Değişimi Yakalayabildik mi?

Son yıllarda giderek artan bir değişim rüzgarı tüm dünyada ve yaşamın bütün alanlarında hissettiriyor kendini. Peki, değişim isteği ve arzusu toplumda ne kadar kabul görüyor, herkesin ortak arzusu ve isteği midir; değişimi yakalayabildik mi biz?

Karaman özellikle 1989 da il olduktan sonra önemli bir değişim yaşadı. Köklü değişiminin temelinde ise muhafazakârlıkla birlikte kentselleşme olgusu vardı.

Hedefimiz büyümekse; o toplumda değişim kaçınılmazdır. Bizdeki değişim ise kent-köy ilişkisi bağlamında oluştu. Karaman değişim anlamında o günden bugüne orta derecede ilerlese de istenilen bir yerde değil. İlimiz kentsel olarak büyürken, sağlıklı büyüyemedi.

1989 dan sonra halkımızın büyük bir kesimi kentleşmeyi öğrenmeye başladı. Buna rağmen Konya'nın gölgesinden 21 yıl sonra bile hala kurtulamadık. Bizimle il olan Aksaray'ın değişimini yakalamadık. Elimizdeki her şeyi pazarlayabilecek gücümüz varken Karaman bunu yapamadı. Muhafazakârlık kabuğunu, köylü kabuğunu kente girmesine rağmen kıramadı.

İstanbul’dan sonra ilk üniversitenin açıldığı Konya, eğitim alanında önemli bir yer. Bu yüzden eğitimi kendilerine bağımlı kılmaya büyük caba sarfetmişlerdir. Karaman'a uzun süre üniversite açılamamasının sebebi de Konya olmuştur. Toplumsal sürece, gelişmişlik sürecine veya şuandaki duruma bakıyorsunuz, Karaman hiç hak etmediği bir yerde. Bunu bir Karamanlı olarak, bireysel olarak tartışmak gerekir. Orta Anadolu’nun önemli bir kentiyiz. Tabiki Konya, Kayseri hatta beraber il olduğumuz Aksaray'dan bile sonra geliyoruz.

1990 lı yıllarda kentleşme ivme kazandı. İmar planında halen çarpık bi kentleşmenin önemli bir yeri var. Gelen belediye başkanlarının çoğu kenti dönüştürdüler. Ama öyle bir dönüştürdüler ki bu kenti anlamak imkânsız hale geldi. Kent sadece bina inşa etmek değildir. Apartman yapıp içine insanları doldurup siz kentlisiniz demek kentli olunduğu anlamına gelmiyor. Kent bir zihniyettir. Aynı zamanda medeniyettir, kültürdür, dönüşümdür.

İl olduktan sonra sanayinin de hızla gelişmeye başlamasıyla ilk önce yakın bölgelerden göç aldık.  Ama sadece şöyle bir düşünce var. Kent büyüsün, biz büyüyelim, belediyeler güçlensin, siyasi alanda ne kadar çok, nasıl rant elde ederiz, ne kadar çok arsa üretip ne kadar çok para kazanabiliriz? Düşüncesi hakim olmaya başladı.

Örneğin trafik tıkandığı zaman çare bulunamıyor. Yeni yollar açılamıyor. Şehrin merkezi birbirine girmiş durumda. Bırakın dünyadaki diğer kentlerle kıyaslamayı Türkiye’deki kentlerle kıyasladığınızda bile iyi olduğunu söyleyemiyorsunuz. Çoğu gurbetçi olan Karamanlı halkın dünyadaki kentlere baktığı zaman Karaman'ın kötü bir durumda olduğunu görüyor.  Daha düne kadar Bir kent meydanımız bile yoktu. Oysa meydan bir kültürdür. Çok amaçlı bir meydan oluşturmaya çalışılırken ne kadar direnmiştik hepimiz? Bunlar oluşturulmadan da kentleşme tam olarak sağlanamaz.

Kısacası Değişimi zamanında yakalayamadık. İnsanlarımız alışkanlıklarını, geleneklerini göreceli de olsa hayatlarındaki huzuru hızlı değişim adına yitirmek istemiyor. Değişime de karşı koymak pek kolay olmadığına göre biz bu değişim talebini kendimize uydurma yolunu seçebiliriz. İçinden, yaşamımıza gerçekten yenilik ve güzellikler katacak olanlarını alıp, kendi değerlerimizle harmanlayarak, pek ala çağın gereklerini yerine getirebiliriz.

Bunu başarabilirsek eğer, her türlü kuruntudan uzak, bize sunulan ve içinde umut vaat eden hayatın armağanları ile kendimizi donatarak daha yaşanası bir dünya kurabiliriz kendimize ve çevremize.

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile