Çocuklar gibi olsak,
Keşke…
Öğretmenimiz bizlere küçük kağıtlar dağıtsa.
O kağıtlara hayatta en çok korktuğumuz üç şeyi yazsak.
Yazsak da katlasak daha sonra.
Cebimizin en derinine koysak korkularımızı yazdığımız kağıtları.
Sonra bahçeye çıkarsa öğretmenimiz bizleri.
Elimize bir kazma bir kürek alsak ve bir çukur kazsak.
Öğretmenimiz yeterli diyene kadar kazmaya devam etsek.
Cebimizin en derinine koyduğumuz kağıtları çıkarsak.
Kazdığımız çukura atsak bir bir.
En çok korktuğumuz üç şeyi çukurun en dibine sallasak.
Sonra da elimize kürekleri alsak.
Çukuru bir güzel kapatsak.
Yaptığımız etkinliği bir oyunmuş gibi algılasak.
Bu sırada en çok korktuğumuz üç şeyden kurtulduğumuzun farkına varsak.
Daha sonra hayata daha bir güzel baksak.
Hayata ayrı bir gülsek.
Bu kadar basit miydi canımızı sıkanlardan kurtulmamız desek.
Korkularımız ne zaman aklımıza gelse o çukurun yanına gitsek.
Korkularımızı gömdüğümüzü hatırlasak ve rahatlasak.
Rahatlasak da bir daha gülsek.
Gülsek de hayata bir daha ayrı bir güzel baksak.
Sözün hülasası, keşke çocuklar gibi olsak.
Korktuklarımızdan, canımızı sıkanlardan, başımıza gelmesini istemediklerimizden…
Çocuklar gibi bir kağıt, bir kazma, bir kürekle kurtulabilsek.
Bir kağıt, bir kazma, bir kürekle mutlu olabilsek, gülümseyebilsek.
Hayata bakışımızı değiştirebilsek bir kağıt, bir kazma, bir kürekle.
Ve çocuklar gibi
Bir kağıt, bir kazma, bir kürekle hayata daha sıkı bağlansak.
Keşke…
İçinizdeki büyümeyen çocuğun her daim canlı kalabilmesi temennilerimle.
Esen kalın, çocuk kalın.
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir





