karamandan.com

Apokrifal

Bir havari, bir profesör, bir kitap, bir örgüt ve bir cinayet. Geçtiğimiz hafta kitapçıya gidip Apokrifal isimli kitabı aldım. Aydoğan VATANDAŞ isimli gazeteci yazarın henüz 3 ay önce yayınlanan bir eseri. Kitabın lafzını televizyon kanallarının birinde telefonla görüşleri sorulan Prof. Dr. Hamza HOCAGİL’den duymuştum. O kitapta ilginç noktalara temas edildiğinden bahsediyordu.

Hakikaten ilginç noktalar var kitapta. Topu topu 192 sayfa olan kitabı zaman darlığımdan dolayı 1 haftada ancak okuyabildim. Çok esrarengiz konulara değinilmiş.

1980’lerin başında Hakkari’de bir dağ köyünde kar ve tipiden dolayı bir mağaraya saklanan köylüler köpeklerinin mağara içerisindeki bir delikten aşağıya düşmesi neticesinde bakarlar ki köpeğin sesi çok derinden gelir. Akabinde köpeğe ulaşamayacaklarını anlayınca ertesi gün urganlarla gelip köpeğe ulaşmaya çalışırlar. Tamı tamına 150 metre derine inerler. Bir de ne görsünler, burada bir yer altı şehri vardır. Sağı solu kolaçan ederlerken, bir lahitle karşılaşırlar. Lahitin kapağını açtıklarında içeride bozulmamış bir ceset ve üzerinde de eski yazıyla bir kitap görürler. Olaya asker el koyar. Kitap, 1983’de merhum Turgut ÖZAL’ın ricasıyla Prof. Dr. Hamza HCAGİL tarafından tercüme edilmeye başlanır. Tercüme yeri de Genelkurmay’a bağlı Özel Harp Dairesi denilen mekandır. HOCAGİL 19 sayfa tercüme ettikten sonra tercümeye son verdirilir. Oysa geridetamı tamına 221 sayfa daha vardır (kitap 120 yaprak ve 240 sahifedir). HOCAGİL’den imzalı kağıtlar alıyorlar yaptığı tercümeleri hiç bir koşulda hiçbir yerde açıklamayacak diye.

İşte tam o anda ipler gerilir. Hoca bir daha kitaptan haber alamaz. Lâkin, Hocanın uyanıklığı tutmuş olmalı ki, kitabın tercümesine ilk sayfalardan başlar ama, ne hikmetse kitabın son sayfasını da çaktırmadan tercüme eder. Son sayfada yazanlar çok ilginçtir; “Ben Barnabas, İsa’dan duyduklarımı 48 gök yılı sonra burada 4ncü nüsha olarak kaleme alıyorum, önceki 3 nüsha falan filan yerlerdedir” diye yazdığını tercüme eder. Bunun üzerine Hocamız uzun bir süre kayıp İncilleri arar. Yazıya göre bir tanesi İsrail’de, bir tanesi Kıbrıs’ta, bir tanesi de şimdiki Irak sınırları içerisinde yer alan Süleymaniye civarlarında bir yerdedir. Süleymaniye’deki hariç diğer iki İncil bulunur.

Hocanın tercüme işi vesilesiyle başına epey işler gelmiştir. Tehdit edilmiş, adres değiştirmiş, hatta, BEKTAŞ olan soyadını bile değiştirmiştir bu arada korkudan.

Hakkari’de bulunan incilin karbon yaş testi de yaptırılmış İsviçre’de bir laboratuarda. Raporda 2000 yıllık papirüs oldukları yazılmış. Kitap, Süryani Dili’nde Aramice yazılmış.

Hocanın anlattıklarına göre bu İncil hakiki incilmiş. Ve en son olarak da Özel Harp Dairesi denilen yerde tutulduğunu biliyor Hoca.

Söz konusu Özel Harp Dairesi olunca, her nedense son sayfada yazan İncillerden bir tanesi Kıbrıs’ta bulunur. Hatta, şimdilerde ayyuka çıkan Ergenekon isimli oluşumla anılır Kıbrıs’taki İncil. Hatta, 1995’de (öldürülmeden 1 yıl önce) kendisiyle tanışma fırsatı bulup ayaküstü 10 dakika kadar sohbet bile ettiğim şeker bir amca vardı Kıbrıs’ta Kutlu ADALI isminde. Rahmetli, bu İncil yüzünden canından olmuştu. Apokrifal kitabının yazarının son olarak ulaştığı sonuca göre, Kutlu ADALI’nın öldürülmesi işi Ergenekon oluşumuna aittir. Rahmetli, incili kimler çaldı diye araştırma yaptı diye öldürülmüş.

Kitapta ilginç bir nokta da var. Ergenekon tutuklularından emekli paşa Veli KÜÇÜK’ün, Türklerin eski inanışı olan şamanizmin savunucusu olduğu belirtiliyor. Ve, şu sonuca ulaşılıyor, ister Müslümanlık olsun, ister Hristiyanlık, şamanizmin karşısında duran kutsal dinlerin yeri yoktur. O nedenle de gerçek İncillerin Ergenekon tarafından iç edilmeye çalışıldığı anlatılmaya çalışılmakta kitapta. İç edilme sebebi de, geçmişten bugüne dünyada savaşları çıkarıp finanse eden bir ailenin örgütsel yapısından bahsediliyor. Muhtemelen de bu yapı içerisinde Ergenekon da var. Öyle ki, dünya merkezli büyük bir örgütün küçük bir üyesi Ergenekon. Finansörleri var yani.

Ne enteresan değil mi? Entrikalar, yasadışı oluşumlar, cinayetler, yok edilmeye çalışılan kitaplar… İnsanın tüyleri ürperiyor.

Ha, bu arada değinmeden de geçemeyeceğim. Yazarın ulaştığı bilgilere göre Ergenekon oluşumu rahmetli Bülent ECEVİT’in başbakanlığında (1974) bile kendisini rahatsız etmiş. O zamanın Genelkurmay Başkanı, örtülü ödeneğin neredeyse tamamını istiyor rahmetliden, hayırlı bir iş için kullanacakmış da. Hatta, daha gerilere gidilmiş, 27 Mayıs ihtilali Ergenekon’un eseriymiş. Hatta, anladığım kadarıyla bunun daha da gerisi varmış.

Bakalım daha neler varmış. Bir varmış bir yokmuş.

(Unuttuğum bir konu oldu; APOKRİFAL, ortaçağda kiliseler birliğinin gerçek İncilleri yasaklılar listesine aldığı yasak kitaplar listesinin adıymış)

Fahrettin Özmen
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

Ana Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Hakkımızda | Künye | RSS | Reklam Ver | İletişim | karamandan.com | ANT Ajans
Elemtere fiş, kem gözlere şiş