İyi olmak; iyi şeyler yapmak, çoğunluğun istifadesine sunmak...
İyi insan üst düzeyde, duyarlı insandır... İyi insan, görmüş-geçirmiş, çile çekmiş; kendisinin ve çevresindekilerin sorunsal kaynaklarını görmüş ve ona göre çözümler üretmiş, acizlikten ve cehaletten beslenen dert bataklığını kurutmuş insandır...
İyi insan, tecrübe ve deneyimlerinden yararlanılan; yardımlaşmayı ve dayanışmayı seven, kollayan ve gözeten; ‘’ben’’ değil, ‘’biz’’ diyen insandır... Konuşma ve tartışma adabını bilendir..
Onların meclislerine denk düştüğünüzde, yaşam pratiği ve gerçeklerine dair ‘illa ki illa’ birşeyler öğrenir, ibretlenirsiniz... Nüktedandırlar; şakanın dozajını ayarlayabilirler; onlar, havadan-sudan sohbetlerken dahi, gülerken düşünür ve bilgi hazinenizi geliştirirsiniz. Meslek odamızın 2008 yılında verdiği iftar yemeğinde misafirleri kapıda karşılama görevi benimdi. Bana ve çoğumuza muhalif bir meslektaşıma "yemeğimize hoş geldiniz" demek için uzattığım elimi havada bırakması beni ve cevremdekileri şaşırtmıştı. Hemen arkamda duran Adnan abim bana sarılarak "Şaşırma, senin yaptığın doğruydu, seni utandırmak adına elini uzatır gibi yapıp uzatmayan ve havada bıraktıran o zat utanmalı" demiş, ilgili kişinin de duyacağı şekilde etraftakilere sevap kazandığımı hatırlatmış ve beni müthiş rahatlatmıştı.
Karaman Ondan çok şey öğrendi. Hem memuriyet hayatında, hem de özel şirket yönetimi döneminde şaibelerden uzak ve çok çalışarak, büyüterek Saray Holding ailesini de bugünlere getirdi. Üretkendi. Örnek bir işadamı, mali müşavir, yönetici, aile babası ve insandı. Belki hala hayallerinde yeni projeleri ve umutları vardı. Ben mesleğinin de zirvesi olabilecek Yeminli sınavlarna girdiğini ve çok az dersi kaldığını biliyorum. Öğrenmede ve bildiği ilmi aktarmada da çok azimliydi. Son birkaç dersinin kaldığı YMM sınavına girmeye ömrü yetmedi.
Hikmet ehlinden bir zat, dostlarından birine gönderdiği mektupta, “Ey Kardeşim! Ölümü arayıpta bulamayacağın diyara (ahirete) göç etmeden önce ondan sakın, hazırlıklı ol” diyordu.
Rahmetli üstadım Adnan Akgül belki altındaki arabanın sağlamlığına güvenerek gaza fazla basmış, sakınmamıştı... Ancak o her an ölüme hazırdı. Hazırdı ve yanında canından kıymetli evlatları oldugu halde hızlı gidiyordu. Her an her davranışıyla bizlere bişeyler öğreten, nasihat eden üstadım yine büyük bir öğretmen edasıyla "birlikte gidişleriyle" de ders veriyordu. Ölümden daha büyük daha müessir bir nasihat olmaz insan için. O da bir an işidir ve herkes içindir.
Ölümün hikmeti, insanın imtihanında saklıdır. Ebedi hayatın başlangıcıdır. Ölüm insan için en büyük ibret, en etkili öğüttür.. Dünyada yaşayan her canlı için ölüm kaçınılmaz bir gerçektir. Şair Necip Fazıl Kısakürek’in dizelerinde bu gerçek ne güzel dile getirilmiştir:
Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanmadın olacak.
Kim bilir nerede nasıl kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.
Üst Birliğimizin seçimleri için Genel Kurulda konaklamak için Ankara'nın en yüksek gökdelenlerinden 5 yıldızlı bir otele gitmiştik. Kapıya kadar gelen otel görevlisi "bir azunuz var mı?" diye sorunca, "seccade istiyoruz" demişti. "Yok efendim" karşılığını alınca, "burası çok lüks efendim, yok diye bişey olamaz bulacaksınız" demişti ve sanırım satın alıp gelmişlerdi.
Adnan abimiz çok akıllıydı ve çok hazırlıklıydı. Sevgili Peygamberimizde, ölümü en çok hatırlayan ve ölümden sonrası için hazırlık yapanı en akıllı kimse olarak değerlendirmiştir.
Aklımıza geldiği zaman ağzımızın tadını bozan, bizleri ailemizden, dostlarımızdan ve sevdiklerimizden ayıracak olan ölüm, bu dünya hayatının faniliğini bize hatırlatmaktadır. Bu hatırlatış ise, hayatımızı daha güzel bir yaşama sevk etmelidir. Her an bir ayrılık var ise ve ayrıldıktan sonra bir daha geri dönüş yoksa o zaman neden birlikte yaşadığımız insanların gönlünü kıralım, neden onlara eziyet edelim ve neden kötülükler içerisinde bir hayat geçirelim.
Birlikte yaşadığımız ailemizin, arkadaşlarımızın, sevdiklerimizin ve Allah’ın razı olacağı bir hayatın sonucunda gerçekleşecek olan ölüm, her 17 Aralık gecesi idrak edilen ve Hz. Mevlana’nın ifadesiyle, sevenin sevdiğine kavuştuğu bir düğün gecesi gibidir. Allah ve Rasulunun yolundan giden, yalan, gıybet , iftira, fitneden sakınan, cana, mala tecavüzden kaçan, hayatı boyunca Allahın dediklerini yapmaya çalışan insan için ölüm sevdğine kavuşmadır, vuslattır.
Adnan Akgül İdealist bir öğretmendi. Yanına vardığımızda, bir konu danıştığımızda; sürekli çözüm önerileri sunan mükemmel fikir adamıydı o. Bizlere hep iyi ahlaklı, topluma olumlu katkıda bulunan örnek insanlar olmamızı, etkin ekip çalışmasına inanmamızı ve benzeri etik değerleri ilke edinmemizi salık verdi.
Öğretileriniz doğrultusunda, aynı yolda ilerleyeceğiz. Üstadımız, öğretmenimiz Adnan Akgül abimizle Meslek hayatımda kendisiyle yıllarca Ankara delegasyonlarında bulunduk. Onu bu vesile ile yakınen tanıma şansına sahip olmaktan gurur duydum. Olumsuzluklara karşı takındığı tatlı sert tavırları insanları kolay ikna etmesine sebep oluyordu. Yine birlikte konakladığımız lüks bir otel ramazan ayında sahur yemeği çıkarmadıklarını açıklamıştı. Ekibimiz için Sabah kahvaltısını sabah yerine bir kaç saat erken hazırlamaları için güzel bir dille görevlilerin ısrarlı tutumlarını değiştirivermişti. Böylesine büyük bir insanı kaybetmenin derin üzüntüsünü hala yaşamaktayım.
Bizlere her zaman tavsiye ettiğin gibi vatansever, dürüst, çalışkan, yılmayan ve hep daha mükemmeli arayan insan olmak için her zaman, her yerde ve her ortamda mücadele edeceğimizden emin olarak rahat uyu. Mekanın cennet olsun.
İkram Alkan