Bayan Richel, dersler başladığında 5. sınıf öğrencisi David’i gözlemlemiş, onun diğer çocuklarla oynamadığını, giysilerinin kirli, saçlarının da oldukça dağınık olduğunu görmüş ve onu yadırgamıştı.
Bayan Richel, David ‘in dosyasını incelemeye karar verdi. İncelediğinde oldukça şaşırdı; çünkü 1. Sınıf öğretmeni ”David zeki ve neşeli bir çocuk ödevlerini düzenli olarak yapıyor ve arkadaşları ondan çok memnun.” diyordu.
2. Sınıf öğretmeni; ”Mükemmel bir öğrenci, fakat annesinin amansız hastalığı onu üzüyor ve sanırım evdeki yaşamı çok zor.” diyordu.
3. Sınıf öğretmeni; ”Annesinin ölümü onun için çok zor oldu. Babası ona yeterince ilgi göstermiyor ve eğer bir şeyler yapılmasa evdeki olumsuz atmosfer onu etkileyecek.” diye yazmıştı.
4. Sınıf öğretmenine gelince o; ”David içine kapanık ve okula ilgi göstermiyor. Hiç arkadaşı yok ve bazen sınıfta uyuyor.” demişti. Şimdi Bayan Richel sorunun ilk aşamasını çözmüştü.
Öğrenciler ona güzel kağıtlara sarılmış süslü kurdelelerle paketlenmiş öğretmenler günü hediyeleri getirdiğinde kendisini daha da kötü hissetti. Çünkü David’in armağanı kaba, kahverengi bir kese kağıdına gelişigüzel sarılmıştı. Bu basit paketi diğer öğrencilerin önünde açmak ona acı verdi. Birkaç taşı düşmüş, sahte taşlardan yapılmış bileziği ve üçte biri dolu parfüm şişesini görünce öğrenciler gülmeye başladılar. Fakat öğretmen bileziğin ne kadar zarif olduğunu söyleyerek parfümden de birkaç damlayı bileğine damlatarak onların bu gülmelerini bastırdı.
O gün okuldan sonra David, öğretmeninin yanına gelerek “Bayan Richel, bugün hep annem gibi koktunuz.“ dedi.
Çocuklar gittikten sonra öğretmen uzun uzun ağladı. Sonraki günlerde David’e özel bir ilgi gösterdi. Onunla çalışırken David’in zekasının tekrar canlandığını hissetti; ona cesaret verdikçe çocuk gelişiyordu. Yılsonunda David sınıfın en çalışkanı ve kendisinin en sevdiği öğrencisi olmuştu.
Bir yıl sonra kapısının altında bir mektup buldu. Bu mektup David’dendi, gördüğü en iyi öğretmenin kendisi olduğunu yazıyordu.
Ondan ikinci bir mektup alıncaya kadar beş yıl geçti. O, 2. mektubunda; liseyi bitirdiğini ve okurken sınıfındaki üçüncü en iyi öğrenci olduğunu ve Bayan Richel’in hayatında gördüğü en iyi öğretmen olduğunu yazıyordu.
Bayan Richel dört yıl sonra David’den bir mektup daha aldı. Üniversitede okuduğunu ve en iyi derece ile mezun olmak için çaba göstermesi gerektiğini yazıyordu. Bayan Richel hala onun tanıdığı en iyi öğretmendi.
Bir dört yıl daha geçti ve Bayan Richel bir mektup daha aldı; David iyi bir derece ile üniversiteden mezun olduğunu, ama daha ileriye gitmek istediğini yazıyordu. Ve Bayan Richel yine onun tanıdığı en iyi öğretmendi. Bu kez mektubun altındaki imza biraz daha uzundu, adının altına “Tıp Doktoru” unvanı eklenmişti.
Bayan Richel, o yılın ilkbaharında, David’den bir mektup daha aldı. David bu mektupta, çok iyi bir kızla tanıştığını ve onunla evleneceğini yazmıştı. Birkaç yıl önce babası da öldüğü için Bayan Richel’den düğünde damadın anne ve babası için ayrılan yere oturmasını teklif ediyordu.
Bayan Richel, bu nazik teklifi memnuniyetle kabul etti. Ve tahmin edin ne oldu? Bayan Richel o törene giderken birkaç taşı düşmüş o bileziği taktı ve tabi ki yıllar önce öğretmenler gününde bileğine sürdüğünde annesi gibi koktuğunu söylediği parfümü de sürmeyi ihmal etmedi.
Birbirlerini sevgiyle kucaklarken David öğretmeninin kulağına, “Bana inandığınız, kendimi özel hissetmemi sağladığınız ve beni hayata döndürdüğünüz için çok teşekkürler Bayan Richel.” diye fısıldadı…
İnternet ortamında, posta kutuma düşen bu minik ve yaşanmış olan hikayeyi sizlerle de paylaşmak istedim. Emin olunuz ki şu anda görev yapan öğretmenlerimiz de en az Bayan Richel kadar değerli insanlardır. Ve yine emin olunuz ki görev almayı bekleyen öğretmen adaylarımız da en az, şu anda görev yapan öğretmenlerimiz kadar değerlilerdir. Bu değerin, çeşitli sebeplerle sönmemesi, söndürülmemesi temennilerimle…
Esen kalın.
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Bayan Richel, dersler başladığında 5. sınıf öğrencisi David’i gözlemlemiş, onun diğer çocuklarla oynamadığını, giysilerinin kirli, saçlarının da oldukça dağınık olduğunu görmüş ve onu yadırgamıştı.