Bültenin 7. sayısında “Gençliğin Türkçe Kurultayı” isimli haberini okuyorum. Haberde, 32 üniversitenin katılımıyla gerçekleşen kurultayla ilgili notlar yer alıyor.
Söz konusu Türkçe olunca, bu haberde dilimizin nasıl kullanıldığı daha bir dikkatimi çekiyor. Sonra minik notlar almaya başlıyorum.


Bağlaç olan “de” kelimeye bitişik yazılmış, ayrı yazılması gerekiyorken.

Haber yayına hazırlanırken (muhtemelen bilgisayar ortamında) araya gereksiz bir “de” bağlacı yerleştirilmiş. Keşke yayından önce bir okunsaydı da bu gereksizlik ortadan kaldırılsaydı.

“Kurultay” kelimesinin cinsinin ne olduğuna bir karar verilebilseydi keşke bu satırlar yazılırken. Bir cümlede özel isim yapılmış, çekim ekleri de kesme işareti ile ayrılmış, bir cümlede ise özel isim olarak nitelendirilmemiş ve normal bir şekilde yazılmış.

Burada da haberi yayına hazırlayan kişinin hızlı hareket etmesinden kaynaklandığını düşündüğüm bir durum var: Keşke nokta işaretinin kullanımı unutulmasaydı.

Sanırım “Türkçe” kelimesinin yazımında hiç bu kadar kararsız kalınmamıştı.

Benzer kelimeler bu kadar sık bir şekilde bir araya toplanmasaydı keşke.

Oturduğumuz yerden kendimize sorun çıkarmakta üzerimize yok gerçekten. Doğru dilin kullanımı ile ilgili değil de dilin doğru kullanımıyla ilgili hatalarımızın farkına varabilsek bir de.

Ah şu bağlaçlar yok mu, her yerde sıkıntı yaratıyor bizlere. Yine bitişik yazılmış, dilimizi de doğru kullanmak adına(!) kesme işareti özel isimden ayrılmış.

Pırıl pırıl ikilemesinin arasına virgül ne de güzel yerleştirilmiş öyle. Ama bir gerçek var ki hiç yakışmamışlar birbirlerine. (İkilemelerin arasına herhangi bir noktalama işareti konulmaz.)
Bahsettiğim bu hataların, ilgili yayının hazırlanması sürecindeki hızlı olma gerekliliğinden kaynaklanmış olabileceğini düşünüyorum ancak bu sebebin arkasına da sığınmayı bir başkentli olarak kabul etmem mümkün değildir.Sözün kısası; Belediyemizin ve yediden yetmişe herkesin dilimizi sahiplenmek adına ellerinden geleni yaptığı görülüyor. Bunu her fırsatta gururla dile getiriyoruz. Fakat dilimize sahip çıkmayı, dilimizi sadece yabancı kelimelerden kurtarmak gibi yanlış bir şekilde algılamamalıyız. Dilimize sahip çıkmak, dilimizi doğru bir şekilde kullanmayı da gerektirir. Bu uğurda, kurum ve kuruluşların hazırlamış oldukları yayınların, bir yetkili tarafından süzgeçten geçirilerek kamuoyu ile paylaşılması çok daha faydalı olacaktır.
Daha önceden de belirttiğim gibi bu işi yapabilecek yetkili kişiyi -öğretmen, öğrenci ya da konuya hâkim herhangi biri- bulmak hiç de zor değildir.
Dilimizi sahiplenmek, korumak ve geliştirmek adına içimizdeki ateşin hiç sönmemesi temennilerimle, esen kalınız.
Fatih Akbay
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir