Dinleyenler şaşırır ve hep bir ağızdan; 'insan bu kadar tehlikeli bir işe nasıl teşebbüs edebilir, ya avcı vuramazsa?' diye sorduklarında, "Dostlarım, hayatta başarılı olmak istiyorsanız, birlikte çalıştığınız insanlara güvenmeyi öğrenmelisiniz" der.
Hayatın her alanında güvenmenin rolü vardır: Hasta doktoruna, mühendis hesabına, şoför frenine… güvenmek zorundadır.
İnsan hayat boyunca çok çeşitli bela, hastalık ve felaketlerle karşılaşabilir. Tüm bunlara karşı her türlü tedbirleri almasa da, bazen bu felaketlerin üzücü sonuçlarından etkilenebilir. Bu durumda Yaratıcıya edilen dua, insanın güven duymasını, huzurlu ve mutlu olmasını sağlar. Bu yüzden güvenmek ile inanmak hep yan yanadır bence…
Artık tüm psikologlar ve her branştaki bilim insanları şunu kabul ediyor: sürekli olarak yapılan ibadet ve inanmak; bireylerde iradenin güçlenmesini, iç disiplinin oluşmasını sağlıyor. Bu durum güven duygusunun gelişmesini de sağlıyor. Olumsuzluklar karşısında, yılgınlık göstermeden mücadele azmi ve kararlılık oluşuyor. Bakara 38. ayette bu konu ile ilgili açıklama var.
Güven duygusu nasıl sağlanır? İnsanlar kime güvenir? Malını, canını, namusunu gönül rahatlığı ile kime emanet edebilir? Niçin herkes “emin insan” değildir? Onlar ailede, toplumda ve iş dünyasında güvenin önemini mi bilmezler, yoksa güvenilir olmak işlerine mi gelmez? Ya da “emin insan”ın nasıl olacağını mı bilmezler?
Güvenilir insanın altı özelliğini belirten hadis çok şey anlatıyor: "Konuşurken doğru konuşun, vadettiğinizi yerine getirin, emanette güvenilir olun, iffetli olun, gözlerinizi kötülüklere karşı koruyun ve ellerinizi başkalarına zarar vermekten uzak tutun"…
Bugünkü ölçülerle baktığımızda, bu özelliklere sahip olan insanın “güvenilir insan” olduğunu söyleyebiliriz. İnsanın karakterinde mütevazilik, sadakat, hoşgörü, hakkaniyet, cesaret, sabır, çalışkanlık, sadelik gibi üstün vasıflar varsa, bunlar insanda güven uyandırır.
Yöneticiler ve güven
Bir kurumda yönetici kurumun beynidir. Yönetimin başarılı olmasını sağlayacak en önemli etken ise olaylara geniş açıdan bakabilen güvenilir bir yöneticinin var olmasıdır.
İyi bir lider her şeyi kapalı kapılar ardında değil; açıkça ortaya koyup tartışarak; hedeflerini, endişelerini konuşarak bilgi akmasını sağlar. Böylece insanlar yaptıkları işe değer verildiğini görür. Kim önemsenmek istemez ki? Kim kendisine özen gösterilmesini, söyledikleriyle ilgilenilmesini istemez ki? Kurumunda çalışan memur ile iletişim kurmayan lider, onların fikirlerine değer verdiğini nasıl anlatabilir ve onların desteğini nasıl arkasında bulabilir? İnsanlar kendilerine değer veren, fikirleriyle ilgilenen lider ve yöneticiye güven duyar, onu hayal kırıklığına uğratmak istemezler.
“Güvenilir lider olmak” bana Gaffar Okkan’ı hatırlattı. Türkiye’de 2000’lerin başında acı bir olay yaşanmıştı. Daha önce faili meçhul cinayetlerin işlendiği, vatandaşın devlet adamından uzak durduğu, hatta kendini yeterince güvende hissetmediği Diyarbakır'da, bir emniyet müdürümüz hunharca öldürülmüştü. Basından izleyip hatırladığım kadarıyla, Valilik önündeki cenaze törenine on binlerce kişilik bir kalabalık toplanmıştı. Onlar ölen emniyet müdürleri için ağlamış, babalarını kaybetmiş gibi üzülmüşlerdi.
Ne değişmişti de halk bu devlet adamına sahip çıktı? Ne idi O’nu "sevilen müdür" yapan? O ne yapmış da kazanmıştı insanları? Muhtemelen cevap şu: Oradaki halkı tanıyıp güvenmişti. Onlar da O’na güvenmişti.
Ölümünden önce yapılan bir röportajın satır aralarında: "Vatandaşla bire bir temas kurduk. Sosyal ve sportif faaliyetlerde yanında olduk." demiş. Başka? "Herkesi dinlerim. Herkesle konuşurum. Bakkal Atilla'nın yanına giderim, o müsait değilse bakkal Ahmet'e uğrarım. Yani ben halkın yanındayım. Bana görev verilirken deniyor ki, git Diyarbakır'daki insanın malını, canını, ırzını koru. Görevimiz bu. Emniyet müdürü olmak güvenilir olmayı gerektiriyor. Hepimiz insanız. Biz keyfî muamele yapamayız. İnsanların sevgiye, saygıya, ama her şeyden önce güvenmeye ihtiyacı var. Diyarbakır bana saygı ve güven duydu ve ben de onlara sevdim, saygı duydum, güvendim. İnsanların Diyarbakır'da aradığı şey bu."
İşte güven sağlamanın sırrı bu. İnsanlarla iç içe olmak. Bire bir iletişim kurmak. Makamını ve rütbesini bir ayrıcalık; insanlardan uzak durmamak. Vee onlara güvenmek…
Hatice Yalçın


