Kenan Rifai
Seyyid Nesimi der ki:
Seyyid Nesimi terk etti resmi
Yandırdı cismi ateş-i aşka.
Bu iki beyit bizler için geçerli midir orası bilinmez. Ama gönül dostları için geçerlidir. Kuran-ı Kerim Müslümanlarda üç nüans ayırır: Bunlara müflihun, muhlisun, mukarrebin olarak derecelendirir. Son iki kademeyi tasavvuf ehl-i ukba ve ehl-i mana adiyle zikrediyor. Bunları bilmek gönül dostlarının bizlerden ne gibi farklılıkları olduğunu anlamada yardımcı olacaktır. Kendi halinde yaşayan ve dinimizin şartlarını yerine getirmekle Latince deyimle “maxiumum’una” varan sadedil mü’min için mesele yok. Fakat zühd ve takva yolunda ölmeden evvel ölünüz sırrına mazhar olmak isteyenler için tasavvuf olmazsa olmazdır onlar ehl-i manadır. Seyyid Nesimi’nin dediği gibi ehl-i manada resim kalmaz. Mevt-i iradiyi bir resimden kurtulup farkına varmadan başka bir resme sığınmak için ihtiyar etmemişlerdir.
Kenan Rifai kimdir diye soruyorsunuz? Filibe’de doğan bu gönül ustası İstanbul’da bir açıdan sonlanacak yaşamında neler yapmamıştır ki? İsimlerini duymadığımız nice böyle büyüklerimiz vardır. Zat-ı alileri Merkez Efendi’de sırlanmıştır. Sözleri, sohbetleri gönüllere nakş olunmuştur. En önemli eseri nedir diye sorsanız? İlk cevabım : Samiha Ayverdi olacaktır. Merhume Ayverdi fikir ve inanç dünyamızın önemli simalarındandır. O’nu bir başka yazıda anlatmağa çalışacağız.
Kenan Rifai Mesnevi şerhetmiş, ilahi bestelemiş, Fransızca’yı analisanı gibi konuşabilen çok ileri yaşlarında da İngilizce’yi öğrenmiştir. Beni en çok etkileyen eseri hiç şüphe yok ki İlahiyat-ı Kenan’dır. Nutk-u Şeriflerinde şöyle diyorlar;
Halin ne ise müşteri sen oldun o hale
Noksanı meğer adl-i ilahide mi sandın?
Kenan Rifai hazretleri ilim konusunda çok önemli noktalara parmak basmıştır. Hazret bu hususta ilimle din arasında bir çatışmaya mahal vermemek için insanın sürekli kendisini yenilemesi gerektiğini vurgulamıştır. Kendileri derler ki “dün doğru dediklerimize bugün yanlış diyoruz. Yarın da bugünkü neticelerin yanlış ve eksiklerini anlayacağız, esasen tekamül de bunu icabettirir.”
Kenan Rifai’ye son dönemde Soner Yalçın kitaplarında akıl almaz ve mesnetsiz iddialarda bulunmuştur. Bunların neler olduğunu buraya yazmayacağım merak edenler söz konusu yazarın kitabında ayrıntısı ile bulabilirler.
Kenan Rifai bir Homo-Myscticus’tur Merhum Samiha Ayverdi’nin dediği gibi yani günümüz Homo-Economicus’tan hayli farklıdır. Bu bir ilmi mülahazadır ve fazla ayrıntılı anlatma bu konu için daraltıcıdır.
Kenan Rifai bir gönül insansıydı. Kubbealtı’dan çıkan Sohbetler adlı eserinden gördüğümüz kadarıyla milli ve manevi değerlere olabildiğince önem veriyor, sohbet halkasına katılanlara bunu anlatıyordu.
Günümüzde boş şeylerle vakit geçirmekten başka bir şey yapmıyoruz. Saatlerce futbol programları izlemekten, dizi seyretmekten kendimizi alamıyoruz. Meşguliyet alanımızı biraz daha mühim işlerle zenginleştirsek şu kısa ömrümüzde ne kadar müspet ve sevindirici bir gelişme olur değil mi?
Yunus Emre’nin dediği gibi;
Yunus zikredup Hak deyü, yürü maksudun dileyu
İnileyu hem ağlayu, yalvar kul Allah’a yalvar

