aday oldu.

Aday oldu ama, geride bir sürü insan ve karakter enkazını da bıraktı. Buna gerek var mıydı diye soruyorum? Yazık değil mi bu Karaman'a? Yazık değil mi bu Karamanlı'ya?

Belki aday adayı arkadaşlar bunu yapmadılar ama, çevresindeki bireyler bu güç merkezini bir yere getirerek statü veya birçok şey elde etmeyi planladılar. Bunu sağlamak için de o gün yarışın diğer tarafları olan adayları devre dışı bırakmak için olmadık iftiralar ve onur kırıcı sözlerle özel hayatına seviyesizce saldırdılar.

Padişah Öldü, Yaşasın Yeni Padişah

Kendi desteklediği adaylar gelmeyince dünyaları yıkıldı.  Aynı seviyesizlikle yeni güç merkezlerinden konum elde etmek için padişah öldü, yaşasın yeni padişah diyerek onurlarını zedelediler. Bütün bunlara değer miydi diye soruyorum?

Halbuki olması gereken; bir parti mensubu, ait olduğu partinin bütün adayları benim partimin adayı ama şu aday daha iyi bu işi yapar diyerek, istediği aday desteklemeliydi. Sonradan kendi adayı yerine, gelen adayla da onurluca, rahat oy isteyebilseydi. Bu onurlu davranışta bulunan kişilerin duruşunu hazmedememe sorunu yaşamasaydılar.

Bardağı Taşıran Son Damla

Okuyucu haklı olarak bunları neden yazıyorsun diyecek. Uzun zamandır içimi rahatsız eden bu düşünceleri yazıya dökmemdeki sebep bir internet haberinin altındaki bir yorum bardağı taşıran son damla oldu.

Neymiş efendim partimin Belediye Başkan Adayı olan Sayın Kamil Uğurlu Bey'le basın toplantısında aynı karede olmuşum. Şu andan itibaren o yorumu mahlas isim arkasına sığınan zata veya zatlara hitaben yazıyorum: sayın arkadaşım veya arkadaşlar, ben AK Partili'yim. Kuruluşundan bu yana AK Partili'yim. AK Parti bu inandığım doğrularda devam ettiği sürece de AK Partili olacağım. Çünkü ben AK Parti'ye bugüne kadar alışılagelmiş siyaset anlayışını değiştireceği için girdim.

Eğer yönetime gelirsem adaletsizliğe, partizanlığa, kayırmacılığa geçit vermeyeceğim dediği için AK Partili'yim. Ben de aynı düşünce ile alışılagelmiş partizanlığa karşı, kayırmacılığa karşı kamunun gücünün kullanarak ahlaksızlık yapanların ahlaksızlığına karşı, yine kamudan aldığı güçle rant elde etmeye uğraşan rantçılığa karşı karınca kaderince mücadele edeceğim, yılmayacağım.

Bundan kim ne kadar rahatsız olursa olsun, mücadaleyi bırakmayacağım.  Birilerinin tetikçisi olan sayın arkadaşım, ben senin benzettiğin filmdeki karakterden Karaman'da bir kişiyi tanıyorum. O da senin patronun.

Gelelim diğer söylediklerine. Sen parti bilincinin ne olduğunu algılayacak durumda değilsin. Senin patronun da bunu algılamaktan aciz. Ben birileri gibi AK Parti iktidar trenine atlamadım. Bu işin hep zahmetinde olmuşumdur. Sayın Başbakanımız'a muhtar bile olamaz denildiği dönemde ben hep vardım, siz yoktunuz. Gelecekte de benim gibiler olacak ama siz olmayacaksınız.

Ben o günki basın toplantısına da Kamil Bey'in daveti üzerine katıldım. Bundan daha doğal ne olabilir? Kaldı ki belediye meclis üyeliğine de aday değilim.

ALLAH HASETÇİNİN HASETİNDEN HEPİMİZİ KORUSUN.

Değerli Karamanlı'lar ve siyasetçiler,

İki aylık hassas bir seçim dönemine girdik. Lütfen Karaman ve Karamanlı'ya yazık etmeyelim. Elbette her parti kendi adayının daha başarılı olacağını düşünerek destek veriyor. Kendi adaylarımız dışındaki adayların da onurlarını zedelemeyelim.  Çünkü Karaman'da siyasetçi çok zor yetişiyor. Bunlara yazık etmeyelim.

İnsanları Hoyratça Harcamayalım

AK Parti'nin Adayı Sayın Kamil Uğurlu, MHP'nin Adayı Sayın İsmet Hatipoğlu, CHP'nin Adayı Sayın Ercüment Yılmaz ve SP'nin Adayı Sayın Şaban Şahin hepsi de çok yakından tanıdığım arkadaşlar. Hepsi de bulundukları ortam ve görevlerde başarılı insanlar. Bu arkadaşları lütfen yıpratmayalım. Tabiri caizse belden aşağıya vurmayalım. Bu arkadaşlar başkan olsun ya da olmasınlar, gelecekte Karaman'ın bu kişilere ihtiyacı var. İnsanları hoyratça karalayıp harcamayalım.

Mevlana'nın dediği gibi "Ya olduğumuz gibi görünelim yada göründüğümüz gibi olalım" Yunus Emre'de ki gibi hoşgörü ve sevgi hakim güç olsun.

Centilmence bir seçim geçirmek dileği ile inşallah kazanan Karaman ve Karamanlı olsun.

Abdullah Bağırgan

 

(Önemli Not: Yazarımızın isteği üzerine bu yazıya yazılan yorumlar yayına açılmayacaktır. Anlayışınız için teşekkür ederiz. karamandan.com ekibi)

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile