Sorun apaçık belli ise, çözüme ulaşmak kolaydır.Baharda, geçmiş yıl ortalamalarından birazcık fazla yağan yağmurlara aldananlara bakarsanız, Karaman'da ve Anadoluda kuraklık bitti..Herşey güllük gülistanlık..Hala ortada kocaman hali ile ben burdayım diyen bu problemi görmezden gelirseniz, farsız gece trafiğine çıkan ve otobanda koca tırların arasına dalan küçücük bir taksinin makus kaderini paylaşırsınız..Dahası az bir zaman sonra probleminizin altında yamyassı olursunuz..Ama, diğer tarafdan yine geçmiş yıl ortalamarından az fazla yağan yağmurları kazanç olarak görür ve bu kazançın üzerine çözüm odaklı kalıcı birşeyler yapmak isterseniz yapacak çok şeyler var demektir bu memlekette..
Kuraklığa karşı bilinen en iyi ana çözüm yolu, kurak bölğelerin şiddetli bir şekilde ve acil olarak yeşile büründürülmesi.Sivil insiyatif olarak çeşitli kuruluşlar ve resmi insiyatif olarak devlet kurumları bu olayı her zaman Çam, Ardıç, Meşe ve benzer şekilde meyvesiz ağaçları toprakla buluşturmakla çözüm aradılar bu cografyada.Şaşalı törenler yapıldı, kurbanlar kesildi, fidanlar dikildi ve ilk can suları da köklerine salındı.Uygulanan ve takibi yapılan projelerin içerinde başarılı olanlar da oldu fakat çoğunluk fidanlar öksüz, yetim çocuklar misali sahipsiz kaldı, birkaç ay sonra kuru, cansız durumuna geldi..
Öteden beri ısrarla belirttiğim bir olğumuz var.Türkiye sınırları içerisinde en az yağış alan ( Karapınar – Karaman – Ereğli ) bölgenin tam orta noktasındayız.Tam tabir ile ülkemiz sınırları içerisinde '' Kuraklığın Başkentiyiz''.Hadi hep beraber Karaman'ı Fırat'ın yanına taşıyoruz deyip, sırtımıza alıp götüreyemeyeceğimize göre bu bölge için çözüm üretmemiz lazım değil mi?
Memleketini ve milletini çok fazla seven, devlete itaat Allah'a itaaat mantıgı ile hayatını yaşayan Anadolu insanına nedense Çam, Ardıç ve diğer meyvesiz agaçları tarlasına ekmek ve bakmak hep zor olmuştur.Hayatı, çalışmak, çalışmak, hep çalışmak ve devlet için askere gitmek ve de gerekirse, uğruna bu devlet ve millet için canını vermek olan Anadolu insanını, verdiği emek karşılığında geçimini sağlayacağı, mevcut su ve yağış rejimi ile barışık meyveli ağaç dikimine ve bakımına yönlendirebilmek iyi bir organize ile şu şartlarda zor olmasa gerek.İyi niyet dahilinde çeşitli organizasyonlar vasıtası ile yapılan çeşitli girişimler hem Karaman'da hem de ülkemizde oluyor ama ekonomik sartlar ve süregelen diğer sıkıntılar ortaya çıkan bu iyi niyet enerjisini soğuruyor...
Çoğunlukla su bitkisi statüsünde ( Fasülye, Nohut, Pancar, vs..) tarla ziraatinin yapıldığı ilimizde, çiftçilerimizi kademeli olarak bu bölgeye en uygun meyveli agaç ekimine yönlendirmek gerekir diye düşünüyorum.Topraktan geçimini sağlayan bir fert olarak, ekonomik rakamlarla da ispat edilebilecek şekilde, en kötü meyve ziraatinin en iyi tarla ziraatinden daha çok ekonomik kazanç getirdiğini söyleyebilirim.Malumunuz Karaman fidan sayısı, üretim miktarı, yan sanayisi ile ''Elma'nın Başkenti''.İyi kötü eli kalem tutan bir kişi, en basit yöntemle birim alandan ( Mesela bir Karaman Dönümü ) alınan ürün miktarı, yapılan masraf, verilen emek ve en önemlisi yeraltından çekilen su miktarını karşılaştırdığı zaman Elma ziraati, en yakın tarla ziraatinden en az dört kat daha verimlidir.Bir de, meyveli ziraatde yıl boyunca kullandığınız yeraltı su miktarının, mesela bir pancar ziraatinde kullandığınız su miktarının en az sekizde bir oranında az olduğunu söylersem, fark daha çok kendini gösterecektir sanırım.
Karaman susuz..Yeraltımız daha da susuz..Kağıt üzerinde yağan çokça yağmura rağmen,( ki Karamanımıza bu kış sadece iki kere kar yağdı bu arada ) ovadaki sayısız devlet ve vatandaş su kuyuları durmadan az olan yeraltı su kaynaklarını yeryüzüne çekiyor.Bu sene itibari ile fasulye ziraatinin geçen senelerden biraz da fazla olması, su kuyularındaki statik seviyelerin şimdiden 10 metre civarında aşagıya inmesine sebep oldu.Allah, Temmuz, Agustos ve takip eden aylarda hepimize yardım etsin..
Dünya sebep dünyası.Dualar önemli ama öncesinde, sebebi bulup işlemeniz ve sonrasında tevekkül kurumuna sığınmanız lazım.Siz, her sene azalan yeraltı sularınıza rağmen, ısrarla ve defaatle bu kurak ovada, bu cografyaya uygun olmayan, su düşmanı ürünleri hala ekmeye devam ederseniz, olan yerüstü bitki varlığınızı arttırmanız gerekirken, korumayıp yıldan yıla azaltırsanız, dünyada su kralı gibi, olmayan suyunuzu vahşi sulama ile toprağa salıp buharlaştırırsanız, yüce yaratan sizin için ne yapsın?
''7 Gün Şavaşları'' ile ellerindeki modern silahları kullanmadan, İsrail askerlerine önce silahlarını sonra topraklarını bırakıp kaçan Arapların Sina çöllerinde, çöl üzerinde damlama sulama ile yeşil bitki örtüsünü zamanla ormana çeviren Yahudiler, sebebe sarıldıkları için bu derece başarılı oldular.O Yahudiler ki, Araplar zamanındaki verimsiz çöllerden, şimdi tüm dünya tarımına yön veriyor.
Bizim topraklarımız herhalde Sina Çöllerinden daha değerlidir.Bizim insanımız da en az Yahudiler kadar çalışkan.Sadece elimizdeki bu potansiyel enerjiyi harekete geçirmemiz lazım.Yöneticilerden, bol şaşalı açılış törenlerinden daha ziyade, orta ve uzun vadede Anadolunun ve Karamanımızın önünü açacak, yapılabilir ve sürdürülebilir projeler bekliyoruz.
İnşaallah hayırlısı olur.
Allah'a emanet olun.
Mehmet YILDIZBAŞ
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

