Kendini Tanımak

Yazan  H. Hüseyin Şanlıtürk

"Herkes insanlığı değiştirmeye uğraşır ama hiç kimse kendini değiştirmeye çalışmaz."TOLSTOY

Her gün değişik insanlarla karşılaşıyoruz. Her birinin boyu, kilosu, rengi ve huyları farklı. Bu farklılıklar Yaradan’ın insanoğluna bahşettiği güzelliklerdendir. Bizi tanıyanlar bu özelliklerimizle bizi anımsar ve anlatır.  Birde kendi irademizle oluşturduğumuz farklılıklar vardır. Giyim, konuşma, huy, eğitim, öğretim, tavır ve davranışlar gibi. Bunlarda bizim değerlendirilmemizde çok büyük rol alır.

Yaradan’ın verdiği özelliklerle insanları eleştirmek ve bu özellikleri yadırgamak ne kadar saçma ise kendi irademizle oluşturduğumuz özelliklerle değerlendirilmek de o derece doğru ve olması gerekendir.

Herkesin sevabı-günahı, eksikleri-fazlaları, iyilikleri-kötülükleri vardır. Bu da olağandır. Benim değinmek istediğim konu ise başlıktan da anlaşılacağı üzere biz kendimizi ne kadar tanıyoruz. Tanıyorsak gizliyor, saklıyor muyuz?  Yoksa arada sırada da olsa özeleştiri yapıyor muyuz? Becerilerimizi- becerisizliklerimizi, konumumuzu, kendimize belirlediğimiz hedeflerimizi… neye göre, nasıl kıyaslıyoruz; Ya da kıyaslıyor muyuz?

Dünya da en büyük sorunlara bakın, araştırın yukarıda yazdığım sebepten yani kendimizi tanımamaktan kaynaklanıyor. Daha tehlikeli olanı kendini tanıyıp-kendisini bilmesine rağmen kendini çok farklı anlatıp, olağanüstü planlar yapıp; bunların olması için,   kaba bir tarifle ‘’kendini pazarlamasından’’ doğan olaylardır.

Korkak, ürkek birinin savaşta komutanlık yapması; insan sevgisi bile olmayanın kendini ruhani lider ilan etmesi; bilgisiz birinin alimlik yapması; hırsızın emir-ül emin olması; iki kişiyi yönetme kabiliyeti olmayanın yöneticiliğe aday olması…. gibi bir çok konu sıralayabiliriz.

Birinci sorun bu yerlere gelirken insanların yaptıklarıdır. İkincisi de hedefledikleri yere geldikten sonra yaptıkları. Doğal olan hayatın bize belirlediği konumun en üst seviyesinde yaşantımıza devam etmektir. Alabildiğimiz kadar değil, kazanabildiğimizin en üst seviyesi kadar maddiyat; görmek istediğimiz kadar değil hak ettiğimizin en üst seviyesi kadar saygı; gelmek istediğimiz değil başarılı ve becereceğimiz en üst seviyedeki makam en güzel olanıdır. Maddiyat sadece belli bir zümrenin olursa parasız kalanlar sosyal yangında kalır. Bütün saygıyı kendine isteyenler saygıyı hak edenlere gerekli değer verilmediği için toplumun temelini oluşturan kültürlü insanların yok olmasına sebep olur. Beceriksizler iş başına gelirse başarılı insanların kenar da bekleyerek becerilerini uygulamasını engellemiş olur.

Siz değerli okuyucularımla gerçek düşüncelerimi  paylaşmaya kendi kendime söz vermiştim. Onun için yazımı sonlamadan son düşüncelerimi de belirteyim. Ben şahsen bu durumun değişeceğini zannetmiyorum. Biz yine en fazla yalan söyleyeni, hedefe ulaşmak için her yolu mübah sayanları, en fazla riyakarlık yapanı, sahte gülücük dağıtanları seveceğiz ve baş tacı yapacağız. Niye yazdığımı düşünüyorsanız; acaba benim gibi çok az umudu olanlar birleşirde umut oranımı arttırabilir miyim diye yazıyorum. Acaba bir gün atasözündeki gibi‘’görüntüleri ile karşılayıp şahsiyetiyle uğurlama’’ yapabilir miyiz diye şartları zorluyorum. Birde okudukça heyecanlanıyorum bazı cümleleri. Sizlerle de paylaşayım da beraberce umutsuzluğumuzu kırmaya çalışalım.

"Bir kez değil; yüzlerce kez yenilseniz de mücadeleden vazgeçmeyin." G. Washigton

Doğru yolda gitseniz bile, durduğunuzda birileri sizi ezecektir.

"Dimdik ve dosdoğru yürü. Hiç değilse boyundan kısa görünmezsin." C. Şehabeddin

"Sabır acıdır ama meyvesi tatlıdır."  Cervantes

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile