Bir Dişi Eksik Gülümsemek

Yazan  Fatih Akbay

“Genç ve başarılı bir yönetici, yeni arabasıyla bir mahalleden hızlı bir şekilde geçiyordu. Park etmiş arabaların arasından yola
aniden çıkabilecek çocuklara dikkat ediyordu ve bir şey gördüğünü sanarak yavaşladı.

“Genç ve başarılı bir yönetici, yeni arabasıyla bir mahalleden hızlı bir şekilde geçiyordu. Park etmiş arabaların arasından yola
aniden çıkabilecek çocuklara dikkat ediyordu ve bir şey gördüğünü sanarak yavaşladı.

Arabayla caddeden yavaşça geçerken
hiç bir çocuk göremedi fakat arabasının kapısına bir tuğla atıldığını fark etti. Aniden arabasını durdurarak tuğlanın fırlatıldığı yere geri döndü.

Arabadan indi, orada bulunan küçük bir çocuğu tuttu ve onu park etmiş bir arabaya doğru iterek bağırmaya başladı; Bunu neden yaptın?
Sen de kimsin, ne yaptığının farkında mısın? İyice sinirlenerek devam etti: Bu yeni bir araba ve atmış olduğun bu tuğla bana çok pahalıya
mal olacak. Bunu neden yaptın? Çocuk yalvararak cevap verdi: Lütfen efendim. Çok üzgünüm ama başka ne yapabilirdim bilmiyordum.
Eğer tuğlayı fırlatmasaydım kimse durmazdı.Park etmiş bir arabanın arkasına işaret ederken çocuğun gözyaşları çenesine süzülüyordu.

Kardeşim kaldırımın kenarından yuvarlandı ve tekerlekli sandalyesinden düştü, ben onu kaldıramıyorum. Lütfen onu tekerlekli
sandalyesine oturtmam için bana yardım eder misiniz? Benim için çok ağır. Bu durumdan son derece duygulanan genç yönetici,
boğazında büyüyen yumruyu zar zor da olsa yutkundu. Yerdeki genci kaldırarak, tekerlekli sandalyeye geri oturttu. Mendiliyle, çizik
ve yaraları sildi ve engelli gencin ciddi bir yarası olup olmadığını kontrol etti.

Küçük çocuk genç yöneticiye dönerek teşekkür etti. Genç yönetici, küçük çocuğun, ağabeyini kaldırımdan evine doğru götürmesini izledi. Bulunduğu yerden arabasına geri dönmesi oldukça uzun sürmüştü. Uzun ve yavaş bir yürüyüştü.

Genç yönetici, kapıyı hiç tamir ettirmedi. Kapıda oluşan çöküğü, hayatını birisinin kendisine tuğla atmasını gerektirecek kadar hızlı
yaşamaması gerektiğini hatırlatması için öylece bıraktı.” 3 Aralık tarihinde, çeşitli etkinliklerle Dünya Özürlüler günü kutlandı. Ki ben bu güne Dünya Engelliler günü diyorum. Özürlü çok sert ve kırıcı bir ifade. Onlar özürlü değil, engelliler.

Bu günde çeşitli sivil toplum örgütleri, kurum ya da kuruluşlar çeşitli etkinlikler düzenlerler. Yapılan konuşmalarda hep engelli kardeşlerimizin, arkadaşlarımızın, büyüklerimizin karşılaştığı zorluklardan bahsedilir. Ancak emin olunuz karşılaşılan zorlukları yaşamayan bilemez.
Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır isimli kitapta karşılaştığım yukarıdaki öyküyü bunu basit bir şekilde vurgulamak için sizlerle de paylaştım.

Aslında engelli kardeşlerimizin, arkadaşlarımızın ya da büyüklerimizin bizlerden istedikleri şey, kendilerine hayatı bizlerin zorlaştırmaması. Onlar bizlerden herhangi bir ayrıcalık istemiyorlar. Aksine bizlere insanlığımızı, üzerimize düşen sorumluluklarımızı hatırlatıyorlar.

Bu durumda unutmamamız gerekir ki onlar birer engelli de değiller aslında, onlar bizlere sadece bir dişi eksik çocuklar gibi gülüyorlar.

Bir dişi eksik bütün kardeşlerimize, arkadaşlarımıza, büyüklerimize selam olsun.

Esen kalın.

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile