PİR AHMET EFENDİ CAMİİ
Boyalı Kadı, Yılanlı, Hisar, Kale cami gibi isimlerle de anılan eser, Karaman Kalesinin güneydoğu eteğinde,Pazar Kapısından İç Kalaye çıkan yolun sağında, meyilli bir arazi üzerinde bulunmaktadır. Kare planlı bir harim ile önde üç bölümlü son cemaat yerinden oluşan yapı klasik devir Osmanlı mimari uslubunun taşradaki bir örneği olarak görülür. Harimin kuzeybatı köşesinde minaresi bulunur. Harim ve son cemaat yeri kubbeleri ile minaresinin bir deprem sırasında yıkıldığı tahmin edilen yapı, 17.yüzyıldan itibaren bir çok kez onarım ve tadilat geçirmiş, son onarımlar ise 1990 lı yıllarda yapılmıştır. Harim ve son cemaat yeri 1983 yılına kadar ahşap tavan ile örtülü iken, bu tarihte harimin ahşap tavan örtüsünün çökmesi üzerine, Vakıflar Genel Müdürlüğünce yapının restorasyonu gündeme getirilmiş, bunun üzerine yapinin orijinal örtü sistemi dikkate alinarak hazirlanan restorasyon projesine göre harimin üzeri sekizgen bir kasnağa oturan tek bir kubbe, son cemaat yerinin üzeri ise yine sekizgen kasnak üzerine oturan üç küçük kubbe ile örtülmüştür. Ana kubbenin kasnağının köşelere bakan kenarlarında küçük ölçekli ikişer adet payanda bulunur. Yapı bir çok kez onarım görmüştür. Bunlardan M.1671 yılına ait kitabe son cemaat yeri batı penceresi üzerinde bulunmaktadır.
Kitabenin metni:
Okunuşu: Bihamdi’llâh tamirine sebep ehl-i hisâr didi tarih-i efgân.
Fehmi adında biri tarafından yazılan bu kitabeye göre eser H.1082/ M.1671 yılında Hisar Mahallesi halkı tarafından tamir ettirilmiştir.
Aynı tarihli bir başka ibare ise taç kapının yan tarafında bulunmaktadır. Evliya Çelebi’nin Karaman ziyaretinden sonra yazılan bu ibarenin metni şöyledir:
Okunuşu: Seyyah-ı âlem Evliyâ rûhiçün fatiha sene 1082 (1671).
Bu ibarenin altında ise,
İbaresi bulunmaktadır.
Okunuşu: Men ekreme âlimen ekremehü’llâhü te’âlâ.
Türkçesi: Kim bir alime ikram ederse allaü Tealâ da ona ikram eder.
İ.Hakkı Konyalı M.1864 yılına ait bir başka tamir kitabesinin girişin üzerinde olduğunu bildirmekle birlikte söz konusu kitabe günümüzde mevcut değildir. Eserin yapım tarihi kesin olarak bilinememekteyse de, vakfiyesinin 1547 yılına ait olması, eserin bu tarihlerde yapıldığını gösterir. Yine vakfiyeden caminin Boyalı Kadı namı ile maruf Pir Ahmed tarafından yaptırıldığı anlaşılır.
Cami Karaman’daki bir çok eser gibi tamamen taş ile inşa edilmiştir. Genel görünümüyle bir beylikler dönemi eseri olarak görülen yapıda harimin üzeri sekizgen kasnak üzerine oturtulan ve tamamen taş ile inşa edilen kubbe ile örtülmüştür. Kubbeye geçişte dilimli tromplar kullanilmiştir. Kuzeydeki son cemaat yerinin üzeri de üç küçük kubbe ile örtülüdür. Tek şerefeli minaresi son cemaat yeri ile harimin birleştigi kuzeybati köşede bulunur. Minarenin küp kısmından yukarısı da yine 1991 yılı restorasyonunda tamamlanmıştır.
Yapının cephelerinde dikdörtgen formlu pencereler bulunur. Kuzey, güney ve batı cephelerde iki alt pencere bulunurken, doğu cephede pencere yoktur. Yalnız bu cephede pencere olması gereken bölümlerde, içeride iki adet dolap mevcuttur. Ayrıca doğu ve batı cephelerde ikişer, güney cephede ise bir adet üst pencere yeralır. Pencereler cephelere göre içerlek olan dikdörtgen çerçeveler içerisine alınmıştır.
Yapının tek şerefeli minaresi harimin kuzeybatı köşesinde bulunmaktadır. Pabuç kısmından yukarısı 1991 yılındaki restorasyon sırasında tamamlanmıştır. Minarenin tamamlanan bölümünün orijinalde olup olmadığı da tartışma konusudur. Çünkü 1648 yılında Karaman’ı ziyaret eden Evliya Çelebi caminin minaresinin bulunmadığını yazar. Son cemaat yeri saçak seviyesine kadar yükselen kaidesinin görülebilen üç cephesi dikey doğrultuda dikdörtgen panolara bölünmüş ve basit silmelerle hareketlendirilmiştir. Pabuç kısmı ise ters-düz olarak verilen üçgenlerle oluşmuştur.
Caminin kuzey tarafı bahçe duvarı ile çevrilmiştir. Doğu ve batı taraflarda, son cemaat yeri hizasında yer alan kapılardan caminin dış avlusuna girilir. Son cemaat yeri üç bölümlü olarak tasarlanmıştır. Konumuz içerisine giren Yeni Minare ve Nuh Paşa camilerinden farklı olarak burada son cemaat yeri harimden geniş olmayıp, harimin doğu ve batı duvarlarıyla aynı seviyede tutulmuştur. Dogu ve bati taraflari duvarla kapatilmiş olup, bunlardan bati duvara dikdörtgen pencere açilmiş, dogu duvara ise harimin dogu duvari gibi pencere açılmamıştır. Bu durum caminin doğu tarafında acaba başka bir yapı mı vardı sorusunu akla getirmektedir. Son cemaat yerinin kemerleri önde iki mermer sütuna, yanlarda ise mukarnaslarla bezeli taş konsollara oturtulmuştur. Ayrica sütunlardan harimin kuzey duvarina da kemerler atilmıştır. Sütunların kaideleri süslemesiz olup, başliginda mukarnaslara yer verilmiştir. Üzeri yanlarda pandantif geçişli kubbe, ortada ise Konya Sultan Selim ve Şerafeddin camileri gibi yari kubbe yari tekne tonoz biçiminde örtülmüştür. Orta bölüm cephe tasarimiyla da diger kısımlardan ayrılarak biraz daha yüksek tutulmuştur. Son cemaat yeri bütünüyle yenilendiği için, yukarıda ifade edilen ve restorasyonlar sonucunda uygulanan düzenlemeler sondajlar ve dönemin diğer eserleriyle mukayase edilerek ulaşılan bilgi ve belgelerin toplanması sonucu yapılmıştır. Yapının üst örtüsünde kubbe, kasnak, duvar ve son cemaat yerinde profilli silmelerle saçak oluşturulmaya çalişilmiştir.
Harime kuzeyden, son cemaat yerinden girilir. Taç kapı cepheden öne doğru taşırılmıştır. Dikdörtgen formlu bu çıkıntının dış çerçevesi ile sivri kemeri ve alt kısmı profil ve silmelerle hareketlendirilmiştir. Kemer alinliginda ise mavi bir pano üzerinde bir ayet bulunur. Cümle kapisinin girişi ise basik kemerlidir. Söve ve kemer mermerden yapilmiş olup, kemer zivanali geçmeli ve iki renkli mermerin dönüşümlü olarak kullanilmasiyla örülmüştür. Taç kapinin iki tarafinda, son cemaat yerini harimle irtibatlandıran iki pencere bulunur. Pencereler cepheye göre hafifçe içerlek tutulmuş ve üst kisimlari üçgen alınlık haline dönüştürülerek üçgenin yan köşeleri mukarnas dizileriyle çevrelenmiştir. Bu görünümüyle birer mihrabiyeyi hatirlatan düzenlemenin benzer uygulamalarini yine 15 ve 16. Yüzyıla ait bazı camilerde de görmekteyiz. Pencerelerin konumu, orijinal kotun yükselmesi sebebiyle muhtemelen 18. yüzyıldaki bir onarım sırasında yükseltildiklerini, benzeri bir uygulamanın cümle kapısı için de geçerli olduğu ifade edilmektedir.
Harimin üzeri dilimli tromplarla geçilen kubbe ile örtülüdür. Kubbe eteği ise plastik etkili üçgen elemanlardan oluşan bir kuşakla çevrilidir. Trompların içi, kemerler ve kubbe eteğindeki üçgenli kuşak kötü bir şekilde boyanmıştır. Kuzeyde sonradan yapılan mahfil bulunur.
İç kısımda fazla bir özellik göze çarpmaz. Mihrap ve minber yapının diğer kısımları gibi taş ile inşa edilmiş olmakla birlikte süslemeye fazla rastlanılmaz. Mihrap, duvardan hafifçe öne doğru taşmakta olup, kavsarası yedi sıralı mukarnasla süslenmiştir. Minber ise merdiven şeklinde tasarlanmiştir. Korkulugu ve köşkü yoktur. Günümüzde ahşaptan korkuluk yapilmiştir. Bu özelligi ile Karaman’daki diger örneklerden farkli bir görünüm sergiler.
Harimin kuzeybatı köşesindeki kapıdan minareye çıkılır.
Evliya Çelebi cami ile ilgili olarak şöyle demektedir: “Orta Hisarin Pazar kapısının iç yüzünde minaresi natamam Boyalı kadı Camii Kubbe-i alidir, amma kiremit örtülüdür”. Bu ifadeye göre Evliya Çelebi’nin Karamanı ziyaret ettiği tarihte yapının üzerinin kurşun veya taş yerine kiremit kaplı olduğunu ve minaresinin bulunmadığı anlaşılmaktadır ki, buna göre Konyalı’nın da 1943 yılında olmadığını belirttiği minarenin bu tarihe kadar yapılıp, yapılmadığı konusunda da kesin bir şey söylemek zordur.


