Olabilir de Olmayabilir de…

Yazan  Fatih Akbay

“Bir solucan türünün kendi türünü yiyerek hayatını devam ettirdiğini duydum. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Sizce bu mümkün mü?”

2003 yılı…
Babacan tavırlarıyla da ön plana çıkan bir hocamızın dersindeyiz. Sınıfa yöneltilen bir soruya cevap arıyoruz.

“Bir solucan türünün kendi türünü yiyerek hayatını devam ettirdiğini duydum. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Sizce bu mümkün mü?”

Biraz uzun süren bir sessizliğin ardından havaya kalkan iki üç el ve verilen keskin cevaplar…

“Hayır, kesinlikle olamaz.”
“Evet, bu mümkün, kesinlikle doğrudur.”

İstediği cevabı alamadığını hocamızın yüzünden anlıyoruz. Üniversite sıralarında tarafımıza yöneltilen bu basit görünümlü sorunun altında bir bit yeniği arıyoruz.
Bu işte bir iş var, acaba bu sorunun altında neler yatıyor?

Bu düşüncelerin uzaması yüzünden sorduğu soruya kendisi cevap vermek zorunda kalıyor hocamız.

“Olabilir de olmayabilir de. Hayatta her şey olabilir. Hayata keskin çizgilerle bakmamak gerekir. Daha dün kesinlikle olmaz diye düşündüğünüz şeylerle bugün karşı karşıyasınız. Kesinlikle olur dediğiniz şeyler ise maalesef bazen olmuyor….”

2009 yılı…
Altı yıl önce üniversite sıralarında karşılaştığım bu soruyu, ilköğretim beşinci sınıf öğrencilerine yöneltiyorum.

“Bir solucan türünün kendi türünü yiyerek hayatını devam ettirdiğini duydum. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Sizce bu mümkün mü çocuklar?”

Üniversite sıralarındaki bizlerin aksine çok kısa süren bir sessizliğin ardından bütün sınıfın elleri havaya kalkıyor ve işte alınan cevapların ortak noktası:
“Olabilir de olmayabilir de öğretmenim…”

Gelecek gerçekten güzel gelecek.

Esen kalın.

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 



Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile