Cerbezeci insan, bir kurumda tek bir eksiklik görmüşse, bunu çoğaltır, büyütür ve o kurumun bütün iyi faaliyetlerini bu tek eksiklik ile örtmek ister.
İşte bu durum, bir zulümdür.
Cerbeze, bazı resmi kurumlarda yapılan uygulamalara insanların çatmasını, eleştirmesini hatırlattı bana.
Her insan hata yapabilir ya da her kurumda eksik uygulamalar olabilir. Ama bu hata bir üniversitede ise, hata her nedense doğrudan üniversite hocaları hanesine yazılır. Bütün hocaların işledikleri hatalar aynı hanede toplanır ve sonunda büyük bir hata kümesi çıkar ortaya. “İşte” denilir, “bütün bu hataları işleyenler hep hocalardır”. Bu ulvî müesseseye böylece hücum edilir.
Bu gibi sözleri dinleyen birisi düşünemez ki, bu hatalar farklı şahıslarda görülmüştür ve bunları alt alta koyup toplamanın mantıkî bir yönü de aslında yoktur.
Bu mantığa göre, bütün insanların eksikliklerinin, yaptıkları hataların, ettikleri zulümlerin tamamını toplayıp ‘insanlığı’ itham etmek gerekmez mi?
Cerbezeden korunmak için (yani yanlış eleştiri yapmamak için) her kurumda eksikliklerin olabileceği ama zamanla her işin yoluna gireceği hatırlamalı ve iyilikleri de görmeli; cerbezenin bir zulüm olduğunu bilerek, yanlış eleştiriden yılandan kaçar gibi kaçmalı; bir gün mutlaka gerçeğin meydana çıkacağına inanıp eleştirirken düşünceli olmalı; en büyük marazın cerbeze ve gurura dayanan eleştiri olduğunu sık sık hatırlamalıdır.
“Cerbeze”nin, yani “yanlış eleştiri”nin aklı yanıltmasından ve zulmünden korunmak dileğiyle… !


