Gözümüz Değil Gönlümüz Doysun

Yazan  Fatih Akbay

Özellikle Ramazan ayının gelmesiyle birlikte eş, dost ve akrabalarımızla sık sık sofralarda buluşuruz. Davetlere katılır ya da davetlerde bulunuruz. Bu davetlerde misafirlerimizi en iyi şekilde ağırlamak için elimizden gelen her şeyin en iyisini yapmaya çalışırız.

En güzel sofraları hazırlamak için bir telaş içerisinde bulunuruz. Bu telaş bazen öyle bir duruma gelir ki maddi açıdan bir külfetin içerisinde bile kalabiliriz. Tamamen safi duygularla ve büyük bir önem ve özenle hazırlayacağımız sofralar ile birlikte misafirlerimize hizmet etmeyi düşünürüz sadece.

Peki ama misafirlerimizle birlikte oturacağımız bir sofranın özellikleri aslında ne olmalıdır? Acaba gözümüz doysun tabiri gerçekten hazırlayacağımız sofralar için uygun mudur?

Bu zamana kadar katıldığımız pek çok yemek davetinde, yapılan pek çok hazırlığın israf edildiğini maalesef pek çoğumuz görmüşüzdür. İşte bu noktada kendimize şu soruyu yöneltirsek aslında gereksiz yere yaptığımız bazı hazırlıklardan kurtulabiliriz.

Hoş sohbetlerde bulunarak, gülerek, eğlenerek kısacası keyif aldığımız bir sofrada kuru bir ekmek olsa ne, binbir çeşit katık olsa ne?

Misafirlerimizi en iyi şekilde ağırlamanın yolu, israf derecesine kadar artacak hazırlıklar yapmaktan değil, onları güler yüzle karşılamak, onlarla sevgi ve saygımızı paylaşarak gönüllerimizi zenginleştirmekten geçiyor.

Özellikle israfa varabilecek hazırlıklardan hepimizin kaçınması ve bu konuda daha duyarlı olmamız gerekiyor. Bu durumda bizlere de öncelikle gözlerimizi değil gönüllerimizi doyurmak görevi düşüyor.

Gönüllerimizi doyuracağımız nice sofralarda bulunmak temennilerimle…

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile