İstemeye istemeye çalışma masama oturuyorum. Düzenli olmasına her daim dikkat ettiğim masa gözüme inanılmaz dağınık geliyor. Her şey dağınık, birbirinin üstündeymiş gibi.
İşaret parmağım zorla da olsa bilgisayarın açma kapama düğmesine dokunuyor. Oflayıp pufluyorum bilgisayarın açılmasını beklerken.
Masanın üstünü düzeltir gibi eşyaların yerlerini değiştiriyorum. Bu sırada elime bir kitap geçiyor: “İstemenin Esrarı, Muhammed Bozdağ” Kitaptan rastgele sayfalar açıyorum. Gözüme kestirdiğim paragrafları hızlıca okuyorum.
Kul olmak, dört temel içerikten oluşur: Birincisi, Yaratıcının sınırsızlığını, her şeyi olağanüstü amaçlarla kuşatmasını ve kurduğu evren sisteminin inanılmazlığını keşfetmektir. Sonra da bu keşfe dayanarak, içten bir inançla “Ey Yaratıcımız, Seni her türlü eksiklikten uzak biliriz.” anlamını hissetmek ve söylemektir.
İkincisi, Yaratıcının sınırsız cömertliğini, ikramlarını ve merhametini keşfetmektir. Sonra da, tüm övgülerin O’na ait olduğunu onaylayarak, derin bir şükür duygusu içermesine girmektir.
Üçüncüsü de, bu muhteşem evrenin milyarlarca yıldızını, adeta iğne ucu gibi noktadan açarak genişleten o kudretin sınırsızlığına hayran kalmak ve O’nun en yüce olduğunu onaylamaktır.
Nihayet dua, tüm bu üç alanı birbirine bağlayarak kulluğu tamamlayan en değerli eylemdir. Dua Evrenin Sahibinden istemektir. O’na muhtaç olduğunu, her şeyi O’nun verdiğini bilmektir. Evrenin Sahibine yönelmek; O’na derdini açmayı vesile yaparak O’nun katına yükselmektir. Dua, sanatın ve keşfediciliğin kapısıdır. Dua, insanı çirkin cisimler dünyasından, evrenin Hakiminin sınırsız güzellikteki Yüce katına yükseltir.
İslam Peygamberi (asm) “Biriniz acele edip, ben dua ettim de kabul olmadı demedikçe duası kabul edilir.” demiştir.
İnsanın Yaratıcısından istemesi, bir yaşama biçimi olmalıdır. Bu yolla insan, sabah ve akşam, gece ve gündüz, sürekli, Yaratıcısıyla birlikte olmayı başaracaktır.
Kitaptan rastgele sayfalar açtıkça, gözüme kestirdiğim paragrafları okudukça az önceki oflamalarıma puflamalarıma kızıyorum. Okudukça içimden daha çok istemek geliyor. Daha çok istiyorum, daha gönülden dua ediyorum. Bu sefer olmadı ama bir dahakine diyorum. Bir kere daha istiyorum, bir kere daha… Okudukça, olacağına yürekten inanıyorum, yürekten istiyorum.
Ne zaman koydum bilmiyorum ama bu kitabı buraya koymakla çok iyi etmişim diyorum.
O günden beri “Masaüstü kitapları” seviyorum. Masanın, sehpanın ya da vitrinin bir köşesinde unutulmuş, tozlanmış olsalar da orada bir kitabın olması bazen çok şeyi değiştirebiliyor.
İster daha önceden okuyup çok beğendiniz bir tanesi olsun, isterseniz okumadığınız ve okumayı da hep ertelediğiniz bir tanesi olsun ama masanızda, sehpanın üstünde ya da vitrinin herhangi bir yerinde, elinizin hemen altında bir kitabınız bulunsun. Bulunsun ki hayatınıza yön verecek bilgilere ulaşmanız daha kolay olsun, üstelik hiç ummadığınız bir anda.
Dua ile…
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir