Hak’kın bize bahşettiği dünya nimetlerinin en evlâsı orada meydana gelmekte. Hayatta kalabilmemizi sağlayan gıdalarımızdan bahsediyorum.
Karadağ’ın kuzey kısmında yer alan Üçkuyu isimli bir köy var. Köy, dağın kuzey kısmında yer alan bir tepenin güney yamacına 1850’lerde kurulmuş. Çok değil 8-10 hane kadar var şu anda. Yeni nesil, hayatın zorluklarından ve eğitime verdikleri önemden dolayı epeydir (yaklaşık 40 yıldır) Karaman’a yerleşmiş durumda. Köyde herkes birbiri ile akraba.
Köyün ileri gelenlerinden öğrendiğim kadarıyla; dedelerinin dedeleri aslen Silifke’nin Tekir Kasabası’ndan (şimdiki ismi Atayurt ve Silifke-Mersin yolunun 8-9ncu Km.lerinde) gelmişler. O yıllarda Tekir’de bir çok yerde bataklıklar varmış ve dolayısıyla sivrisinekler de var. Haliyle sıtma tabir edilen ve sivrisinek türü canlıların insanlara nakliyle bu hastalık hızla yayılırmış. Bir çok insan bağını bahçesini bırakıp yükseklere çıkmışlar. Üçkuyu’nun büyük dedeleri o kadar korkmuşlar ki anlaşılan bu sıtmadan, gide gide soluğu Karadağ’ın en zirvelerinde almışlar.
Gelelim bu köyü neden ele aldığımıza. Köyde içme suyu bile yok denecek kadar az. Köyün kuzey cephesinde bulunan tepeden çok az bir kar suyu süzüntüsü bulmuşlar ve oraya küçük bir toplama havuzu yapıp köye kadar borularla nakletmişler. Köydeki az yüksek bir yerde diğer bir depoda biriken su, sabahtan akşama kadar köye ancak yetiyormuş. Öyle ki, bir şey dikkatimi çekti köyde. Hemen her evin çatı oluklarının altında büyük büyük bidon ve damacanalar veya büyük kayalardan oyulmuş su çanakları var. Kış ve bahar boyunca akan kar ve yağmur suları bu damacanalarda biriktirilip temizlik suyu olarak kullanılıyormuş.
Gelelim, yazımızın başlığındaki esas mevzuuya. Köyün içme suyu bile yokken, dünyada yiyebileceğiniz en lezzetli sebze ve meyveler nasıl olur da bu köye olabilir. Cevap; köy ve civarının toprağı kumlu ve su tutucu özelliğe sahip bir toprak yapısında. O nedenle de, bu köyde sebzeler de dahil olmak üzere meyve ağaçları ve diğer hiçbir bitki maalesef sulanamıyor. Peki nasıl oluyor da susuz domates yetişiyor? Bizim bildiğimiz, domatese, mısıra, salatalığa sıcak yaz aylarında 2-3 günde bir su verilirken bu köyde neden su verilemiyor? Verilemez elbet. Çünkü yukarıda bahsettik ya, köyün içmeye bile suyu yok. Hepsi toprağın içerisinde gizli.
Fakat, bütün bu susuzluğa rağmen, o köyde o kadar güzel ve sulu sebze meyve olur ki, tadına da doyum olmuyor. Üstelik, hayvan gübresinden başka gübre de yok bağ ve bahçelere. Hatta, köylü kendi arasında karar almış, toprağı alıştırmamak adına suni gübre ve zirai ilaç kullanmayacaklarmış yaşadıkça.
Köyün insanı da bambaşka. Hakiki Yörük sülalelerinden geldikleri için bir o kadar cana yakın ve misafirperverler. Bir tabak çorbaları olsa, hiç şüpheniz olmasın cân’ı gönülden sizinle paylaşırlar.
Bir gün pazarda tesadüf ya, bir kiraz veya elma veya domates satılır da bu Üçkuyu köyünden derlerse ve satıcıya güveniniz oluşmuşsa, gözü kapalı alabilirsiniz. Hatta, size şöyle söyleyeyim; Üçkuyu Köyü’nden tanıdığınız varsa kendilerinden birkaç tane domates getirmelerini isteyin ve bakın tadına. Susuz ve hakiki domates nasıl olurmuş görün. Ne yalan söyleyeyim, bana her sene bir şeylerin tadına bakmak nasip oluyor bu köyde yetişen bitkilerden.
Köyün bu natürel güzelliğinin yanında, tarihi güzellikleri de yok değil.
Köyün mahallesi gibi olan ve 2-3 Km. kadar yukarıda bulunan Değle Köyü var bir de. Köy, eski kilise ve manastırların içerisinde kurulmuş. Etrafta görebildiğiniz her yerde tarihi bir eser muhakkak var.
Üçkuyu Köyü’nün bir de yaylası var yukarıda. Yazın güneş gittiği andan itibaren üşüyeceğiniz bir yayla. Yaylada yazın kalanlar var. Onlar da, hormonsuz ve tamamen doğal bitkilerle koyun-keçi yetitştirirler. Hiç koyun gibi kokmayan kuzu eti yemek isterseniz, oradan gidip alabilirsiniz. Tamamen yayla havasında yayla kuzusu. Ben yedim ve hâla derin dondurucuda var.
Şu sıralar bir duyum geldi kulağıma. Karadağ’ın altını üstüne getireceklermiş yabancılar. En son duyduğum 4 tane profesör araştırmalar yapıyorlarmış ilk olarak nereyi kazsak da nasiplensek diye.
Karaman halkımızın Üçkuyu’yu görmelerini tavsiye ederim. Köyün yerini sorarak öğrendikten sonra köy muhtarı Hüseyin Bey’e ulaştığınızda eğer önemli bir işi yoksa o size muhakkak yardımcı olacaktır.
Herkese selam ve saygılarımı sunuyorum.
Fahrettin Özmen
Karaman’ımızdaki güzellikler her ortamda dile getirilmekte sevgili okurlar.
