karamandan.com

Organik Tarımı Destekliyorum

Organik tarımın en büyük destekçilerinden biriyim.

Kış aylarında toplasak toplam 5 kg. domates girmez evimize. Onlar da, 1 YTL'lik domatesler dururken 3-4 YTL'lik daha iyice ve az hormolu olduklarını düşündüklerimizden alınanlar. Hele, salatalık, biber kolay kolay girmez kışın.

Peki, sebze konusunda ne mi yapıyoruz kış aylarında? Güz aylarında derin dondurucumuza bilumum sebzeden ne kadar atabilirsek o kadar şanslı addediyoruz kendimizi. Sebze dondurmanın da çeşit çeşit yöntemi var. Sebzelerin alım işleri bana ait, depolama işlerini de eşim üstlenmiş durumda. Domatesin çeşit çeşit dondurulması yöntemi var. Bazı yemekler için kıyma makinasında çekiliyor, bazıları dilimler halinde, bazıları da minik küpler halinde. Biberin, patlıcanın da farklı dondurulma yöntemleri var.

 

Bizim evde ayçiçeği yağı çok az kullanılır. 7-8 yıldır sızma zeytinyağı hemen her soframızda her türlü yiyeceğimizi tatlandırıyor. İlk zamanlar biraz ağır gibi gelse de, alışmamız çok fazla zaman almadı. Ayçiçeği yağı yılda 5 kg. kadar kullanılıyor evimizde. O da, evimize gelen misafirlerin damak tadına uymadığı için zeytinyağı kullanamadığımız pasta ve böreklerde kullanılıyor. İşin aslı, pasta böreği kendimiz pek yemiyoruz (un, yağ, tuz, şeker zararlılarını bir arada ne kadar az tüketirsek kârdır diyoruz). Kızartma ise, ayda bir ancak yapılır ve o da çok az yağla çok az miktarda.

Ketçap, mayonez gibi ürünler de pek tüketilmiyor evimizde. Onun yerine domatesten yapılan soslar tüketiliyor soframızda.

Bal, en çok önem verdiğimiz gıdamız. Onu da yaklaşık 15 yıldır çok özel bir yerlerden alıyoruz. Saf bal, hiçbir mevsimde bir gram bile şeker takviyesi yapılmayan bal (laf aramızda, balı getirttiğim yerdeki balcılıkla uğraşan insanlar, reklam yapmadıkları için piyasada satılan kötü ballarla aynı fiyata satıyorlar o muhteşem ballarını).

Meyveleri mevsiminde tüketmeye çalışıyoruz. Elma, armut gibi meyvelerin küçük, aralarında kurt yemiş olanları bulunan tipte ve köylülerimizin pazarın bir köşesine getirdiklerinden almaya çalışıyoruz. Siz de deneyin, kıraç ortamda yetişmiş elmanın o natürel kokusunu aldığınızda vazgeçemeyeceksiniz.

Zeytinimizi kendimiz yapıyoruz. Çizik yeşil zeytin (anam babam usulü). Sızma zeytinyağı, kekik, limon üçlüsü ile de bir güzel sos yaptınız mı yemesine doyum olmuyor.

Bizim eve temmuz ayı gelmeden karpuz girmez. Kavunu ise ancak yerli üreticilerin kavunları yetiştikten sonra almaya başlarız.

Yoğurdumuzu genellikle Sertavul’da güvendiğimiz bir yerden alıyoruz. Hiç değilse nasıl yapıldığını biliyoruz. Peynir, yumurta da hakeza gayet doğal olanı tercihimiz. Krem peynir asla almıyoruz. Bir peynir üreticisinden öğrendiğim kadarıyla, krem peynirler iade gelen veya market raflarında son kullanma tarihi yaklaşmış peynirlerin tekrar işlenmesiyle yapılıyormuş. Ben bunu duyar da bir daha krem peynir alır mıyım?

Çay bizim evde pek fazla tüketilmez. Mümkün olduğunca açık içilir. Oralet tarzı toz meyveli içecekler asla girmez. Arada bir aldığımız meyve suyu olarak da son yıllarda revaçta olan % 100 meyve sularından alıyoruz. İçeriğinde meyve oranı daha az olan ve koku verilmiş olan meyve sularından pek bir farkı kalmadı artık son yıllarda % 100’lerin. En iyi meyve suyumuz genelde kışları sıkma portakal veya yazları limonata.

Normale göre biraz daha pahalıya mâl oluyor Organik Tarım ama, değer. Hiç değilse dedelerimin doğal yaşadıkları gibi yaşamaya çalışıyoruz.
Herkese selam ve saygılarımla.

 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

Ana Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Hakkımızda | Künye | RSS | Reklam Ver | İletişim | karamandan.com | ANT Ajans
Elemtere fiş, kem gözlere şiş