karamandan.com

Uyuma Ölürsün

Amerika'nın Irak'tan çekilme kararını bir takvime bağladıgını açıkladığı andan itibaren bu bölgedeki devletler içerisinde, asıl telaşeye düşen devlet biz olduk.Hiç luzumu yokken, demokrasi adına 10.000 km'den, sözde Allah rızası için gelen Amerika, gelişiyle en çok derdi, dost ve müttefik ülke olan bize verdi.Görünen o ki, gidişi de en çok bizi etkileyecek.

Asıl amacı, İsrail'in güvenliğini sağlamaya ve dahasında büyük İsrail'i kurmaya yönelik bu büyük operasyonun fiziksel etkilerini en derinden hisseden birinci ülke, tabiidir ki yakılıp yıkılan Irak oldu.İlk aşamada, yeraltı ve yerüstü servetlerine el koyulan Irak'ta, sonrasında tarihten gelen tek millet olma bilinçi kökten kazındı.Zaman içersinde fiili olarak parçalara ayrılan, devlet geleneği ( öncesinde terörist ve devlet düşmanı olanların eline ) en üst makamlar terk edilerek yıkılan, ordusu dağıtılan, kadınlarına ve kızlarına sistematik bir şekilde tecavüz edilen ( Birleşmiş Milletler rakamlarına göre Amerikan işğalinin başından itibaren 300 bine yakın kadının ırzına geçilmiş ), özellikle yetişkin yaştaki erkekleri öldürülen ( Yine Birleşmiş Milletler rakamlarıyla, işgalin başından beri ölen ve kayıp olan nufus sayısı 1.5 milyon civarındadır ) Irak'ın bu yaraların acılarını yakın zamanda sarması pek mümkün görünmüyor.

 

Dünya baronlarının on yıllar öncesinde planladığı ve sistemli bir şekilde işlettiği ''Büyük Ortadoğu Planının'' neresinde olduğumuz sorusuna milletçe ve devletçe bir cevap arıyoruz kaç zamandır.Bu planın içerisinde ve sonucunda, yönetici ve kazanan mı olacağız yoksa yönetilen ve masada kaybeden mi?

İsrail'in Filistin mezaliminin karşısında, Sayın Başbakanın ''One Minute !!'' çıkışı ile gururlanan ve siyasal iktidara desteğini sınırsızca veren biz, aynı emperyal gücün bir başka versiyonu Amerika'ya karşı, Irak'ta yapılan mezalimlere ''One Minute !!'' diyemeyenlere sormamız gereken hesapları millet olarak soramadık.Aynı tepkiyi vermemiz gerektiren iki benzer olayda, gösterdiğimiz ya da gösteremediğimiz reaksiyonlar, millet olarak kendi çapımızda duruma göre politika oluşturmak mıdır yoksa, ''Sen şimdi sus, demokrasi hakkın gelince seçimlerde konuşursun'' emrinin yerine getirilmesi midir? Yoksa, uzun zamandır milletimiz üzerinde, sözde vatansever medya eliyle oynanan asimetrik, psikolojik bir savaş mıdır?

Bu asırda, sermaye gücünü elinde tutan ve dünya siyasetine yön veren dünya baronları, sahısları ve şirketleri eliyle yapamadıklarını, devletlere ve o devletlerin kurduğu büyük oluşumlara yaptırıyorlar. İnsanı az gelişmiş, problemli ya da problem yaşamaya müsait ama çok zengin toprakların üzerinde oturan milletlere, aktörleri farklı ama hikayesi aynı olan şekilde uygulanan ve uygulattırılan demokrasi paketleri, zaman içerisinde o ülke ya da o millet üzerinde farkılıkları ortaya çıkararak '' Böl, parçala ve yut.'' filminin sonuna ulaşılıyor.Amaç, insanı fakir ama toprağı zenğin yerleri ele geçirmek ve sonuna kadar sömürmek.l.Körfez Şavaşı esnasında, Amerikalı üst düzey subayların, yazılı ve görsel medya önünde çekinmeden dile getirdikleri '' Türkiye, Türklere bırakılamayacak kadar değerlidir'' sözü bu büyük planın bir parçası değilmidir sizce? Özellikle, Amerika'nın Irak'tan geri çekilme takvimiyle eş güdümlü ortaya çıkan ve bu sene mutlaka bir sona ulaşması gerektiği devletin en tepesindekiler tarafından da açıkca ve defaatle açıklanan sözde açılımlar, sizce tamamen bir tevafukun eserimidir?

Hemen yanıbaşımızda Irak'ta ve biraz uzağımızda dost ve kardeş Afganistan'da on yıldır sergilenen büyük oyunun ilk perdesinin bittiği kanaatindeyim.Sırada kimin olduğu, oyunu yazanlarca ta öncelerden zaten belirlendi.Ama, oyunda rol alacaklara tebliğ daha yapılmadı. Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde demokrasi adına karıştırılan İran mı diğer aday, seçimlerinde gizli servisler eliyle eski başbakanları öldürülen ( Benazir Butto ) ve patlamaya hazır bomba görünümündeki Pakistan mı, yoksa sözde açılımlarla halen asimetrik, psikolojik bombardıman altına tutulan ülkemiz Türkiye mi?

Bu günler ve takibinde kısa vadede gelecek günler, millet olarak kaderimiz belirleyecek büyük günler olarak gözüküyor.Ülke olarak, millet olarak ve temelde birey olarak uyanık olmamız gerektiğini düşünüyorum.Gaflet uykuları hem bizi hem de yanıbaşımızdakileri de iyi yerlere götürmez.'' Tek Millet, Tek Devlet, Tek Vatan, Tek Dil ve Tek Bayrak '' ülküsüyle kurulan ülkemize ve onun değerlerine en başta birey olarak daha çok sahip çıkmamız ve önceki dönemlerimize göre daha uyanık olmamız lazım.

'' Sen uyursan ben ölürüm. Biz uyursak, herkes ölür.''


İnşallah hayırlısı olur.
Allah'a emanet olun.

Mehmet YILDIZBAŞ
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

Ana Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Hakkımızda | Künye | RSS | Reklam Ver | İletişim | karamandan.com | ANT Ajans
Elemtere fiş, kem gözlere şiş