Pazartesi, 28 Mart 2011 11:15

Kardeşliğe Misak

Son zamanlarda farklı coğrafyalarda meydana gelen isyan, başkaldırı, özgürlük arayışı veya devrim. Adı her ne konursa… Tabir yerinde ise mantar gibi bitti. Çok kısa bir süre içerisinde Kuzey Afrika ve Ortadoğu da çok hareketli ve kanlı bir tarih sayfası gelişti.

İnsanların hak ve özgürlük arayışı mücadelesi mutlaka olmalıdır. Adaletten yana ve zulme karşı olan her hareket ve mücadelede desteklenmelidir. Her ne pahasına olursa olsun. Bu gün, bu coğrafyalarda meydana gelen olayların ne kadarı bu çerçevede veya ne kadarı özerk. Arkasında gizli bir el olmadan yapıldı yada yapılıyor. Burası biraz karanlık. Karanlık dedim çünkü Libya örneği sıcağı sıcağına karşımızda duruyor.

Dünyanın hiçbir gücü veya ülkesi kafasına göre; bu ülkede zalim bir yönetici var, halkının sesine kulak vermiyor, gidelim de bu adama haddini bildirelim! Hakkını elinde bulunduramaz. Böyle bir hak, böyle bir yetki kimseye verilmemiş ve verilemezde. (Allah hariç.)

Avrupa da meydana gelen reform ve rönesans hareketinden sonra ortaya çıkan ve hatta daha eski, keşifler zamanı ortaya çıkan, bir mal kadar değer verilmeyen Afrika halkına reva görülen her türlü eza, cefa ve katliam şimdilerde yeniden dünya gündemine oturmuş durumda. Şer güçler menfalarının olduğu ve düne kadar aşk meşk içerisinde arzı endam ettikleri Kaddafi’nin ülkesine  özgürlük götüreceğiz terenesi ile aynı vakıayı tekrar hortlatmaktadırlar. Aynı terene ile Irak ve Afganistan da aynı acıyı tatmıştı.

Biz biliyoruz ki bu şer güçler (ABD,İngiltere, Kanada, Fransa) saldırdıkları Libya halkına sadece kan, gözyaşı ve zulümden başka hiçbir şey maalesef götürmeyecekler. O mazlum halk üzerinde silahlarını denemiş olacaklar, enelerini tatmin edecekler ve en önemlisi bu ülkenin ne kadar enerji ve petrol kaynakları varsa bunun üzerine çöreklenip afiyetle yiyecekler. Bir de üstüne üstlük o halka diyecekler ki, bakın biz size özgürlük getirdik. Bu bedava olmuyor ama fazla bir şeye gerek yok. Bize şu petrol kaynaklarını 30-40 yıllığına vereceksiniz. O kadar.

Yukarıda bahsi geçen coğrafyanın halklarının genelinin ve bizim ortak bağımız sadece “La ilahe illallah.” Kelime-i tevhidinden başkası değildir. Yani tek ve en önemli ortak noktamız Müslüman olmamızdır. Allahu Teala(c.c) Hucurat suresinin 10.ayetinde “Ancak Mü’minler kardeştir…”  demektedir. Peygamber (a.s.) “Müslümanlar bir vücudun azaları gibidir. Bir yeri ağrırsa bütün azalar o ağrıyı hisseder”  buyurmaktadır. Yine Kur’an-ı Kerimin farklı yerlerinde “Hristiyanların ve Yahudilerin dost edinilmemesi gerektiği, esas dostun, ALLAH, Rasulü, Allah’a boyun eğerek ibadet edenler olduğu” belirtilerek Müslümanların olaylar karşısında nasıl bir tavır içerisinde olacakları açılanmaktadır.

Bu gün Müslümanlar için birlik vaktidir, dirlik vaktidir ve direnme vaktidir. Bütün (insi ve cinni) şeytanlara ve şeytanizme karşı mücadele vaktidir. Bizler daha ne kadar bu batılı ve batıcı ideologların peşinden gideceğiz? Ne zaman kendimiz olacağız? Ne zaman “Ya Rabbi biz nefislerimize zulmettik. Sen bizleri affetmezsen, bize merhamet etmezsen, biz hüsrana uğrayanlardan oluruz” diye dua eden Hz. Adem (a.s.) gibi dua edeceğiz. Ne zaman kendi özümüzde olanı değiştireceğiz. Bireysel ve toplumsal değişmenin ana yasası olan bu kuralı ne zaman kendimize düstur edineceğiz. Artık zamanı gelmedi mi? Yoksa İsrailoğulları gibi “Ey Musa (a.s.) sen ve Rabbin gidin onlarla savaşın…” mı? Diyeceğiz.

Üzerlerimize ölü toprağımı serpildi ki, dağdan taştan ses geliyor da İslam aleminin      -gıkı- çıkmıyor. Ne oldu bize dostlar, ne oldu! Haçlı zihniyeti 21. yüzyılda yeniden hortladı, önüne ne çıkarsa yakıp yıkıp yok ediyor, sorgusuz sualsiz her türlü eziyeti yapmayı kendisine görev addediyor. Yok mu karşısında duracak bir Selahaddini Eyyubi, Bir Fatih, Bir Yıldırım. Biz alemi ervahta ne söz verdik. Sözümüzün arkasında durmayacak mıyız? Zulme uğramış ve yok mu yardım edecek bizi şu zalim kavmin zulmünden kurtaracak diye feryad eden Yaşlılar, Kadınlar ve çocukların yardımına koşacak? Öyleyse dostlar dirilme ve diriltme vaktidir. Kur’an-ı anlama vaktidir. Kıraat vakti çoktan geçti yaşama vaktidir. Vesselam.

Muhammet Çağlıyan

Son değişiklik Çarşamba, 07 Mart 2012 12:00

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile