Nerede O Eski Bayramlar Demeyelim

Yazan  Fatih Akbay

Ramazan bayramı ile birlikte eminim genç veya yaşlı pek çoğumuzun aklına belki de “Nerede o eski bayramlar?” sorusu geliyor. Peki ama neden kendimize böyle bir soru soruyoruz? Eskiden bayramlar nasıl geçerdi, şimdi nasıl geçiyor? Eskiden yaşadığımız bayramlar ile yaşayacağımız bayramlar arasında ne fark var da böyle bir soruyla aklımızı meşgul ediyoruz?

Yaşadığımız bayramlar ile yaşayacağınız bayramların tek farkı her birimizin her bayramda biraz daha büyümesi, biraz daha yaşlanmasıdır. Bu konuda başka herhangi bir fark bulmak ya da bulmaya çalışmak anlamsız bir eylem olsa gerek. Değişen sadece bizleriz, değişim sadece bizlerden kaynaklanıyor, bayramlara karşı tutumlarımızın değişmesinden…

Eş, dost, akraba ziyaretlerini bile bırakarak, evden çıkmayarak geçirdiğimiz bayram günlerinden sonra şüphesiz ki nerede o eski bayramlar diyeceğiz.
Şeker toplamaya gelen çocuklara kapılarımızı açmadan geçirdiğimiz bir bayramdan sonra elbette nerede o eski bayramlar diyeceğiz.
O, eski bayramların havasını yakalayabilmek için öncelikle kendimizi bayram havasına, atmosferine hazırlamamız gerekiyor. Bunun için yapabileceğimiz basit etkinlikler bulunuyor.

Bayram namazına gideceksek eğer, namaz sonrası camide kalıp cemaatle bayramlaşabilir, mahallemizde yaşayan büyüklerimizin ellerini öperek hayır dualarını alabiliriz.

Kesinlikle ama kesinlikle komşularımızın, arkadaşlarımızın, akrabalarımızın bayramlarını en azından bir telefonla bile kutlayabiliriz. Bu konuda en azından bir günümüzü ailemizle birlikte bayram ziyaretleri ile geçirebiliriz.

Yapacağımız ziyaretlerde bildiğimiz oyunlar ile eğlenceli vakitler geçirebiliriz. Özellikle büyüklerimizin küçükken oynadıkları oda oyunları, köy oyunları gibi etkinlikler eminim hepimizi çok eğlendirecektir. Olmadı müzikçalara bir oyun havası koyup hep birlikte kalkıp oynayabilir, zıplayabiliriz de…
Ailenizle birlikte huzurevi sakinlerinin bayramını kutlayabilir, onlarla gerçekten sıcak ve samimi bir sohbet ile birlikte güzel bir bayram anısını belleklerinize kaydedebilirsiniz.

Dışarı çıkacağımız her vakit cebimize bir avuç bayram şekeri alarak gördüğümüz çocukların bayramlarını kutlayabiliriz.
Kapımıza gelen çocukları, kendilerine ikramda bulunarak sevindirebiliriz. Sayıları gün geçtikçe azalan, bir bayram etkinliğini devam ettiren şeker toplayan çocukların bu bayramda da kapılarımızı çalacakları kesindir ve bu etkinliğin devamı için onları kırmamaya özen göstermemiz gerekir. Şayet kapının sık sık çalınmasından hastalık, yaşlı ev bireyleri vb. dolayısıyla rahatsızlık duyacak olursanız kapınıza asacağınız bir torba şeker ve üzerine koyacağınız “Bayramınız kutlu olsun çocuklar, bu şekerlerden istediğiniz kadar alabilirsiniz.” Notu ile onların da gönüllerini alabilirsiniz.

Bayramda yapabileceklerimiz ile ilgili bu etkinlikleri dilediğimiz kadar uzatabiliriz. Sözün özü, eğer gerçekten bir bayram yaşamak istiyorsak hepimizin üstüne düşen bazı görevleri yerine getirmesi gerekiyor. Her ne olursa olsun, kendimizi bu özel günlerde bazı dünyevi durumlardan soyutlayarak sadece ve sadece yaşanan bu özel güne hazırlamak, bu özel günün havasına sokmak yapmamız gereken birinci iş olmalı.

Bu bayramda kendimize “Nerede o eski bayramlar?” sorusunu değil de “Nerede o eski bizler?” sorusunu sorarak bir özeleştiri yapalım ve bu özel güne yakışır eylemlerde bulunalım.

Bu köşe aracılığıyla bir kere daha;

İşi dolayısıyla yanımızda olamayacak olan babamın,

Yurdumun farklı illerinde görev yapan dostlarımın,

Almanya, Hollanda, Fransa gibi Avrupa ülkelerinde ve Suudi Arabistan’da

çalışmakta olan akraba, arkadaş ve sevdiklerimin,

Bu köşeyi takip eden bütün değerli okurlarımın

bayramını en içten dileklerimle kutluyorum.


Öncekilerden çok daha güzel ve anlamlı bir bayram geçirmeniz temennilerimle…


Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile