Sorunun doğru tespiti, çözüm için izlenecek yolun en önemli basamağıdır. Sorunu doğru tanımlamak, çözümün yarısıdır da.
"Kürt Sorunu-mu '' Sorunlu Kürt ''mü?
Adı, önce devletin kapalı kapıları ardında, kamerasız ortamlarda, sonrasında tüm toplumun önünde mecliste '' Demokratik Açılım '' ,'' Toplumsal Barış '' ve en sonunda '' Kardeşlik Projesi '' ile özdeşleştirilmiş olan Kürt Sorunu nedir? Ya da, bir başka ve asıl bakış açısı ile Sorunu Olan Kürtlerin derdi? Ortada bir sorun olduğu belli, ama cümlenin manası sizce '' Kürt Sorunu '' demekle mi tam açıklanır, ya da '' Sorunlu Kürt '' demekle mi?
" Kürt sorunu vardır '' cümlesi sizin bu konudaki tüm fikirlerinizi ifade ederse o zaman bu ülkede, bebesinden en yaşlısına tüm Kürtler sorunludur ve acil bu sorunun çözülmesi gerekir dememiz lazım. Problemi ayrıntısı ile incelediğimiz zaman görülen, Türkiye’deki ayrılıkçı terörün, sosyal bir tezahür olmadığıdır.Tersine ayrılıkçı terör, her şeyi ile dışa güdümlü bir projedir. Başka bir ifade ile Türkiye’de Kürt sorunu yoktur. Türkiye’de siyasallaştırılan ve teröre malzeme yapılan etnik bir sorun vardır, ağalık- marabalık sisteminde o bölgede insanın insana kulluk sorunu vardır ve bunun adı da, varacağı yer de, sonucunda PKK – DTP ya da bölücü / ayrılıkçı terördür.
Çünkü, Türkiye’de Kürtler azınlık olmadığı gibi ikinci sınıf vatandaş hiç değildir. En önemlisi bin yıllık bir birliktelik yani beraber yaşamışlık söz konusudur. Dolayısı ile böyle bir tablo da etnik bir sorundan söz etmek ilmi olmadığı gibi ahlâkî de hiç değildir. Ülke içinde dış güçler tarafından yaratılmaya çalışılan şu ortam ise, tıpkı geçmişteki Sağ-Sol ayırımcılığı ve Ermeni - Asala terörü misali emperyalizmin Türkiye’yi kıskaca alma ve kontrol etme amaçlı bir ortam oluşturma çabasıdır.
Şu an için yapılmaya çalışılan - adı kesin herneyse - açılım ya da verilecek hiçbir ödün, bu sorunu küçültmeyecek tersine büyütecektir. Dolayısı ile, siz köy, mezra, ilçe ve il isimlerini değiştirseniz de, üniversitelere Kürt Enstitülerini kursanız da, dağlardan taşlardan, arkadaşların rahatsız oldukları, ''Ne Mutlu Türküm Diyene'' ifadelerini silseniz de, haketmedikleri halde bir makamda olanlar ve dolayısı ile kendilerini o makamdan dolayı, güçlü ve temsil kabiliyetli sananlar ( Başta DTP'liler ve zaman içinde devlete sızanlar..) tatmin olmayacaklar ve sonu ayrı bir devlete giden yolu tercih edeceklerdir. TRT, Kürtçe kanalı yayına geçirdi diye birileri memnun mu oldu? Korkarım ki, verilecek her taviz, karşı tarafın hedefine katkı olacaktır.
Amaç Bağımsız ve Büyük Kürdistan’dır
Amaç bellidir ve bu da Bağımsız ve Büyük Kürdistan’dır.( Akabinde Büyük İsrail.) Bugünkü süreçler ise, toplumsal bilinç ya da millet yaratmak ve de konuyu uluslararası camiaya belletmek ve alıştırmak içindir. Buradan hareketle, yapılacak açılımlar hiç kuşkunuz olmasın PKK’nın nihai hedefine katkı sunacaktır. Hepimiz yaşıyoruz ve görüyoruz. Ülkemizdeki Kürtlerin, genel olarak hayat standardı ortalamanın üzerindedir.( Özellikle, İç Anadolunun herhangi bir ilinin dağ köylerinde yaşayan insanlarımıza bakarsanız..) Seçme ve seçilme hakkına sahiptir, bir taşınır ya da taşınmazı rahatca alır ve satar, kendi hür iradesi ile seçer ve seçilir, sanatçı olur, milletvekili olur, komutan olur, 30 yıl boyunca partisi değişir ama kendisi devletin değişmeyen en kritik bakanı olur, başbakan hatta cumhurbaşkanı olur.
Halihazır uygulamalarda şu an devletimiz tarafından, cahillikle mücadele maksadıyla, Doğu ve Güneydoğuda her veliye, okula çocuğunu göndermesini teşvik için, çocuk başı para veriliyor.Bizim hayat standartlarımıza göre de, o bölgelerde yaşayanlar için, elektrik bedava, su bedava.( Kullananlar ödemeyince ve tahsil etmesi gerekenler de tahsil edemeyince, dolayısı ile bedava..Bu arada, ödemeyenlerin, ödemedikleri tutarlar da burada bizlerin faturalarına yansıyor.) Yukarıda, çok çok özetleyerek yazdığım bütün bu ekonomik ve demokratik haklara rağmen, hala ''Kürt Sorunu Vardır '' derseniz gelin yazının kalan kısmında da bu konu ile alakalı çözüm odaklı bir şeyler yazalım.
Açılım sevdasıyla yanıp, tutuşanlardan değilim
Açıkçası, ben ülkemizde bir kapsamlı ''Kürt Sorunu'' olduğu fikrinde ve açılım sevdasıyla yanıp, tutuşanlardan değilim. Bana göre, bizde olan, son dönemde Avrupa Birliği hayali ile giydiğimiz '' Cici Türk '' kıyafetinin üzerimize tam oturmamasından mütevellit, bir yerlerimizin aşırı hava alması sonucu soguk havalarda, üşütüp öksürmemizdir ya da moda deyim ile ''Grip'' olmamızdır..Örnek almaya ve içine girmeye çalıştığımız Avrupa'nın terör konusundaki uygulamalarını nedense devlet yetkilileri bir türlü bize getirip uygulamıyorlar. Siz, en basit şekliyle Avrupa'nın en demokratik ülkesinde devletin vatandaşına, memuruna, askerine, polisine velhasıl devlete cürüm işlemiş ya da işlemeye çalışan ya da işleme niyetinde olan kişilerin bizdeki gibi ad - soyad sorgusundan sonra salıverildiğini ya da törenlerle tekrar ihanet ettikleri o aziz vatana kabül edildiklerini duydunuz mu?
Demokrasinin beşiği sayılan ve insan hakları konusunda biz dahil dünyada kimseye pabuç bırakmayan Fransa'da, 2 - 3 sene evvel ( geçen yıl içerisinde bizde de olduğu gibi ) araçların kundaklanması olayları vardı hatırlarsınız. Olduğu zaman diliminde, tüm dünyada gündemi meşgul eden bu olaylar birden bire kesiliverdi ve bir daha kimse araç yakmaya cesaret edemedi. Kamuoyuna pek yansımayan ama bilinen bir uygulama ile Fransa, Kuzey Afrika kökenli, şehir varoşlarında pek de iç açıcı şartlarda yaşayamayan, seçme ve seçilme hakkı olmayan, alım satım hakkı bile olmayan bu sokak serserilerini, kendi polisine olay yerinde vur emri vererek çözdü.Araç yakma olayları sırasında yerinde infaz edilen ve birinci derece akrabaları tutuklanıp hapse atılan bu yüzlerce kişi diğerlerine bir şekilde örnek oldu. Tabi, demokratik Fransa bu olayları hiçbir şekilde medyasına taşımadı ve dolayısı ile dünya bu olayları duyamadı. Bizde, benzer araç yakma olayını yapan terörist grup karşısında, kendini korumak için bile bir polis havaya silah sıksa, kahraman medyamız bunu sıcak gelişme başlığı ile tüm dünya medyasına sunar, o polis de bu olay sonucu ya görevden el çektirilir ya da geçireceği soruşturma süresi emekliliğine denk gelir.
Allah bir Saddam daha gönderir diye de için için bekliyorum
Ulusal basında ve televizyonlarda demokrasi adına konuşan dönme yazarların ve yorumcuların biz Anadolu insanına çokça söylediği bir masal var. Sözde, devletimiz, Kürt kökenli vatandaşlarına Anadolu'da mozaik oluşturmak adına yeterince demokratik haklar vermemiş. Ortadoğu coğrafyası içerisinde, Kürt kökenli vatandaşlarına bu kadar demokratik hak veren bizim gibi başka bir ülke yok. Teröristliği aleni şekilde belli olan kişilere seçme ve seçilme hakkı veren, maaş ve sosyal güvenlik sağlayan, hatta vekil seçildi diye ( Sebahat TUNCEL ) hapishanesinden devletinin en kutsal yeri sayılan meclise taşıyan başka bir ülke var mı dünyada? En yakınımızdaki Suriye'de Kürtler devletten nüfus cüzdanı bile alamıyorlar, yapabildikleri tek iş çobanlık. İran'da Kürtler nüfus cüzdanı alabiliyorlar ama resmi sayımlarda yok kabul edilip, ırgatlık, amelelik ve işçilikten başka bir iş kolunda çalıştırılmıyorlar. Biz de, tarihten gelen engin devlet ve millet hoşgörüsü içerisinde gelebildikleri en üst makama kadar gelebiliyorlar ve istedikleri gibi ticari faaliyette bulunabiliyorlar. Ama bana, Irak ve Kuzey Irak'taki Kürtler'in durumu bizden daha iyi derseniz, Saddamsız Irak'ta, 10.000 km öteden gelen Coni abilerinin sayesinde şimdilik hayal dünyasında yaşıyorlar derim. Yanlız, o coğrafyadaki Kürtlerin bu kadar azgınlığa ve adaletsizliğine, Allah bir Saddam daha gönderir diye de için için bekliyorum ne yalan söyleyeyim. Zulüm abad olmaz nihayetinde.
Allah'ın yüce milletimize verdiği inayetiyle, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK liderliğinde ve aziz şehitlerimizin kanları ile ilelebet payidar kalması için kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, içte ve dışta birçok düşman ile mücadele etti, ediyor ve edecek de.. Bize düşen, en basit döngüsü ile birey olarak en başta kendi işimizi iyi yapmak, çok çalışmak ve güçlü olmak. Siz, devlet olarak güçlü oldunuz mu, demokrasi de sizsiniz, krallık da sizsiniz. Güçlü ülke oldunuz mu, iç işlerinize kimse karışamaz, olan olayları kimse görmez, duymaz. İç terörü de ezersiniz, dış terörü de..Ama, gücünüzü kaybederseniz, adam size 10.000 km öteden acı pizzalı demokrasi getirir. Hoş, 500 milyar dolara yakın dış borç, 50 milyar dolara yakın ticaret açığı sizi dünyada güçlü ülke yapmaz sadece IMF ve büyük dünya baronlarına bağımlı yapar ya..
Her türlü iç ve dış düşmanlara rağmen, gelecekte olmasını istediğimiz güçlü Türkiye adına, ülkemizin yapıtaşını oluşturan 70 kusür milyon insanımızın yeni bir atağa geçeceği umudundayım. Gelecekten ümitvar olmak gerek. Hemen yanıbaşımızda, komşu ülkelerin yakın süreçlerde yaşadıkları ve halen yaşanan olaylar bizi daha çok birleştirmeli ve geleceğe taşımalı.İçinde bulunduğumuz durum Osmanlının yıkılıp, Anadolunun her tarafının işgal edildiği yıllardaki gibi değil.Yokluğun ve çaresizliğin kol gezdiği o yıllarda, Anka Kuşu misali, küllerinden yeni ve güçlü bir devlet çıkaran Anadolu insanı için bugünki sıkıntılar ölçü bile değildir diye düşünüyorum.
İnşallah hayırlısı olur.
Allah'a emanet olun.
Mehmet YILDIZBAŞ
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Açılıma bir – iki... (iki)
Sorunun doğru tespiti, çözüm için izlenecek yolun en önemli basamağıdır. Sorunu doğru tanımlamak, çözümün yarısıdır da.Adı, önce devletin kapalı kapıları ardında, kamerasız ortamlarda, sonrasında tüm toplumun önünde mecliste '' Demokratik Açılım '' ,'' Toplumsal Barış '' ve en sonunda '' Kardeşlik Projesi '' ile özdeşleştirilmiş olan Kürt Sorunu nedir? Ya da, bir başka ve asıl bakış açısı ile Sorunu Olan Kürtlerin derdi? Ortada bir sorun olduğu belli, ama cümlenin manası sizce '' Kürt Sorunu '' demekle mi tam açıklanır, ya da '' Sorunlu Kürt '' demekle mi?
Okunma 841 kere
|
Yayınlandığı yer
Mehmet Yıldızbaş

Ana Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Hakkımızda | Künye | RSS | Reklam Ver | İletişim | karamandan.com | ANT Ajans
