YENİ MİNARELİ CAMİİ
Karaman şehir merkezinde, Külhan Mahallesinde bulunmaktadir. Tek kubbeli bir harim ve son cemaat yerinden oluşmaktadır (Çizim 1). Karamandaki bir çok yapıda olduğu gibi kubbesi de dahil olmak üzere tamamen kesme taş ile inşa edilmiş bir yapıdır. Caminin yapım tarihi ile ilgili olarak herhangi bir kitabe bulunmamakla birlikte, 1522 yılında Cambazzade Kadı Abdurrahman Efendi tarafından yaptırıldığı kabul edilmektedir. Caminin kuzeybatı köşesinde bulunan minaresi yıldırım düşmesi sebebiyle yıkılmış ve bu esnada son cemaat yeri de tahrip olmuştur. Son cemaat yeri ile minare yeniden yapıldığı için Yeni Minareli Camii şeklinde adlandırılmıştır. Son cemaat yeri bu tür yapılarda genellikle harim genişliğinde olup, yine genelde üç bölümlü olarak tasarlanır. Bazı yapılarda ise burada olduğu gibi harimden geniş tutulmuştur. Son cemaat yerinin yenilenmiş olmasi sebebiyle orijinalde de bu şekilde miydi, kesin olara ifade etmek zordur. Karamandaki bir çok cami gibi bu eserde de mihrap, minber ve kürsü kesme taş ile yapilmiştir. Caminin cepheleri altta dikdörtgen formlu, üstte ise sivri kemerli pencerelerle hareketlendirilmiştir.
İ.Hakkı Konyalı yapı ile ilgili olarak, “tek kubbesi kurşun örtülüdür. Sağındaki 78 basamaklı sülün endamlı minaresi Türk mimarisinin şaheser bir bergüzaridir. Şerefe altlarının istalaktitleri tam ortasındaki kuşak süsleri ve şebekeli şerefe korkulukları minareye başka gözleri gönülleri büyüleyen bir durum sağlar. Son cemaat yerini üç kubbe örterdi. Yıldırım hem bu kubbeleri, hem de minaresini yıkmıştır. Minare yeniden yapıldığı için mabed Yeni Minare Camii adını almıştır. Ben yirmiüç sene evvel bu camii tetkik ederken yıldırımdan sonra son cemaat yerinin mabed tarafına dört kalın sütun yerleştirilerek üstünün ağaçla örtüldüğünü görmüştüm. Vakıflar Umum müdürlüğü camii 1962 de tamir ettirirken son cemaat yerini yaptırmamıştır. Burasını ahşap bir tavanla kaplatmıştır. Mabedin kapısının üstünü istalaktitler süsler, kapısının yedi ak ve mor mermerden yapılmış zıvanalı kemeri pek nefistir” der.
Günümüzde şehir dokusunun en yoğun olduğu alanda bulunan yapının çevresi modern binalarla kuşatılmıştır. Yapının etrafı günümüzde bahçe duvarı ile çevrilmiştir. Bahçenin güney ve bati yönlerinde bulunan mezarlardan bu bölümlerin hazire oldugu anlaşilmaktadir. I.Hakki Konyali, caminin kuzey tarafinda medrese bulunduğundan bahsetmekteyse de, günümüze bu yapıdan herhangi bir kalıntı ulaşamamıştır. Denktaş, D.Ali Gülcan’in verdigi bilgilere dayanarak medresenin 1930’lu yıllarda tamamen yıkıldığını belirtir.
Yapının doğu, batı ve güney cepheleri alt ve üst pencerelerle, kuzey cephesi ise alt pencerelerle hareketlendirilmiştir. Alt pencereler dikdörtgen formlu, üst pencereler ise sivri kemerlidir. Doğu ve batı cephelerde ikişer alt ve birer üst, güney cephede ise iki alt ve üç üst pencere bulunur. Güney cephedeki pencereler adeta üç kademeli şekilde tasarlanmiştir. Alttaki iki dikdörtgen pencereden sonra, yukarida, alttaki pencerelerin seviyesinde iki pencere bulunur. Beşinci pencere ise bu iki pencere arasinda kalmakla birlikte, bunlara göre daha yüksekte yer alir. Yapinin hem alt hem de üst pencereleri oldukça yüzeysel tutulan nişler içerisine yerleştirilmişlerdir. Alt pencerelerin kilit taşlarinda rozet, gülbezek, Mühr-ü Süleyman vb. gibi kabartma motifler yer alir. Benzeri uygulama Konya Şerafeddin Camisinde de (16.yy.sonu-17.yy. başi) görülmektedir.
Doğu ve batı cephelerdeki alt pencere tasarımları oldukça ilginç bir görünüm sergiler. Yüzeysel olarak verilen nişlerin içerisine, bu nişlere göre biraz daha içerlek tutulan sivri kemerler yerleştirilmiş, pencereler de bu kemer açıklığının içerisinde kalmıştır. Fakat Türk mimarisinde genellikle alışık olduğumuz düzenleme, bu tür uygulamalarda pencerelerin lentoları kemerin başlangiç (üzengi) seviyesinden daha aşagida veya ona eşdegerde tutulurken, burada adeta kemer alinligi ortadan kaldırılarak, pencereler oldukça yukarıya çekilmiştir. Bu durum akla şu soruyu getirmektedir. Bu pencereler orijinalinde de böylemiydi, yoksa daha sonra mı bu şekle dönüştürüldü? Kanaatimizce pencereler orijinalde, güney cephede ve son cemaat yerindeki gibi alışık olduğumuz tarzda, yani, pencerelerin söveleri kemerlerin başlangıç noktasından aşağıda iken, yapının etrafının daha sonra dolması sebebiyle pencere boşluğu yukarıya kaydırılmıştır. Alt pencereler lokma demirli üst pencereler ise alçı şebekelidir. Caminin güneydoğu köşesi, yolun buradan geçmesi sebebiyle olsa gerek pahlanmış ve pahın üst kısmı mukarnaslarla süslenmiştir.
Tek şerefeli ince ve uzun minaresi, bati cephede, harim ile son cemaat yerinin birleştigi köşede bulunur. Cephedeki üst pencere seviyesine kadar yükselen kare kesitli kaide bir profille son bulmakta, yaklaşik saçak seviyesine kadar ise pabuç kismi yükselmektedir. Yine pabuçtan gövdeye geçişte tek bir bilezik bulunur. Masif görünümlü poligonal gövdesinin ortasina, adeta bu görünümü hafifletmek istercesine iki kaval silme arasindaki yaklaşik 50-60 cm. genişligindeki bir alana, her bir yüzeye sivri kemerli birer yüzeysel niş gelecek şekilde süsleme kuşagi yerleştirilmiştir. Bilezikle sonuçlanan gövdeden sonra, Karamandaki eserler arasında önemli bir yere sahip olan oldukça süslü şerefe gelmektedir. Özellikle şerefe altinin mukarnas ve püskül süslemesi oldukça ince bir işçilik sergiler. Şerefe korkulugu ise ajur tekniğinde geometrik motiflerle süslenmiştir. Petek kısmının üst kısmında, sivri kemerli sekiz pencere bulunur. Külah kurşun kaplıdır.
Yukarıda da ifade edildiği gibi son cemaat yeri harime göre daha geniş tutulmuştur. Bu genişlik batida, doguya göre daha fazladir. Bu düzensizlikte, minarenin bati tarafta olmasinin bir rolünün olup olmadığını söylemek zordur. Son cemaat yerinin doğu ve batı dar cepheleri kapalıdır. Yalnız bu cephelere içten Bursa kemerli nişler oluşturularak, bunlarin içerisine dikdörtgen formlu pencereler yerleştirilmiştir. Pencereler dişarida basik kemerli yüzeysel nişler içerisinde yer alir. Ayrica son cemaat yerinin harimden taşan güney duvarina da dikdörtgen formlu birer pencere açilmiştir.
Son cemaat yerinin kuzey cephesi üç kemer gözlü olarak tasarlanmıştır. Sivri kemerler ortada dikdörtgen kesitli ve kesme taş örgülü iki ayak ile, yan duvarlarin köşesine bitiştirilen yarim silindirik formlu ve mukarnas başlikli sütunlara oturtulmuştur.
Cepheden öne doğru 30 cm. taşırılan taç kapı dikdörtgen bir kütle görünümündedir. Mukarnaslı kavsaraya sahip olan niş ise yaklaşık 50 cm. derinliğindedir. Taç kapının iki tarafında birer adet dikdörtgen pencere bulunur. Pencerelerin üst kısmında cepheye göre hafifçe çökertilen sivri formlu hafifletme kemeri vardır. Bu pencereler ile dışarıya açılan pencereler arasında birer adet mihrabiye yer alır. Birbiriyle benzerlik gösteren her iki mihrabiye poligonal formlu olup, mukarnaslı kavsaraya sahiptirler. Hem pencereler hem de mihrabiyeler basit silmelerle çevrelenmiştir.
Yapının hemen her tarafında kesmetaş kullanılmışken, ahşap kanatlı girişin söve, kemer ve günümüzde boş olan kitabeliği mermerden yapılmıştır. Kapının basık kemeri iki renkli mermerle örülmüş olup, birbirine geçmeli olarak yerleştirilmişlerdir. Harimin üzeri pandantif bingiler üzerine oturan tek bir kubbe ile örtülmüştür. Duvarlarda, bir köşeden digerine atilan büyük kemerler görülür. Bu kemerler dişarıdan izlenememektedir. Bu sebeple olsa gerek cephelere çok sayıda ve büyük ölçekli pencere açılamamıştır.
Yapının mihrap ve minberi kesme taş ile yapılmıştır. Güney duvarı ortasında bulunan mihrabı duvardan öne doğru taşırılmış olmakla birlikte oldukça sadedir. Üst kısmı yedi sıra mukarnaslı kavsaraya sahip olup, en alt sıradaki mukarnaslarda iki adet çiçek motifi bulunur. Minber ise batı duvarına bitişik olarak yapılmıştır. Minber de mihrap gibi oldukça sadedir. Yan aynalıklarda üçgenler, süpürgelik üzerinde dilimli kemerli nişler yan cephelerdeki basit süslemelerdir. Girişin üzerinde mekarnaslarla bezeli taç kismi bulunur. Köşk kismi ise dört sütun üzerine oturtulmuş ve bir külahla sonlanmıştır. Sütun başlıkları baklava dilimi motifleriyle bezelidir.
Harimin kuzey tarafında ortada iki ahşap sütun tarafından desteklenen mahfil vardır. Ahşap mahfile ve aynı zamanda minareye harimin kuzeybatı köşesinden çıkılır. Mahfilin altı ahşap çıtalarla geometrik kompozisyonlar oluşturacak şekilde tasarlanmiştir. Günümüzde sadece ortadaki bölümde çitalarla oluşturulan bölümlerin kirmizi, siyah yeşil ve sari gibi renklerle oluşturulan kalem işi süsleme görülürken, diger kisimlar hakkinda yorum yapmak zordur. Harimin güneydogu köşesinde ise ahşap kürsü yer almaktadir.
Yeni Minareli Caminin günümüze ulaşabilen kitabesi bulunmamaktadir. Yalnız Taç kapıda kitabe için tasarlanmış bir bölüm mevcuttur, fakat yazı yoktur. Aynı zamanda tarihini gösterecek herhangi bir yazılı belge de bulunmadığından, kesin bir tarih önermek zordur. Fakat İ.Hakkı Konyalı, yapının Cambaz Kadı Abdurrahman Efendi tarafından 1522 yılında inşa ettirildiğini belirtmektedir. Yapının genel özelliklerini dikkate alarak, Karamandaki 16. Yüzyıl camileriyle benzerliğinden hareketle yukarıdaki tarihe yakın bir tarihte inşa edilmiş olduğunu söylemek mümkündür.



