Çocukların peltek diliyle ilk küfürünü, arkadaşının saçını çekmesini, istediğini yaptıramayınca ağlamasını ya da etrafı dağıtmasını görmezden gelip geçiştirdiğimiz olur. Ergenlik çağına gelip asi bir genç olunca da “neden?” diye üzülürüz. Nedeni “kırılan ilk camın tamir edilmemesi ve yapılana bir yaptırım gücü uygulanmamasıdır.”
Çocukların belki bize komik gelen ama temelde ilk kötülüğün tohumları olan davranışlarını bu kırık cam teorisiyle görüp, terbiye ölçülerimizi buna göre belirleyebiliyoruz.
Kırık cam teorisi, aile değerlerini tamamen yitiren bir çok ülkede suçların azaltılmasında sosyal psikologların sıkça kullandığı bir yöntemmiş.
Bu teoriye göre; terk edilmiş bir binanın camlarından tek bir tanesi bile kırık olsa, eğer o cam hemen tamir ettirilmezse, çok kısa sürede oradan geçenler taş atıp binanın tüm camlarını kırarlar. Camları kırık bir bina, cam kırmak isteyenler için, sağlam olanlardan daha müsait ve davetkârdır. Kötü niyetli ya da sadece oyun amaçlı olabilir. Durum ne olursa olsun, kırık camlı bir bina kimileri için kendisine taş atmaya çağırır gibidir.
Bir yerlere bir çöp bırakılsa ve kaldırılmasa, çok kısa sürede herkes oraya çöp bırakmaya başlar. Sokakta terk edilmiş bir arabanın; kısa sürede camı kırılır, yağmalanır. Çürümeye başlar.
Camı kırık olan bir pencere onarılmazsa ya da çöp konulmaması gereken bir yerden çöp kaldırılmazsa; başka deyişle aksaklıklara kısa sürede tepki verilmezse orada koruyucu bir düzen olmadığı izlenimi oluşur. Ortamda düzensizlik, kaos ve suç işleme oranları artar. Sonuçta düzeni olanların düzeni de bozulur, kontrol edilemez hale gelir.
Hepimiz hayatımızda benzer durumlar yaşamışızdır.
Onarmadan bıraktığımız; küçük, önemsiz, daha sonra hallederim diye ötelediğimiz; ihmal ettiğimiz; birileri gelip düzeltsin diye beklediğimiz problemler, hem psikolojik sağlığımızın bozulmasına, hem de bir kurumda çalışıyorsak o kurumun düzeninin bozulmasına neden oluyor. Duyarsız kaldığımız ufak-tefek hasarlarımız, aynen bu kırık camlar teorisindeki sonuçları oluşturuyor.
Herhangi bir kurumda küçük veya büyük bir problem olduğunda, hataların büyümesine izin verilmemelidir. Gereğinden fazla hoşgörü ya da umursamazlık; o kurumda kendi başına buyruk kişileri artırır, dedikodu ile çalkalanan, kendi işini yapmak yerine başkalarının işini yapmamasına odaklanan bir sistem oturmasına neden olur. “Yılanın başını küçükken ezin” diyen atalarımız da bunu düşünerek söylemiş olmalılar…
Bir çürük portakal, bütün bir kasadaki portakalları çürütür.
Kırık Cam Teorisi ABD‘li suç psikologu Philip Zimbardo‘nun 1969‘da yaptığı bir deneyden ilham alarak geliştirilmiş. Zimbardo, suç oranının yüksek olduğu yoksul Bronx şehrinde ve daha yüksek yaşam standardına sahip Palo Alto şehrine birer otomobil bırakmış. Araçlara plaka koymamış, kaputlarını da aralık bırakmış. Ve olup bitenleri gizli kamerayla izlemiş.
Bronx’taki otomobil üç gün içinde baştan aşağıya yağmalanmış. Diğerine ise bir hafta boyunca kimse dokunmamış. Ardından araştırmacılar ’sağlam kalan’ otomobilin yanına gidip çekiç ile camını kırmışlar. Daha ilk darbe indirilir indirilmez, çevredeki zengin insanlar da olaya dahil olmuş. Birkaç dakika sonra o otomobil de kullanılmaz hale gelmiş.
Demek ki neymiş? İlk camın kırılmasına ya da bir yerdeki prensiplerin bozulmasına izin vermemek gerekmiş..! Ruhsal, bedensel problemlerimizi ya da ilişkilerimizdeki ufak hasarları ihmal etmemeliymiş..
Yarınımızdan sorumlu olduğumuzu bilip, ufaklardan başlamak üzere; bakım, onarım, geliştirme, değiştirme sorumluluğumuzu özenle ve hemen yerine getirmek gerek... Kendimizi kırdırmayalım. Kırılgan, tahribata açık halde bırakmayalım...
Aksi halde kötü gidişatı engelleyemeyiz.
İstanbul Beşiktaş Çırağan’da Yahya Efendi Türbesi var. Kanuni zamanında yaşayan ve nemelazımcılık olduğu taktirde bütün imparatorluğun çökebileceği konusunda çok önemli bir cam kırığı dersi veren o alimin, Kanuni’ye yazdığı mektupta şunlar yazıyor: “Sultanım! Bir devlette zulüm yayılsa, haksizlik artsa, işitenler de “nemelazim” deyip uzaklaşsalar, sonra koyunları kurtlar değil de çobanlar yese, bilenler bunu söylemeyip sussa, gizleseler, fakirlerin, muhtaçların, yoksulların, kimsesizlerin, feryadı göklere çıksa da bunu da taşlardan başkası işitmese, iste o zaman devletin sonu görünür. Böyle durumlardan sonra devletin hazinesi boşalır, halkın itimat ve hürmeti sarsılır. Asayişe itaat hissi gider, halkta hürmet duygusu yok olur. Çöküş ve izmihlal de böylece mukadder hale gelir…."
Mektup Topkapı’da sergi halinde…!
Bir örnek de İsviçre’den vermek istiyorum. İsviçre’de yere çöp atmanın cezası Türk parası ile yaklaşık olarak 1.200 TL imiş. İsviçre’yi gidip gören herkesin çevre temizliği konusunda o ülkeyi örnek göstermemesine şaşırmamalı. Demek ki orada ilk camın kırılmasına izin verilmiyor.
Türkiye'de durum biraz farklı tabi… Halkımız kendi işini yöresine göre kendi yöntemleriyle hallediyor.
“Buraya çöp atmayın yakalarsam yediririm o çöpleri (Kasımpaşa)”; "Buraya çöp atmak yasaktır; insansan anlarsın; anlamazsan uygun bir zamanda arkadaşlarla öğretiriz (Eskişehir)”; "Sayın Afyonlular! Çekirdekleri ve çöpleri evinizde de mi yerlere atıyorsunuz!"; ya da "Buraya çöp atan sıkıyorsa biraz beklesin!" (Pendik)” gibi yurdum insanının kendi icat ettikleri çözüm yollarıyla, kırık cam teorisinin ülkemizde de uygulandığını görüyoruz …!!!
Günahı önemsemeyip günaha alışmaya başlamak, kalbi yavaş yavaş karartmak da böyle…
Hatta diş çürüğü de böyle…Tedavi edilmezse sonunda diş çekilir ve yerinde derin bir boşluk kalır.
Küçük diye bir şey yoktur. Büyük şeyler, küçük şeylerden güç alır.
İşte bu yüzden, tüm kırık camların kırılır kırılmaz tamir edilmesi gerek..
Aşağıda bazı kırık cam örneklerini sizlere sunuyorum. Bence;
*Kendi işini en iyi şekilde yapmaya uğraşmak yerine, başkalarının işini yanlış yaptığı konusunda konuşup duran bir kişi, kırık bir camdır.
*Bir eğitimcinin derslere zamanında girip çıkmaması, kırık bir camdır.
*Çok gereksiz izin kullanan, sağlık sorunlarını bahane edip iş saatlerinde yerinde olmamakta ısrar eden personel, bir kurum için kırık bir camdır.
*Telefonu “efendim” diye açan sekreter kırık bir camdır.
*Bir eğitimcinin konuşmalarında gereksiz argo kullanması kırık bir camdır.
*İktisat etmeyen ve bunu çocuklarına da öğretmeyen bir hanım, kırık bir camdır.
*Anlaşılmaz bir kullanma kılavuzu veya okuldan mezun olduktan sonra işe yaramayan bilgiler yazan ders kitabı, kırık bir camdır.
*Sadece koltuk sevdası olduğu için bir makamı işgal eden ama bunun hakkını vermeye uğraşmayan bir memur, kırık bir camdır.
*…………………………………………………………..
*…………………………………………………………..
*…………………………………………………………..
Tartışmaya açıyoruz ve “kırık cam örneklerinin” devamını sizlerden bekliyoruz…
Hatice Yalçın
Kırık Cam
Ağlayarak, ergenlik dönemindeki oğlunun çılgın hareketlerine artık tahammül edemeyeceğini söyleyen bir tanıdığım; bana “kırık cam teorisini” hatırlattı.
Kırık cam teorisi, üniversitelerde daha çok iktisat derslerinde öğretilen bir teori…
Yani, “bir problem ortaya çıktığında, en kısa zamanda düzeltilmezse, kartopu etkisi yaparak gittikçe büyür ve hatta bazen çözümsüz hale gelir” diye özetlenebilecek bir kural…
Okunma 3097 kere
|
Yayınlandığı yer
Hatice Yalçın

Ana Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Hakkımızda | Künye | RSS | Reklam Ver | İletişim | karamandan.com | ANT Ajans
