karamandan.com

Biz ve Onlar

Çok uzun süredir yazamıyordum köşe yazımı. İşler o kadar çok yoğun ki kazandığımız paraları nasıl sayacağız,

Çok uzun süredir yazamıyordum köşe yazımı. İşler o kadar çok yoğun ki kazandığımız paraları nasıl sayacağız, harcamalardan artanları hangi alanlara yatırım yapacağız diye düşünmekten yorulduk. İlk önce işlerimizi kolaylaştırsın diye para sayma makinesi almaya karar verdik. Nafile! Herkes kapış kapış para sayma makinesi aldığı için biz bulamadık, stoktakilerin hepsi bitmiş. Çelik kasa siparişlerinde de ilk altı ay dolu olduğu için torpil bularak üç ay sonraya gün alabildik.

 

Saçmaladığımın farkındayım ama sayın yöneticilerin yaptıklarına göre benim bu kadar saçmalamam az bile. Şu anda ülkenin en önemli iki sorunu var. Ekonomideki bozukluk ve terör sorunu. Maalesef, buna inatla başka bir sorun daha eklemek isteyen iktidar ve yandaşları başarılı oluyor. Sorun başkalaştırma, ayrıştırma, kutuplara ayırma, görüşler arasına kin ve intikam duygusunun yerleştirilmesi… Yani kısaca BİZ ve ONLAR oluşturmak.

Çok uzun süredir kiralarını, elektrik ve su faturalarını, sigorta primlerini, telefon paralarını, kredi kartlarını ve kredi taksitlerini ve de bunun gibi birçok borcunu hiç ödeyemeyen ya da aksaklıklarla ve çok fazla faizlerle zar zor ödeyen kesimin oranı yazılan ve söylenenlere göre nüfusun yarısından fazla. Her üç kişiden ikisi bu durumdayken bu ülkede ekonomik gidişat hiç konuşulmaz mı? Her gün yeni bir sansasyonel haber düşüyor insanların gündemine. Az sonra değineceğim bu haberlerin birçoğu gündemimizin ilk on maddesine bile girmemesi gereken bir haberken ne oluyor da biz hep bunları konuşup, tartışıyoruz. Acaba esas gündemde olması gerekenler gizleniyor veya öteleniyor mu?

Her biri çok uzun değerlendirilmesi gereken bu konuları şimdilik kısaca ele alarak sonuca gelmek istiyorum.

Sürekli İsrail’e taş atarak kamuoyu oluşturulurken niçin ABD’ye her ziyarette ilk önce mason localarıyla ve çoook gizli görüşmeler yapılmaktadır. Çok büyük kartel medyalar iktidar yanlısı insanların eline geçerken yapılan olaylar başka bir ülkede iktidar değişmesine sebep olabilecekken Türkiye’de neden hemen gündem dışına atılmıştır. Devletin bütün kurumları arasındaki uyumlu çalışma ve düzenden sorumlu olan Yürütme yetkilileri niçin kurumlar arasında çatışmayı engelleyememiş ve hatta körüklemekle suçlanmıştır. Kurumlar arasını es geçtik aynı kurumlarda insanlar birbirlerine niçin kin ve öfke ile bakar olmuştur. Hükümetin bütün yetkilileri niçin çok hırçın ve kaba tabirlerle kurumlar da sevmedikleri kişilere ve muhalefete hakaretamiz cümlelerle yüklenmektedir. Çok genç yaşta, iktidar mensuplarının çocukları ve akrabaları nasıl bu kadar servet sahibi olmuşlardır. (Uyguladıkları yöntemi kamuoyuna açıklarlarsa ekonomik krizden çıkmak için çözümde bulunmuş olur). Niçin Türkiye için yapılan projeler, planlar bize yöneticilerimiz tarafından yapılmış gelmiyor? Hiç bilinmemesi gereken özel bilgiler, soruşturma dosyalarının detayı malum gazetelerde nasıl çarşaf çarşaf yazılabilmektedir.

Daha çok yazabilirim ama soruları sordukça aklıma şu nokta takılıyor. Bunu belirtmeden geçemeyeceğim. Herhangi bir siyasi görüşü destekleyebiliriz ama bu bizim mantık yürütmemizi ve doğruları söylememizi engellememesi şartıyla kutsaldır. Körü körünü bağlılık; bağnazlıktır ve hatta biraz daha ileri giderse ülkesine, milletine ve sevdiklerine ihanettir. AKP’ye oy verebiliriz, yöneticisi olabiliriz ve bunları yaparak da oy vermeyen ve yöneticilik yapmayan insanlardan daha fazla övgüye şayan insanlar olabiliriz. Sistemimiz millete hizmeti şu anda siyaset yöntemi ile yapmaya olanak vermektedir. Bu da şu an da dünyada ki en iyi sistemdir. Partiler, TBMM ve Hükümet insanlara hizmetle yükümlüdür ve bunun için birçok hak verilmiştir. Vatan bir vücutsa; bütün kurum ve kuruluşlar vücudu korumakla sorumlu kıyafetlerdir. Vücudu korumayan hatta zarar veren kıyafeti değiştirmek gerekir, değiştirmeyip onun çok iyi koruduğunu anlatmaya çalışmak vücudun hastalanmasına sebep olur. Eeee ne demek istiyorsun diyorsanız, ben MHP’li olarak, iktidardaki yıllarda özeleştirimi hiç esirgemedim hatta şu anda da eleştirilmesi gereken her konuyu eleştiririm. Ama şu anda ki en büyük hata iktidarın kutsallaştırılmasıdır. Lütfen biraz vicdanınızla muhasebe yapın.

Kaldığımız noktadan devam edecek olursak; vatandaş olarak bütün suçluları ve suçsuzları bilmek hatta yeni tabirle ‘’biri bizi gözetliyor evi’’ gibi insanların hayatlarının her detayını öğrenmek zorunda değiliz ki. İnsanlar yıllarca bu ülkede mahkemelerde yargılanmış suçlularsa cezaevine gitmiş, suçsuzlarsa tahliye edilmişlerdir. Ülkenin büyük çoğunluğunun da her mahkemeden haberi olmamıştır. Diyeceksiniz ki bunlar normal davalar değil. Amenna. İşte zaten olaylar burada düğümleniyor. Olay ne olursa olsun bilim adamları, bürokratlar, savcılar, hakimler, televizyonlar, gazeteler, sivil toplum kuruluşları, avukatlar, emekli askerler, meslek odaları….. ikiye ayrılmışlar; bir taraftakilere göre kesinlikle suçlu olanlar öbür taraftakilere göre suçsuzdurlar. Daha da vahimi karşı grup hain, gerici, ihtilalcı, işbirlikçi olmakla suçlanmaktadır. Otuz yıldır oruç tutarım, eşimin başı örtülüdür, namaz kılarken hiç korkuya kapılmadım, engel görmedim, fişlenme korkusu yaşamadım. Milliyetçilik yaparken de hiç taviz vermedim, korkmadım. Dinim, vatanım, milletim benim şerefimdir ve şerefin tavizi olmaz. (Bunları açıkladığım için özür diliyorum ama örneği kendimden vermek istedim). Ama şimdi insanlara bir korku tünelindeymişiz havası pompalanıyor.

İnsanlar oylarıyla Sayın R. Tayyip Erdoğan’a başbakanlık görevini vermişlerdir fakat siyasilerimiz her zaman ki gibi tek görevi beğenmemiş Sayın Başbakan da ikinci bir görev olarak savcılık yapmak istemiştir. Birileri avukatlık, birileri hâkimlik, birileri de Genel Kurmay Başkanını beğenmeyerek Mareşallik yapmak istemiştir. Sorunlar mutlaka vardır ülkemizde. Başörtüsü, Eğitim Sistemi, Siyasi Partiler Yasası, Yargı bağımsızlığı bunlardan sadece bir kısmıdır. Ama anlaşarak, konuşarak, uzlaşarak ve de birbirlerine saygıyla yaklaşarak sorunlar çözülebilir. İktidar sürekli eleştiren değil düzelten, anlayışla karşılayan, sükûnetle davranan olmalıdır. Benim ve bir çok insanın aklındaki soru işaretlerini hiç değilse maksimuma indirmelidir.

Ve sonuç. Çok büyük iki sorunumuz ekonomi ve terör demiştik. Bu iki sorundan daha büyük olanı ise toplumu biz ve onlar olarak keskin çizgilerle ayırmak ve insanlarımızın arasına uçurumlar koymaktır. Çözüme yukarıda ara sıra değindik ama esas çözüm kesinlikle siyaset sistemidir. Parti üye sistemi, delege seçimleri, parti başkanlarının seçimi, milletvekili adaylarının seçimi alttan yukarı doğru düzeltilirse o zaman gerçekten gücünü halktan alan insanlar siyaset yapma imkânı bulur ve doğruları korkusuzca söyleyebilirler. Bir başlangıç bu olabilir. Ben ahrete inanan biri olarak öbür dünyada vebalimin az olması ve sorulacak soruların az olması için elimden geleni yapıyorum. Bu dünya da mevki, makam, para, yaranma, yardakçılık ve her türlü çıkar için satan, çalışan, yazan ve konuşanları da Yüce Adalete havale ediyorum.           

SEVGİ ve SAYGILARIMLA
H. HÜSEYİN ŞANLITÜRK

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

Ana Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Hakkımızda | Künye | RSS | Reklam Ver | İletişim | karamandan.com | ANT Ajans
Elemtere fiş, kem gözlere şiş